Yalanı gerçek gibi yaşamak

Yalanların oluşturduğu sahte gerçekler dünyasında saraylarda yaşamaktansa, gerçeğin oluştur- duğu hakikat dünyasında gecekondularda yaşamayı tercih etmeli Müslüman.

0 109

Dr. Ahmet Kurucan

“Yalanı gerçek gibi yaşamak.”

Tabir bana değil, Ahmet Altan’a ait.

 

Şöyle diyor deneyimli yazar: “Gerçeklerin “gerçek” olabilmesi için önce onları kendimize itiraf etme- miz gerekiyor.”

Sonra devam ediyor: “Yalnız itiraf ettiğimizde bütün gerçeklerin, görüntülerin hatta hayatımızın deği- şeceğini bilerek itiraf etmek kolay değil.”

Ne oluyor o zaman?

Gerçekleri ne kendimize ne aynı yastığa baş koyduğumuz eşimize ve ne de en yakınlarımıza itiraf edebiliyoruz.

Onun için yine Ahmet Altan’ın ifadesiyle: “Birçok yalanı gerçek gibi yaşıyoruz o zaman, yalan bizim gerçeğimizin bir parçası oluyor. O yalanlar dışarıdaki gerçeklerden daha hoş daha sevimli geliyor insana.”

Doğru mu bu tespitler?

Sorunuz bana ise evet maalesef ve maalesef doğru.

Zira insan kendisine o yalanların yalan olduğu gerçeğini itiraf ederse, içinde bulunduğu dünya yıkıla- cak. Sudan çıkmış balık gibi ortada kalacak.

Ne yapacağını, nereye gideceğini, hangi yöne savrulacağını, kiminle dost olacağını, şimdiye kadar

 

kendisini dost diye, doğru diye, samimi diye bildikleri insanların yüzlerine nasıl bakacağını bilemeyecek.

Şaşkınlık hâkim olacak hayatına. Belki de korku ve endişe kaplayacak düşüncelerini. Hedefler değil kaygılar yönlendirecek bundan sonraki hayatını. İşte tam burada bir lahza durup soluklanalım.

Kimden bahsediyoruz? Benden, senden, ondan, bizden, sizden, onlardan. Yani? Bütün insanlardan. Ama özellikle Müslümandan ve Müslümanlardan. Neden Müslümandan ve Müslümanlardan? Çünkü inanılan ve hayata taşınması gereken değerlerde yalanın yeri yok da ondan.

Bunu bilmek için İlahiyat tahsili almış olmanıza gerek yok. Her Müslümanın bildiği ve küçüklükten beri öğretilen şeydir bu: yalanın dinde yeri yoktur, büyük günahtır ve hükmü de haramdır.

Nokta.

 

Devası bulunamayan kanser virüsü gibi!

Şimdi geriye dönelim ve şu soruyu soralım; kişi içine girdiği bir girdapta yalan söylemenin haram ol- duğu gerçeğini hatırlamak istemeyebilir mi?

El-cevap: Evet.

Zaten baştan beri anlatmak istediğimiz ve yalandan, yalanlardan müteşekkil gerçekler dünyasının ku- rulma nedeni de bu.

Halbuki Müslümandan beklenen tavır şudur; hayır, ben kabullenmiyorum demek ve gerçeğin yanın- da yer almaktır. Öyleyse gerçekten, hakikatten ve doğrudan yana bir tavır alışı hepimiz göstermeliyiz.

Ben, sen, o, biz, siz, onlar.

Müslüman bu tavrı gösteremiyorsa o zaman imanını ve imanının yaptırım gücünü sorgulasın. Çünkü Allah “Anneniz babanız hatta kendi aleyhinize bile olsa doğruyu söyleyin, bütün samimiyetinizle haktan ve adaletten yana olun” diyor Kur’an’ında. (4/135)

“Konuştuğu zaman yalan söylemeyi” nifak alameti sayıyor Hz. Peygamber hadislerinde. (Buhari, İman,

2)

Ulema bir “lafz-ı kafir” olarak nitelendiriyor ve şahitliğinin kabul edilmeyeceğinden başlayan nice hü-

kümlere imza atıyorlar yaptıkları içtihatlarda.

Hayır, hayır, ahirette Allah’a hesap vereceğiz.

Öyleyse, yalanların oluşturduğu sahte gerçekler dünyasında saraylarda yaşamaktansa, gerçeğin oluş- turduğu hakikat dünyasında gecekondularda yaşamayı tercih etmeli Müslüman.

Son bir soru: O girdaptaki kişi benim bugüne kadar yaşadığım hayatın hepsi mi yalan? Ben bir yalanın peşinden mi koşmuşum ömür boyunca derse?

Demesin ve dememeli. Kendi iyi niyetini, samimiyetini görsün aynada. “Bugün olsaydım yine aynı yer- de dururdum” desin.

Ama beri tarafta da şunu da unutmasın, yalan yüzde bir oranında bile olsa bir bünyeye girince o bün- yenin tamamını çökertir.

Devası bulunamayan kanser virüsü gibi. İçten içe, günden güne bitirir o virüs o sağlıklı bedeni. Öyley- se yapılacak şey yalan virüsünün bünyeye girmesine izin vermeme, yalandan fersah fersah uzaklaşma, sadece ama sadece doğruyu söylemedir.

Allah katında sıddıklardan yazılmanın yolu da bu değil mi Peygamberimize göre?

Haber Bültenimize Abone Olun
Haber bülteni aboneliğini istediğiniz zaman iptal edebilirsiniz.
error: Tüm içerik teliflidir. Kopyalanması yasaktır.