Tabir rüyadan önemlidir

Rüyaların yorumu, rüya görenin ismi, yaşı, mesleği, toplumdaki konumu hatta rüyanın görül- düğü mevsime göre değişiklik arz edebilir. Tanışmayan ve hâlet-i ruhiyelerini çok iyi bilmeyen kimselerin birbirlerinin rüyasını yorumlaması çok defa isabetli olmayabilir.

0 70

Bu âlemle melekût âlemi arasındaki irtibatın sürekliliğine işaret eden sadık rüyalar, nadiren tabire ihti- yaç olmayacak şekilde açık görülürken genelde manasını herkesin bilemeyeceği haberler taşırlar.

 

Tabir, tefsir ve tevil gibi hakikati arama çabasıdır. Rüyalardaki ilahî maksadın anlaşılabilmesi, ancak misal âlemihe ait sembollerin bizim dünyamızdaki karşılıklarının bilinmesi ve naslara uygun olarak tabir edilmesiyle mümkündür.

Miraç yolculuğunda Efendimiz’e süt, şarap ve bal ikram edilmesi ve O’nun süt dolu bardağı (fıtrat ve ilim) tercih etmesi, Hz. Yusuf kıssasında kıtlık ve bolluğun inek ve başakla anlatılması gibi rüyaların tevil edilmesi gereken mecazî bir dili vardır.

Rüyaların yorumu, rüya görenin ismi, yaşı, mesleği, toplumdaki konumu hatta rüyanın görüldüğü mevsime göre değişiklik arz edebilir. Tanışmayan ve hâlet-i ruhiyelerini çok iyi bilmeyen kimselerin bir- birlerinin rüyasını yorumlaması çok defa isabetli olmayabilir.

Âdet-i sübhaniye açısından, rüyaların büyük ölçüde yorumlandığı şekliyle gerçekleştiği unutulmama- lı, başkalarına anlatırken ve tevil ederken çok dikkatli olunmalıdır.

 

Ka’de-i ûlâ ve ahîre unutulursa ne yapılmalı

Dört rekatlı namazların ikinci rekatında ettehıyyâtü’yü okuyacak kadar oturmak (ka’de-i ûlâ) vacip, son rekatında teşehhüd miktarı oturmak ise (kâde-i ahîre) farzdır.

Birinci oturuş unutularak ayağa kalkılırsa, namazın sonunda sehiv secdesi yapılması yeterli olur.

Son oturuş unutulup ayağa kalkılırsa, rükû ve secde yapılmadan hemen oturulur, tahiyyât okunarak namaza devam edilir ve farz tehir edildiği için de sehiv secdesi yapılır. Fakat farz namazın son rekâtında ayağa kalktıktan sonra rükû ve secde yapılmış ise bir rekât daha ilave edilip 6’ya tamamlanır. Bu namaz artık nafileye dönüştüğü için farzın tekrar kılınması gerekir.

Son oturuşta tahiyyât okunduktan sonra yanlışlıkla ayağa kalkılarak 5. rekâtın rükû ve secdesi yapılırsa bu namaz da 6’ya tamamlanarak bitirilir. İlk dört rekât farz, son iki rekât da nafile olacağından bu nama- zın iadesi gerekmez.

 

Ehl-i sünnet ve’l cemaat ne demektir?

Ehl-i sünnet ve’l-cemaat herhangi bir mezhebin adı olmayıp Kur’an ve sünnete bağlı olan mezhep- lerin tümünün ortak adıdır. Dolayısıyla İmam-ı Azam, İmam-ı Şafii, İmam Malik ve Ahmed b. Hanbel’in oluşturdukları fıkhî mezheplerle Maturidilik, Eş’arilik gibi itikâdî mezhepler ve tasavvuf imamları Ehl-i sünnet ve’l-cemâat anlayışına dahildirler.

Sünnet kavramı bidat ve hurafelerden sakınmayı, cemaat kavramı da ayrılığa düşmeden vahyin ilk muhatapları olan sahabe efendilerimizin yolundan ayrılmamayı ifade etmektedir.

 

AYET

“Her kim güzel bir (işte) aracılık ederse, ona o işin sevabından bir pay vardır. Kim de kötü bir (işte) aracılık ederse, ona da o kötülükten bir pay vardır. Allah her şey üzerinde kadirdir.” (Nisa, 85)

 

HADİS

“Sevdiğin kişiyi ölçülü sev, çünkü o, bir gün buğz ettiğin biri olabilir. Buğz ettiğin kimseye de ölçülü buğzet, çünkü o, bir gün sevdiğin bir dostun olabilir.” (Tirmizî, Birr ve’s-Sıla, 60)

 

ŞİİR

 

Dest-i a’dâdan soğuk su içme kandırmaz seni Korkma düşmandan ki âteş olsa yandırmaz seni

Müstakîm ol, Hazret-i Allah utandırmaz seni (Said Paşa)

Haber Bültenimize Abone Olun
Haber bülteni aboneliğini istediğiniz zaman iptal edebilirsiniz.
error: Tüm içerik teliflidir. Kopyalanması yasaktır.