Şeytanla mücadele edemiyorum!

Gerçekten günümüz şartlarında insanın inançlarını gereği gibi yaşaması kolay değil. Evde bazı sorunlar olabiliyor. Eşiniz ya da yavrunuzun sağlığı ve hastalıkları, maişet derdi derken bunlar “aura”mızda bazı delikler açıyor. Şeytan da bu gediklerden giriveriyor.

0 73

 

Soru: “27 yaşında bir çocuk babası, güvenlik görevlisiyim. Bazen namazımı dosdoğru kılıyor, bazense hiç kılmıyorum. Şeytanla mücadele edemiyorum. Şeytan bir güvenlik görevlisi olan şahsımın ahiret güvenliğini bozuyor.” (E.T.)

 

Sevgili E.T. Malindeki (E.T.) harflerini okuyunca hani şu bizim sevimli uzaylı E.T.’den mi, yani uzaydan mı acaba, dedim.

Maili okuyunca namaz, şeytan, ezan, güvenlik, ahiret vs. bunların hepsi “gök”lerle alakalı mevzular.

Öncelikle bu genç yaşınızda ibadetlere ve sonsuz yaşama karşı gösterdiğiniz ince duyarlılıktan ötürü size tebrik ve takdirlerimi gönderiyorum.

Ayrıca namazlarınızı ne denli içten kıldığınız çok açık; zira şeytan bundan rahatsız olup size ilişiyor, ruh halinizi bozmak istiyor.

Dert babası’na şeytanın hiç musallat olmadığını (!) bilseydiniz tayininizi buraya aldırır, benim ahiret güvenliğimi sağlamaya çalışırdınız!

Gerçekten günümüz şartlarında insanın inançlarını gereği gibi yaşaması kolay değil. Güvenlikçisiz, stres diz boyu. Evde bazı sorunlar olabiliyor. Eşiniz ya da yavrunuzun sağlığı ve hastalıkları, maişet derdi derken bunlar “aura”mızda bazı delikler açıyor. Şeytan da bu gediklerden giriveriyor. Buradan çıkartılacak iki güzel sonuç var:

  1. Şeytan huzurumuza ilişiyor. Demek ki bu işten memnun değil. Demek ki doğruyu iyi bir şekilde yapıyorum.
  2. Şeytanla mücadele etmem gerekiyor. Demek ki Allah benim mertebemi ve seviyemi yükseltmek murat etmiş.

Risk ise mücadeleyi bırakıp teslim-i silah etmektir. Ama sizin gibi civanmert bir güvenlikçi de bunu yapmayacağına göre.

Ayrıca bilirsiniz, risk olan her şeyde kazanç ihtimali o kadar çok artmaktadır. Zaten canınız kılmak istemediği vakit zor da olsa abdest alıp ilk tekbiri getirdiğinizde üzerinizdeki o negatif baskı birden dağılacaktır.

Gerekirse böyle “kabz” sıkıntı hallerinde yalnızca farzınızı kılınız. Zaten başlayınca bir rahatlık ve huzur hissedecek ve kazaya kalmışları da halledeceksiniz.

Doğru sözlü Kainat Efendisi, namaz vakti girince Hz. Bilal’e “Erihna ya Bilal!” diyerek (Ruhumuzu ferahlat, rahatlat bizi Ey Bilal!) namazın İlahi huzurda müthiş bir rahatlık olduğunu belirtmiyor mu?

Bir tarafta Allah, Peygamber, Kur’an, melekler, Cennet, Dert Babası ve tüm inananların duası; diğer kefede süfli şeytan. Sizce bu maçı kim kazanır?

Tezahüratlarımız size sevgili E.T. Eğer şeytan aklınıza kötü şeyler getirirse hakemden (Ahkemü’l-Hâkimîn’den) 1 ve 2 no’lu anonsları yapmasını ister, şeytanın ağzını ve sahasını kapattırırız evvelAllah!

Güvenlikte ve sağlıkla kalın.

 

*** *** ***

Yaşamak neden bu kadar zor?

 

Soru: “Yaşamak neden bu kadar zor? Şu anda sevdiğim kimseler hayatta değil, ben ise ayakta kalmaya çalışan bir kimseyim. İnancım olmasa o da olmazdı. Neden mutsuzum? İçimdeki sıkıntıyı nasıl giderebilirim, insanlara tekrar nasıl güvenebilirim?” (S.N.)

 

Değerli okurum!

Sanıyorum sevdiklerinizin önemli bir bölümünü cennete uğurlamışsınız ve hayattaki bazı zorluklar da üst üste gelmiş. Eğer kayıplarınız ya da kaybınız henüz çok yeni ise bu bakış tarzı normal ama 2-3 ay gibi bir süre geçti ise “yas reaksiyonu” süresini aşmış olduğunuzdan bir uzman yardımı gereklidir.

Hayatın zorluklarla dolu olduğunu, nasıl bir hayatınız olursa olsun mutlaka başınıza gelenler yüzünden hissedersiniz. Hayatla mücadele ederken çok fazla şey beklemek yerine onun bizden neler istediğine bakmak ve onları değerlendirip hayatımıza ona göre yön vermek yaşamdan zevk almak için gerçekten önemli bir adımdır.

Yoksa baştan hayatın kendisinden nefret ederek ve onu zor kabul ederek işe başlarsak o zaman yaşamdan zevk almak için sonradan yapacağımız mücadele boşa gidebilir.

O yüzden doğduğumuz andan itibaren gelişen ve yaşanılan olayları içselleştirerek hayattan zevk almaya başlarız ve bu süreç devam eden bir süreç halini alır.

“Bir gün nasılsa mutlu olacağım” diye yola çıkılmaz. O bir hedef değil, yaşanılan her olaydan çıkartılacak bir olgudur.

Elbette bazı anlarda bir inkıta olabilir. Güneş “küsuf”ta biraz tutulur ama bir müddet sonra yine aydınlanır.

Genelde eş, dost ve arkadaşlarıma “kendinize vakit ayırmıyorsunuz” dediğimde bir duraksamanın ardından cılız bir “evet” gelir. Oysa insanın kendine zaman ayırması demek o dilimi tamamen kendisi için harcaması demektir.

Eğer o vakit içinde başkalarının işleriyle uğraşmaya devam ederseniz, bu kendinize zaman ayırmanız demek olmaz. Arada sırada kendinize vakit ayırın ve kendinizi dinleyin.

Bunun inanılmaz yararını göreceksiniz. Belki de sadece canınızın sıkıntısı geçmekle kalmayacak, kendinizle ilgili diğer konularda da yeni şeyler keşfedeceksiniz.

Huzurlu ve mutlu kalın…

Haber Bültenimize Abone Olun
Haber bülteni aboneliğini istediğiniz zaman iptal edebilirsiniz.
error: Tüm içerik teliflidir. Kopyalanması yasaktır.