Sevginin mayaladığı yuvalar

O’nun (s.a.s.) yuvası sevgi ile mayalanmış, saygı ve hürmetle tezyin edilmifl cennet köflelerinden bir köfleydi. O hanelerde sesler fısıltı desibelinde, gülmeler tebessüm renginde, kelimeler edep ipine dizilmiş inciler kadar zarif, hareketler meleklerin geçişleri kadar endamlıydı.

0 24

Kâinatın İftihar Tablosu (s.a.s.) varlığın özü, ilk yaratılan nur, üstad-ı mutlak, muktedâ-yı küll, rehber-i ekmeldir.

O (s.a.s.), her haliyle insanlığa örnek olarak yaratılmıştır. Zaten yeryüzüne gönderiliş gayesi de budur. Kur’an şu ayetiyle bu durumu nazara verir: “Andolsun ki, sizin için, Allah’ı ve ahiret gününü umanlar ve Allah’ı çokça zikredenler için Allah’ın Resulü’nde güzel bir örnek vardır.” (Ahzab, 21)

Kalp istikametini tesis eden, yuvalarımızı cennete çeviren ve toplumu tefessüh etmekten kurtaracak tüm değerler manzumesini Allah Resulü (s.a.s.) yaşayarak göstermiş ve insanları dünya-ahiret huzuruna irsal edecek nurdan bir yol bırakmıştır.

Yuvalarımızı O’nun (s.a.s.) ortaya koyduğu prensipler bir kandil gibi aydınlattığı müddetçe aile hayatımız nurun isabet ettiği prizmadan çıkan tayflar gibi rengarenk bir hal alacaktır.

Yuva bir moleküle benzetilecek olursa; bu moleküllerin aileleri, cemiyetin heyet-i umumiyesini teşkil ettiği söylenebilir. Ya da mikro âleme inerek, yuvaya atom nazarıyla bakılırsa; anne-babayı onun nötron ve protonu olarak, o cazibeye kapılıp onların etrafında pervane gibi dönen elektronları da kız erkek evlat gibi görülebilir.

İşte o cazibe ise aile içi sevgi ve muhabbettir. Karşılıklı sevgi, saygı ve hürmetin mayaladığı yuvalar cennet meltemlerinin estiği bereketli bir iklime dönüşecektir.

Evet O (s.a.s.), her konuda olduğu gibi yuvalarımız için de en güzel örnektir. Mübarek dudaklarından dökülen şu prensip bile tek başına yuvaları ayakta tutacak öze sahiptir: “Müminlerin iman bakımından en mükemmeli, huyu en iyi olanıdır. Hayırlınız, kadınlarına karşı hayırlı olanlardır.” (Timizi, Radâ 11)

Allah Resulü (s.a.s.) eşlerinin karakterlerini, huy ve seciyelerini iyi bilir ve ona göre muamelede bulunurdu. Şu Hadis-i Şerif tek başına eşler arasındaki uyuşmazlıkları büyük ölçüde halledecek nâfi bir iksir gibidir: “Bir kimse efline kin beslemesin. Onun bir huyunu be€enmezse, bir baflka huyunu be€enir.” (Müslim, Radâ` 61) Güzel bakma, güzel düşünme ve hayattan lezzet alıp şu fani hayatı ahiretin verimli fidanlığı haline getirmenin en kestirme yolu.

Evet O (s.a.s.), annelerimizin nazara verilecek örnek huy ve özelliklerine bakar ve bir sıkıntı, uyuşmazlık hasıl olduğunda bu adese ile problemleri hallederdi.

 

Hz. Cüveyriye annemiz, Beni Müstalik reisi Hâris bin Ebu Dırar’ın kızıydı. Beni Müstalik seferinde esir edilmiş, babası esir düşen kızını kurtarmak için Medine’ye gelerek fidyesini ödedikten sonra onu Efendimiz’le (s.a.s.) evlendirmiş ve böylece Hz Cüveyriye müminlerin annesi olmuştu.

Bu evliliği duyan Müslümanlar, Efendimiz’i (s.a.s.) memnun etmek için onun hısımları olarak kabul ettikleri Mustalikoğulları’na mensup diğer esirleri de serbest bırakmışlardı.

Hz. Cüveyriye annemiz bir gün Efendimize (s.a.s.) diğer hanımlarının: “Sen hür zevcesi de€ilsin, cariyesisin” dediklerini hüzünle anlatınca, Efendimiz (s.a.s.): “Senin mihrin hepsininkinden büyük de€il mi, senin sayende kavminden k›rk kifli azad edilmedi mi?” diyerek gönlünü almış onu memnun etmişti.

 

Efendimiz, eşlerine incitici sözler söylemezdi

Hz Safiyye annemiz Hayber reisi Huyey ibni Ahtab’ın kızıydı. Yahudi bir aileden gelmesi Efendimiz’in (s.a.s.) diğer hanımları arasında konu olmuş, kendilerinin Rasûlullah (s.a.s.) ile aynı soydan geldiklerini söylemeleri Hz Safiyye annemizi üzmüştü. Söylenenleri Allah Resulü ’ne (s.a.s.) anlatınca O (s.a.s.): “Benden nas›l daha hay›rl› olabilirsiniz ki eflim Muhammed, babam Harun, amcam Musa’d›r deseydin ya!” sözleriyle onu teselli etmiştir.

Efendimiz (s.a.s.) eşlerini aşağılamaz, kötü ve incitici sözler söylemez, söylenmesini de istemezdi. Şu örnek ise Allah Resulü ’nün (s.a.s.) eşlerine duyduğu sevgi ve saygıda ne kadar hassas olduğunun delilidir:

Hac yolculuğu esnasında Hz Safiyye’nin devesi hastalanınca Allah Resulü (s.a.s.) diğer bir hanımı Hz. Zeyneb bint Cahş’a yanında bulunan fazla develerden birini ona vermesini söylemiş; onun: “Yahudi’ye mi verece€im?” demesi üzerine, Efendimiz (s.a.s.) bir süre Zeyneb (ranha)’in yanına gitmemiştir. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 6)

Evet O’nun yuvası sevgi ile mayalanmış, saygı ve hürmetle tezyin edilmiş cennet köşelerinden bir köşeydi. O hanelerde sesler fısıltı desibelinde, gülmeler tebessüm renginde, kelimeler edep ipine dizilmiş inciler kadar zarif, hareketler meleklerin geçişleri kadar endamlıydı…

Haber Bültenimize Abone Olun
Haber bülteni aboneliğini istediğiniz zaman iptal edebilirsiniz.
error: Tüm içerik teliflidir. Kopyalanması yasaktır.