Ramazan’ı hakkıyla değerlendirebiliyor muyuz?

Her mümin, Ramazan ayında tuttuğu orucun gönüllerde bıraktığı heyecanı ve zevki, hayatı boyunca unutmayacak, onu komşularına, arkadaşlarına ve gelecek nesillere tatlı bir hatıra olarak intikal ettirecektir.
M. Ali Şengül

0 106

Ramazan-ı Şerif bir Kur’an ayıdır. Çünkü Kur’an, Ramazan ayında nazil olmuştur. Âlem-i semaya Kadir Gecesi’nde inmiş bulunan Kur’an, değişik nüzul sebepleriyle 23 yılda tamamlanmıştır.

Dünya ve ahiret hayatımızın saadet kaynağı olan Kur’an-ı Azimüşşân, Allah’ın (celle celâluhu) kullarına en son mesajıdır.

Kıyamete kadar, O’nun hükmü bakidir. Kimse O’na zarar veremeyecek, O’nu tahrif edemeyecektir. Çünkü O’nun sahibi Allah’tır ve “Kur’an’ı Biz indirdik, onun muhafızı Biziz.” (Hicr, 15/9) ilâhi teminatını bizlere bildirmiştir.

Yerler, gökler ve dağlar bu yüce emaneti yüklenmekten kaçındığı halde, insan onu yüklenmiştir. Yani, uhdesine aldığı bu emanetin mesuliyetini taşımaktadır. Parasını kasalarda, namusunu kilitli odalarda koruyan insan, dinin haysiyeti, şerefi ve namusu olan Kur’an’a arka çıkamazsa mesuliyetten kurtulamaz.

Şu ilâhî ikaz bizi emanete sahip çıkma konusunda gayrete getirmelidir: “Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse bilsin ki, Allah onların yerine öyle bir topluluk getirir ki, Allah onları sever, onlar da Allah’ı severler. Onlar mü’minlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı onurlu ve zorludurlar. Allah yolunda mücadele eder ve bu hususta dil uzatan hiçbir kimsenin ayıplamasından korkmazlar. İşte bu, Allah’ın öyle bir lütfudur ki, onu dilediğine verir. Allah, Vâsi ve Alîmdir (ihsanı boldur, her şeyi hakkıyla bilir). (Mâide, 5/54)

Allah’ın kâinatı şenlendiren geniş rahmetini görmemek körlüktür. Allah (celle celâluhu) kudret ve iradesiyle yarattığı bu muhteşem ve mükemmel kâinatı, güneşi ve ayı, hayvanları bitkileri, canlı cansız her şeyi insanın emrine vermiştir.

Bizler için yaratıp emrimize verdiği bütün varlığın yaratılış gayesini ve hikmetlerini Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz aracılığıyla bizlere tebliğ ettirmiş ve manasını Kur’an-ı Mucizü’l-Beyan’la bildirmiştir.

İnsanın sorumluluk sınırını teşkil eden hususların başında tevhid, nübüvvet, ahiret ve (adalet ve ibadeti de içine alan) Allah’a ve yaratılmışlara karşı vazifeleri yerine getirmede istikamet gelir.

Bu gerçekler, ilk defa Mekke’de nazil olduğu zaman Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) tarafından yaşanarak temsil edilmiştir. Temsilcisi olmayan bir dinin tebliği de hiçbir zaman sağlıklı olmaz.

 

Ramazan’da bütün uzuvlarımız oruç tutmalı

Ramazan ayında Kur’an ruhunu ruhlarına sindirenler, namazları, oruçları, evrâd ve ezkârı, dua, tazarru ve niyazları yanında aynı zamanda Kur’an’ı muhteva derinliği içinde okumaya çalışarak, O’nu sanki yeni nazil olmuşçasına değerlendirerek örnek olmaya ve onu sevdirmeye gayret etmişlerdir.

“Evveli rahmet, ortası mağfiret ve sonu günahlardan temizlenme” olan gufran ayındaki huzuru ancak bütün uzuvları, duygu ve düşünceleriyle oruç tutan müminler duyup yaşayabilir.

Rahmet ve mağfiretiyle gönülleri yıkayan mübarek ayın geçen yıl şerefine erişip de, bu yıl aramızda bulunmayan pek çok insan vardır. Bununla beraber İslâmiyet’le yeni tanışmış, Ramazan ve orucun heyecanını ilk defa yaşayanlar da az değildir. Bir de anne babasını zorlayıp, yalvararak sahura kalkan, oruç tutan yavrular da vardır.

Yeni Müslüman olmuş ve ömründe ilk defa oruç tutan bir delikanlı: “Hayatımda ilk defa suyun ne kadar kıymetli olduğunu iliklerime kadar hissettim.” diyor ve gözleri doluyordu. Evet oruç, Allah’ın her nimetinin kıymetini bizlere ne güzel hatırlatıyor.

Her mümin, Ramazan ayında tuttuğu orucun gönüllerde bıraktığı heyecanı ve zevki, hayatı boyunca unutmayacak, onu komşularına, arkadaşlarına ve gelecek nesillere tatlı bir hatıra olarak intikal ettirecektir.

Haber Bültenimize Abone Olun
Haber bülteni aboneliğini istediğiniz zaman iptal edebilirsiniz.
error: Tüm içerik teliflidir. Kopyalanması yasaktır.