Oruç da bizi tutsun

Oruç, kulun Allah nezdinde liyakat kazanması adına bir fırsat, Cennet’e ehil hale gelmesi adına bir imkân, Cemâlullah’ı müşahede etmek için gerekli olan kıvamı elde etme yolunda çok önemli bir nimettir.
Süleyman Sargın

0 30

Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) bir keresinde minbere çıkıyordu. Merdivenden yukarı çıkarken birinci basamakta “âmin!” dedi. İkinci basamakta yine “âmin!” dedi. Üçüncü basamakta bir kere daha “âmin!” dedi.

Hutbeden sonra sahabe efendilerimiz, “Bu sefer senden daha önce duymadığımız bir şeyi duyduk yâ Rasûlallah! Eskiden böyle yapmıyordunuz, şimdi minbere çıkarken üç defa “âmin” dediniz. Bunun hikmeti nedir?” diye sordular.

Peygamber Efendimiz şöyle buyurdular: “Cebrâil (aleyhisselam) geldi ve ‘Anne-babasının ihtiyarlığında onların yanında olmuş ama anne-baba hakkını gözetmemiş, onlara iyi bakarak mağfireti yakalama gibi bir fırsatı değerlendirememiş kimseye yazıklar olsun, burnu yere sürtülsün onun!’ dedi, ben de ‘âmin!’ dedim.

Cebrâil, ‘Yâ Rasûlallah, bir yerde adın anıldığı halde, Sana salât ü selâm getirmeyen de rahmetten uzak olsun, burnu yere sürtülsün!’ dedi, ben de ‘âmin’ dedim. Ve son basamakta Cebrâil, ‘Ramazan’a yetişmiş, Ramazan’ı idrak etmiş olduğu halde Allah’ın mağfiretini kazanamamış, afv ü mağfiret bulamamış kimseye de yazıklar olsun, rahmetten uzak olsun o!’ dedi, ben de ‘âmin’ dedim.”

Bu üç meselenin ortak noktası şudur: Cenab-ı Hak, içinde bir kısım külfet ve zorluklar da bulunan bu üç sorumluluğu insana yüklemiştir. Fakat onlardaki esas ilâhî hikmet ve gaye onun gufrâna mazhar olması, affedilmesidir.

Ne var ki insan, o sorumluluğu yerine getirmediği için öyle bir nimetten tam istifade edememektedir. Bir insan, ihsân-ı ilâhî olarak anne ve babasını idrak etmiş; ihsân-ı ilâhî olarak nâm-ı Celîl-i Muhammedî onun yanında yâd edilmiş ve ihsân-ı ilâhî olarak Ramazan-ı Şerif’e erişmiş. Fakat bu nimetlerin, bu ihsanların kadrini bilememiş. Fırsatlar kapısına kadar gelmişken onları değerlendirmemiş, dolayısıyla da “burnu yere sürtülsün, yazıklar olsun” itabını hak etmiş oluyor.

Bu üç husustan biri olan Ramazan-ı Şerif orucu çok önemli bir ibadettir. Hem Kur’an hem Efendimiz orucun üzerinde çok ehemmiyetle durdukları gibi, değişik cezalarda kefaret olarak aynı zamanda oruç takdir edilmiş. Bazı suçlara karşılık 60 gün, 10 gün, bazen de 3 gün oruç kefareti emredilmiş. Demek ki o, günahları, hataları eriten çok önemli bir faktör, insanı temizleyen ve yükselten bir unsurdur.

 

Oruç nasıl tutulur?

Oruç, kulun Allah nezdinde liyakat kazanması adına bir fırsat, Cennet’e ehil hale gelmesi adına bir imkân, Cemâlullah’ı müşahede etmek için gerekli olan kıvamı ihraz etme yolunda çok önemli bir nimettir.

Allah Teâlâ orucu nasıl emretmişse ve O neye “oruç” diyorsa orucu öyle tutmak gerekir. Bu sebeple Ramazan-ı Şerif’ten beklenen neticeyi kazanması ve kendisine “yazıklar olsun-burnu sürtülsün” denmemesi için insan, yeme-içmeden kendisini alıkoyduğu gibi aynı zamanda, ağzını da münasebetsiz, manasız, yakışıksız lakırdılardan, hele gıybet ve iftira gibi şeylerden mutlaka uzak tutmalıdır.

Sadece günah içerenlere değil, gereksiz, faydasız konuşmalara karşı da tavır alıp ağzını hayırla açıp kapamalıdır. Hocaefendi’nin çokça vurguladıkları gibi dilini sohbet-i Cânân’la, kalbini iman ve ihlasla süslemelidir.

Gözlerini de aynı şekilde kontrol altına almalı, yasağa bakmamalı, baktığı şeyleri iyi görmeli, iyi yorumlamalı, her şeyden güzel manalar süzmelidir. Ramazan’ın hakkını vermek isteyen biri boş şeylerden kulaklarını uzak tutmalı, onları da Kur’an’a, sohbetlere ve güzel sözlere açmalıdır. Böylece ağzına ve midesine tutturduğu gibi orucu bütün organlarına tutturmalı, dâhili ve harici duygularına da oruç lezzetini tattırmalıdır.

Orucu sadece Allah emrettiği için tutmak ve içine başka hiçbir maksat ve gayeyi karıştırmamak büyük mükâfatlara mazhariyetin de vesilesidir. Allah Resûlü bir hadislerinde “Kim sevabına inanarak ve ecrini Allah’tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa onun geçmiş günahları affedilir.” buyururlar.

Bu müjdeye dayanarak, şayet her sene tutulan oruçla insanın geçmiş günahları affediliyorsa, insan son tuttuğu oruçla son işlemiş olduğu günahlardan da affedilmiş ve temizlenmiş olarak Allah’ın huzuruna gider.

Bunu başarabilen biri Allah’ın lütfuyla Ramazan’ı değerlendirmiş sayılır.

80%
Awesome
  • Design
Haber Bültenimize Abone Olun
Haber bülteni aboneliğini istediğiniz zaman iptal edebilirsiniz.
error: Tüm içerik teliflidir. Kopyalanması yasaktır.