O (sas) hem Muhacir hem Ensardı

Hazreti Âdem’in ‘cennetten dünyaya hicreti’ ile başladı bu yolculuk. Hazreti Nuh, Hazreti İbrahim, Hazreti Musa, Hazreti İsa ile devam etti. En sonunda İnsanlığın İftihar Tablosu, Efendimiz (sas) bu kutlu hicret yolundan yürüyüp gitti. Kapıyı da kıyâmete kadar açık bırakarak…

0 1.042

Göç, yaratıldığı günden bu yana durmak bilmeyen insanoğlu için önemli bir kavramdır. Kimisi dünyalık menfaati için terk etmiştir yurdunu, yuvasını, kimi de kendine yeni bir hayat kurmak ve eş bulmak için… Davası ve inancı uğruna göç etmek ise –ki buna biz Hicret diyoruz- Nebevî bir âdettir ve adanmışların en önemli vasıflarındandır.

Hazreti Âdem, hem ilk insan, hem ilk peygamber hem de ilk muhacirdi. Cennetten dünyaya hicreti evlatları olan tüm insanlığa rehberlik içindi. Hazreti Nuh, 950 senelik ömrünü karalardan sonra denizlerde de süren meşakkatli bir seyahatle taçlandırmıştı. Hazreti İbrahim, Babil, Hicaz, Kenan ili deyip durmadan dolaşmıştı.

Hazreti Musa, önce anne evinden Firavun sarayına geçmiş, oradan da Mısır ve Eyke arasında hep mekik dokumuş durmuştu. Hazreti İsa, eski peygamberlerin geçtiği bütün köprülerden geçmişti.

En sonunda da bu aydınlık yolun eşsiz rehberi, İnsanlığın İftihar Tablosu, zaman ve mekânın Efendisi, Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) bu yoldan yürüyüp gitti. Kapıyı da kıyâmete kadar arkadan gelenlere açık bırakarak…

MİRAÇ VE HİCRET

İnsanları Allah’la buluşturma gayesiyle seçilip dünyaya gönderilen Peygamberân-ı izâm’ın hayatlarında bu kadar belirgin olan Hicret, niyetin derinliği ölçüsünde insana kulluk yolunda çok büyük mesafeler katettirebilir. Nebiler Serveri (aleyhi’s-salâtü ve’s-selam) hem semavi seyahat olan Miraç’la hem de Hicret’le şereflendirilmişti. Miraç, sadece O’na mahsustu ve başkasına müyesser değildi; Hicret ise, belli şartlar altında, kıyamete kadar herkese açık bir nurlu yoldu.

Allah Resûlü’ne kadar, bu pırıl pırıl şehrahtan binler ve yüz binler yürüyüp gitmişti. Bu hicret zincirinin şüphesiz en anlamlısını da, sadıklardan sadık arkadaşlarıyla, Efendimiz (aleyhi ekmelü’t-tehâya) gerçekleştirmişti. O, “ayağını sağlam basabileceği emin bir mekâna yerleşmek, vefalı dostlarına sadık yardımcılar bulmak, arzın göbeğinden göğsüne sıçrayarak orada sitesini kurmak ve yepyeni bir tarih ve medeniyet projesiyle iç içe derinlikleri olan evrensel bir dine insanları ulaştıracak köprüler hazırlamak için” emri öteden, böyle bir göçe katlanmıştı.

Allah Resûlü, Risâletinin ilk yıllarında Mekke’nin inkârcı ve dayatmacı zorbaları karşısında her yolu deniyor, her çareye başvuruyordu; ama kalpleri taştan da katı bu zalimleri aşmak kolay olmuyordu. Vazife şuuru ve hizmet aşkına kilitli Hazreti Sahib-i Risalet, bu durum karşısında Mekke’nin dışında yeni muhataplar aramaya girişti. Tâif bu planın ilk denemesiydi. Taif aynı zamanda peygamberlik davasının Mekke dışındaki ilk konağıydı. Ve Taif, bir sürü eza ve cefaya rağmen, tek bir mü’min tesellisiyle, üzüntülü fakat ümitli geriye dönülen ilk hicret ülkesi olmuştu.

MEDİNELİ İLK 6 MÜSLÜMAN

Es’ad bin Zürare, Avf bin Hâris, Râfi’ bin Malik, Kutbe bin Âmir, Ukbe bin Âmir ve Câbir bin Abdullah, Medine’den ilk Müslüman olan 6 sahabidir. Allah dostları, bu sahabilerin, hem berekete hem de inayete vesile kabul edileceğini ifade etmişlerdir.

AKABELERİN ARDINDAKİ MEDİNE

Sonra Mina’nın sarp Akabelerinde taşradan gelenlerle gizli görüşmeler başladı. Medine’nin altı tâlihlisi, Kâinat’ın Efendisi ile (aleyhi’s-salâtü ve’s-selâm) müşerref olmuşlardı. İlklerden bu altı bahtiyar, insanlığın mâkus kaderinin değiştirilmesinde çok hayati ve önemli bir sürecin ilk basamaklarını oluşturuyordu. Vesile oldukları bu bereketli süreçten dolayı, Es’ad bin Zürare, Avf bin Hâris, Râfi’ bin Malik, Kutbe bin Âmir, Ukbe bin Âmir ve Câbir bin Abdullah isimleri Allah dostları tarafından hem hıfza, hem berekete hem de inayete vesile kabul edilmiştir.

Birinci Akabe’nin bu altı kahramanının Efendimiz hakkında bütün bildikleri, bir kulak dolgunluğundan ibaretti. Medine’de yerleşik İsrailoğulları öteden beri bir peygamber bekliyorlardı. Bunu da etraflarına sıklıkla söylüyorlardı. Bu küçük lakin önemli malumat o zaman, bir büyük gerçeğin kuluçkası ve madeni olmuştu. Mevsimi gelince de, ebedlere kadar “Ensar” nâm-ı celîliyle anılacak Medine halkının etekleri bu kutlu müjdenin meyvesi olan mücevherlerle dolmuştu.
Bu ilk altı kutluyu, daha sonra, ayrı bir on bahtiyar takip etmiş, müteâkip sene de, içinde kadınların da bulunduğu yetmiş kişilik bir topluluk gelmişti. Onlar hem ikrarlarını ilan ve teslimiyetlerini ifade edecekler hem de Efendimiz’i Medine’ye davet edeceklerdi. Bu maksatla yine bir kuytu yerde o Ebedî Halaskâr’la görüşmüş, biat etmiş ve O’na “Buyurun beldemize!” demişlerdi.

Hem biatlarında hem davetlerinde ciddiydiler.

“1- O’nun getirdiği her şeyi kabullenecek,

2- O’na teslim olacak,

3- Nefislerini, kadınlarını, çocuklarını koruma mevzuunda gösterdikleri aynı hassasiyeti O’na karşı da gösterecek,

4- O’nu bağırlarına basacak, koruyacak ve canlarından aziz tutacaklardı.” Bunun karşılığında da Allah onlara Cennet vaad ediyordu. Anlaşma tamamdı. Resûlullah’ın mübarek simasında tebessüm goncaları belirmişti. Ensar da memnundu. Medine’nin kapıları Muhacirlere ardına kadar açılmıştı.

MENZİLİ ÇOK, GEÇİDİ YOK, UZUN BİR YOLCULUK

Mekke üçer-beşer boşalıyordu. Kimi açıktan kimi gizli, herkes Medine’ye akıyordu. Efendimiz’in hicreti ise “Belanın en çetini hep peygamberlerin başına…” esasına göre gerçekleşecekti. Plan ve proje genişti ve emir göklerden gelmişti. Başlangıç ile varış arasındaki mesafeler insafsızdı. Bir baştan bir başa iblis ve gulyabaniler güzergâhı olan bu uzun yolda, her dönemeçte bir yığın fitne ateşi yanıyordu.

Ama bütün bu olumsuz şartlara rağmen, gönülleri ümit ve inşirahla coşturmaya yetecek bir kuvvet kaynağı vardı: “Hasbünallâhu ve ni’me’l-vekîl-Allah bize yeter, O, ne güzel vekildir.” Bütün hayatı boyunca olduğu gibi Hicret yolunda da bu dua Efendimiz’in dilinde ve gönlündeydi. Allah’a dayanmış, tevfike râm olmuş ve bu uzun yola koyulmuştu.

O (sallallahu aleyhi ve sellem) ve Sadık dostu, bu korkunç ölüm vadilerini teslimiyet ve tefviz kanatlarıyla aşa aşa münevver beldeye ulaştılar. Hem öyle bir ulaştılar ki, ne Sürâka’nın o dönemdeki karanlık düşüncelerine, ne Sevr Mağarası’nın içindeki ve dışındaki çıyanların ağına, ne de yoldaki haramilerin fiilî insafsızlığına maruz kaldılar.

Sürâka sahabeliğe namzet bir dosta dönüştü. Büreyde arkadaşlarıyla beraber İslâm’la tanıştı. Derken o Gül İnsan, tipinin-boranın estiği yollarda, her yanı gül bahçesine çevire çevire yeni beldesine vardı.
Duyguları kan, düşünceleri kan, gözleri kan bir sürü kanlı deli Mekke’de Allah Resûlü’nü yok etmek için plan yapadursun; Allah Resûlü, Medine halkının “seniyye-i veda” türküleri arasında otağını, bugünkü yeşil kubbenin bulunduğu kutlu yere kurdu ve kısa bir süre sonra mescitle iç içe mübarek hanesine yerleşti. Tarihlere ve takvimlere başlangıç olan bu Hicret, dünyanın o Sonsuz Nur’la tanışmasının da ilk basamağını oluşturmuştu.

Allah Resûlü ayrılırken gözyaşları içinde “Vallahi kavmim beni çıkmaya zorlamasaydı senden hiçbir zaman ayrılmazdım.” diye seslendiği Mekke’ye fetihten sonra da yerleşmedi. Mekke’ye akrabalarını ziyarete giden muhacirlere de üç günden fazla kalmamalarını emretti.

Hicretten sonra ilk iş olarak inşa ettirdiği o mübarek mescitte irad buyurduğu “Hicret, tevbe kapısı kapanmadan son bulmayacaktır. Tevbe fırsatı da güneş batıdan doğuncaya kadar devam edecektir.” (Ebû Dâvûd, Sünen; Dârimî, Sünen; Beyhakî, Sünen) hadisiyle de ümmetine kıyamete kadar hicretin kapısını araladı.

 

1 of 27

571

Fil Vakası meydana geldi

Yemen Valisi Ebrehe Kâbe’yi yıkmaya geldi. Önce Mahmûd adlı fil Kâbe’ye yürümekten vazgeçti ardından gökyüzünde beliren Ebabil kuşları attığı taşlarla orduyu bozguna uğrattı.

2 of 27

20 Nisan 571

Kutlu doğum gerçekleşti

Rabîülevvel ayının 12’si Pazartesi günü, tan yerinin aydınlığa durduğu bir demde, bütün karanlıkların aydınlığa kavuşacağı Efendimiz Hz. Muhammed’in (sallallahu aleyhi ve sellem) kutlu doğumu gerçekleşti. O gece Kâbe’deki putlar baş aşağı yere düştü. Fars’taki Kisrâ sarayının 14 sütunu yıkıldı. Mukaddes bilinen Sâve gölünün suyu çekildi. İstahrâbad’da bin yıldır yanan ateş sönüp tarihe karıştı.

Sütanneye verildi

Mekkelilerin adeti üzerine Efendimiz henüz yaşını doldurmadan, daha gürbüz büyümesi ve pürüzsüz bir dil öğrenmesi amacıyla sütannelik yapması için Benî Sa’d yurdundan Hz. Halime’ye verildi.

3 of 27

575

Mekke’ye geri döndü
Efendimiz beş yaşına geldiğinde ailesine geri teslim edildi.

4 of 27

576

Hz. Amine vefat etti
Hz. Amine, Efendimiz’i ve dadısı Ümmü Eymen’i yanına alarak Hz. Abdullah’ın kabrini ziyaret etmek için Medine’ye gitti. Dönüşte Mekke ve Medine arasındaki Ebvâ’da vefat etti. Efendimiz’i, dedesi Abdulmuttalib himayesine aldı.

5 of 27

578

Abdulmuttalib vefat etti

Vasiyeti gereği Efendimiz’i Ebû Talib himayesine aldı.

6 of 27

581

Ecyâd taraflarında çobanlık yaptı

7 of 27

583

Ebû Tâlib’le Şam’a gitti
Kervan, Kudüs’le Şam arasındaki Busrâ’da mola verdi. Burada Bahîra isimli rahip, bir bulutun kervanı kızgın güneşten koruduğunu görünce Allah Resulü’nün beklenen Nebi olduğunu anladı. Ebu Talib, Bahîra’nın tavsiyesiyle Efendimiz’i alıp Mekke’ye geri döndü.

8 of 27

590

Hilfu’l-Füdul cemiyetine katıldı

Efendimiz, mazlumlara yardım amacıyla kurulan Hilfu’l-Füdul (Faziletliler Antlaşması) cemiyetine katıldı.

9 of 27

595

Hz. Hatice ile evlendi

25 yaşındayken ticaretle meşgul olan Hz. Hatice’nin kervanının başında Şam’a gitti. Allah Resulü ile Hz. Hatice (r. anha) validemiz üç yıl sonra evlendi. Efendimiz’in Hz. Hatice’den Kasım, Zeyneb, Rukiyye, Ümmü Gülsüm, Fâtıma ve Abdullah adlarında altı çocuğu oldu.

10 of 27

606

Kureyşlilere hakemlik yaptı

Kureyşliler arasında Kâbe’nin onarımı sırasında Hacerü-l Esved’in yerine konulması hususunda anlaşmazlık çıktı. Kureyşlilerin Muhammed’ül Emin ismini verdikleri Efendimiz, (sallallahu aleyhi ve sellem) taşı bir bezin üstüne koyarak birlikte taşımalarını söyleyerek anlaşmazlığı giderdi. Hacerü-l Esved’i şimdiki yerine kendisi yerleştirdi.

11 of 27

610

Peygamberlik vazifesi verildi

40 yaşında iken Nur Dağı’ndaki Hira Mağarası’nda peygamberlikle görevlendirildi. Alak Suresi’nin ilk beş ayeti nazil oldu. Hz. Hatice, Hz. Ebubekir, Hz. Ali ve Hz. Zeyd ilk Müslümanlar arasına katıldı.

12 of 27

613

Açıktan davet başladı

Üç yıl gizli davetten sonra emrolunması üzerine yakın akrabalarına tebliğ için yemek verdi. Safâ Tepesi’ne çıkıp açıktan tebliğ yaptı. Tebliğin ardından müşriklerin baskısı arttı.

13 of 27

615

Habeşistan’a hicret edildi

Ağır baskı ve işkenceler üzerine Hz. Osman liderliğindeki on beş Müslüman, Habeşistan’a hicret etti. Mekke’de kalanlar Dâru’l-Erkam’a sığındı.

14 of 27

616

Habeşistan’a ikinci hicret yapıldı

Habeşistan’a ikinci hicret yapıldı. On sekizi hanım olmak üzere toplam yüz bir kişi Hz. Cafer önderliğinde Habeşistan’a gitti. Aynı yıl Hz. Hamza ve Hz. Ömer’in Müslüman olmasıyla rahatlayan ashab Dâru’l-Erkam’dan ayrıldı.

15 of 27

619

Üç yıllık boykot sona erdi

Boykottan kısa bir süre sonra Efendimiz’in amcası Ebu Talib hayatını kaybetti. Ardından Hz. Hatice validemiz vefat edince bu yıla Hüzün Yılı denildi.

16 of 27

620

Şevval ayında Taif’e gitti

Allah Resulü (sallallahu aleyhi ve sellem) Şevval ayında İslam’a davet için Mekke yakınındaki Taif’e gitti. Buradaki halk tarafından kötü karşılandı. Hac mevsiminde Medineli Hazrec kabilesinden altı kişi Efendimiz’le görüşüp Müslüman oldu.

17 of 27

621

İsrâ ve Mi’rac Olayı gerçekleşti

Efendimiz üzerine bindiği Burak’la önce Mescid-i Aksa’ya gitti, ardından Mi’rac’a yükseldi. Beş vakit namaz farz kılındı. Birinci AKâbe biatı yapıldı. Evs ve Hazrec kabilelerinden 12 kişi Müslüman oldu. Medineliler, Mina’daki AKâbe adı verilen yerde Efendimiz’e biat etti. Allah Resulü, İslam’ı anlatması için Hz. Mus‘ab’ı Medine’ye gönderdi.

18 of 27

622

İkinci AKâbe biatı yapıldı, Medine’ye hicret edildi

75 kişilik Evs ve Hazreçli AKâbe’de buluşarak Efendimiz’e biat etti. Medinelilerin daveti üzerine Müslümanlar Medine’ye hicret etmeye başladı. Kubâ Mescidi inşa edildi. Rânûnâ vadisinde ilk cuma namazı kılındı. Efendimiz Medine’de Ebû Eyyûb el-Ensârî’nin evine yerleşti. Hicri takvim kullanılmaya başlandı. Mescid-i Nebevi inşasına başlandı. İlk ezan okundu.

19 of 27

623

Kıble yönü Kâbe’ye çevrildi

Muhacirlerle Ensar arasında kardeşlik tesis edildi. Kıble yönü Cenab-ı Hakk’ın emriyle Kudüs’teki Mescid-i Aksâ’dan Mekke-i Mükerreme’deki Mescid-i Haram’a (Kâbe) çevrildi.

20 of 27

624

İslam’ın ilk harbi Bedir Savaşı yapıldı

Cehaletin babası Ebû Cehil öldürüldü. Ramazan orucu ve zekât farz oldu. İlk bayram namazı kılındı.

21 of 27

625

Uhud Muharebesi yapıldı

Müşrikler, Ebû Süfyan’ın komutasında Medine üzerine yürüdü.

70 hafız pusuya düşürülerek şehid edildi

Arap kabilelerine davet için gönderilen on sahabenin şehit edildiği er-Reci faciası ve yine dini öğretmek üzere Necid’e gönderilen 70 hafızın pusuya düşürülerek şehid edildiği Bi’ru Maune faciası meydana geldi. İçki haram kılındı. Hz. Hasan dünyaya geldi. Efendimiz’in hanımlarından Hz. Zeyneb binti Huzeyme (r. anhâ) vefat etti.

22 of 27

627 Hendek Savaşı yapıldı

Medine’nin etrafına hendekler kazıldı. Müşrikler mağlup olarak geri çekilmek zorunda kaldı. Hac farz kılındı.

23 of 27

628

Hudeybiye Anlaşması yapıldı

Müslümanlar Kâbe ziyareti için Mekke’ye doğru yola çıktı. Müslümanların Kâbe’ye gelmesini istemeyen müşrikler, Efendimiz’e heyet göndererek anlaşma imzalamak isteğini iletti. Allah Resûlü, ilk bakışta Müslümanların aleyhine görünen ancak daha sonra lehine dönen Hudeybiye Anlaşmasını kabul etti. Fetih Suresi nazil oldu. Hudeybiye Anlaşması’na göre taraflar 10 yıl harp etmeyecek, Müslümanlar bu yıl Mekke’ye girmeyecek, gelecek sene Kâbe’ye gelebileceklerdi. Bu anlaşma Müslümanlar için siyasî bir zaferdi. Müşrikler İslam devletini tanımış oluyordu. Ayrıca ateşkes sayesinde Efendimiz zamanın hükümdarlarını İslâm’a davet fırsatını bulacaktı.

Aynı yıl Yahudi bir kadın Efendimiz’i zehirlemeye kalkıştı. Mut’a nikâhı yasaklandı. Mekke’den Habeşistan’a göçen Müslümanlar Medine’ye döndü.

24 of 27

629

İslam’a davet mektupları gönderdi

Efendimiz Bizans ve Sâsânî imparatorları başta olmak üzere civar ülke yöneticilerine ve kabile reislerine elçiler ve İslâm’a davet mektupları gönderdi.

Hayber Savaşı yapıldı

Hayber’in fethi ile hemen hemen Arabistan’daki bütün Yahudiler İslam devletine tabi oldu.

Müslümanlar Kâbe’yi ziyaret etti

Halid bin Velid ve Amr bin As Müslüman oldu. Rumlara karşı Mute seferi düzenlendi. İslam sancaktarı Zeyd bin Hârise, Cafer-i Tayyar ve Abdullah bin Revâha ardı ardına şehit düştü.

25 of 27

630

Mekke fethedildi, Kâbe putlardan temizlendi

Allah Resulü (sallallahu aleyhi ve selem) Ci’rane’de ihrama girerek umre yaptı. Fethin ardından Kureyş’in hemen hemen tamamı İslam’la şereflendi. Müslüman bölgelerine vali ve zekât tahsil memurları gönderildi. Taif muhasara altına alındı. Bizans üzerine Tebük seferi yapıldı. Sefere katılmayan münafıkların toplandığı Mescid-i Dırar, Efendimiz’in emriyle yıkıldı. Aynı yıl 70 kadar kabileye heyetler ve muallimler gönderildi. Bütün kabilelerden gelen heyetler, Müslüman olduklarını arz etti. Bu yıl Senetü’l-Vüfûd (Heyetler Yılı) olarak adlandırıldı.

26 of 27

631

Müslümanlar, Hz. Ebu Bekir’in (ra) yönetiminde hac yaptı. İslâm dini, bütün Arap Yarımadasına yayıldı

27 of 27

632

Efendimiz vefat etti

Efendimiz (ilk ve son) haccını yaptı. Bu hacda Allah Resulü (sallallahu aleyhi ve sellem) yaklaşık yüz bin kişiye Veda hutbesini okudu. Hicri 13 Rebi’u’l-evvel 11, Miladi 8 Haziran 632 Pazartesi günü İnsanlığın İftihar Tablosu vefat etti

Haber Bültenimize Abone Olun
Haber bülteni aboneliğini istediğiniz zaman iptal edebilirsiniz.
error: Tüm içerik teliflidir. Kopyalanması yasaktır.