Müslüman ahlakı nasıl olmalı?

0 1.488

İnsanı diğer varlıklardan ayıran en önemli esaslardan biri olan ahlak, insanın iyi veya kötü olarak vasıflandırılmasına sebep olan manevi vasıfların, huyların ve davranışların bütünü olarak tanımlanabilir. Bu hakikati Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (sas) bir hadisinde şöyle dile getirir: “Müminlerin iman bakımından en mükemmelleri, ahlakça en güzel olanlarıdır.” (Tirmizî, Radâ, 11)

“Sizin en hayırlınız, ahlakça en güzel olanınızdır.” (Buharî, Edeb, 38), “İnsanlara verilen en hayırlı şey, güzel ahlaktır.” (Müsned, 4/278) gibi daha pek çok hadis, iman ile güzel ahlakı, yan yana olması gereken iki hususiyet ve ayrılmaz bir bütün olarak gösterir.

Güzel ahlakın asgarisi, insanlara zararsız olmak, toplumda dürüst bir insan olmaya çalışmak ve insanlara faydalı olmaya gayret etmektir.

Müslüman kaba olamaz, sıra beklerken insanların önüne geçemez, insanları rahatsız edecek hareketlerden sakınır, konuştuğu zaman dilini iyi kullandığı gibi üslubunu da ayarlar, edep sınırlarını aşmaz. Yalan söylemez, aldatmaz, aldanmaz, haram yemez, büyüklenmez, zulmetmez, haksızlık karşısında (kalp, dil veya el ile) tavrını ortaya koyar, ibadet hayatına dikkat eder, komşu haklarına riayet eder, anne-babasının haklarını gözetir, çevresini korur…

Hâsılı o, güzel ahlak içinde mütalaa edilen meseleleri, imanının bir gereği gibi görür ve bu hususta “güzel ahlakı tamamlamak üzere gönderilen” Nebi’nin yolunda olmaya çalışır…

1- Din, dil, ırk ayrımında bulunmaz

İnsanlar için bir renk veya ırka mensubiyet, herhangi bir ayrıcalık sebebi olamaz. Kur’an, kabileciliği veya ırkçılığı, cahiliye devrine has bir fanatizm olarak takdim eder ve sadece takvanın, yani Allah şuuru ve saygısının, üstünlüğün yegâne kaynağı olabileceğini bildirir. (Bkz. Fetih Suresi, 48/26)

Allah Resulü de (sas), “Hiçbir Arabın Arap olmayana, hiçbir beyazın da bir siyaha üstünlüğü yoktur.” (İbn-i Hanbel, Müsned, 5/441) buyurarak renge dayanan ırkçılığın ve ayrımcılığın karşısında olmuştur.

2- Güleryüzlü ve geçimli insandır

Müslüman, Efendimizin (sas) ifadeleriyle insanları sever, onlarla uzlaşmasını bilir. (Müsned, 2/400) Müslüman, itici, anlaşmaya kapalı, aksi ve soğuk bir tip olamaz. Böyle bir fıtrat, ideal mümin fıtratı olamaz. Böyle birinin imanı vardır ancak imanın yansımaları onda yoktur.

Peygamberimiz (sas), herkese müsamaha ile yaklaşır ve her kesimden insanla çok rahat diyaloğa geçerdi. Devletler planında Medine Sözleşmesi, toplumlar planında Necran’lı Hıristiyanlara mescidini açması, fert planında bir köleye arkadan gelip gözlerini kapatıp onunla şakalaşması, beşerî münasebetlerindeki sıcaklığına örnek adına hatırlanabilir.

Konuyla alakalı başka hadisler de vardır: “Muhakkak mümin, yoldan insanlara eziyet veren bir şeyi kaldırmasında, birine yol tarifinde, birisine bilmediği bir kelimeyi açıklamasında hep sevap kazanır. Hatta o kadar ki elbisesinde kurumuş bir lekeyi silip eliyle kazımasına varıncaya kadar sevap vardır.” (Ali el-Müttakî, Kenzu’l-Ummâl, 1/157)

“Mümin her yönüyle insana fayda getirir. Birlikte yürürsen yararlı olur. Onunla istişare etsen faydalı fikirler verir. Ortaklık kursan iyi bir ortak olur. Hâsılı onun her işi faydadır.” (Ali el-Müttakî, Kenzu’l-Ummâl, 1/143)

3- Diline hâkimdir, kırıcı değildir

Efendimiz (sas) bir hadislerinde şöyle buyurur: “Mümin ne ta’n edici (ayıplamak, izzet-i nefsini kırıcı sözler söylemek), ne lanet edici, ne kaba ve çirkin sözlü, ne de hayâsızdır.” (Tirmizî, Birr, 48)

İnsanın bir başkasına zararı ya el ile olur ya da dil ile. Bu da gösteriyor ki dilimiz, bizim en çok imtihan olduğumuz bir uzvumuzdur. Efendimizin (as) şu hadisleri bunu çok güzel ifade eder: “Kim bana, iki çene ve apış arası mevzuunda söz verir kefil olursa, ben de ona cennet için kefil olurum.” (Buharî, Rikak, 23)

4- Özü ve sözü doğrudur

Müslüman sözünde ve özünde doğru insandır. Allah Rasûlü (sas), bu ahlâkın özellikle çocuklukta yerleşmesine ehemmiyet göstermiştir. İşte Efendimizden (sas) iki örnek:

Sahabeden Hz. Abdullah b. Âmir anlatıyor: Bir gün annem, “Gel, sana bir şey vereceğim!” diyerek beni çağırdı. O anda evimizde olan Resûlullah (sas) anneme, “Ona ne vereceksin?” buyurdular. Annem, “Bir hurma vereceğim” cevabını verince Efendimiz (sas) şöyle buyurdu, “Eğer ona bir şey vermeyecek olsaydın, sana bir yalan günahı yazılırdı.” (Ebû Davud, Edeb, 80)

Peygamberimiz çarşıda bir buğday çuvalının içine mübarek elini daldırır. Buğdayın üst kısmının kuru, alt kısmının ise yaş olduğunu fark eder ve satıcıya bunun sebebini sorar. Satıcı, “Yağmur ıslattı, ey Allah’ın Resûlü.” diye cevap verince, Peygamberimiz (sas), “O ıslak kısmı insanların görmesi için buğdayın üstüne koysaydın ya. Aldatan bizden değildir.” buyurmuştur. (Müslim, İman 43)

5- Komşusuyla iyi geçinir

Dinimize göre komşular, iyilik yapmada ve haklarını gözetmede öncelikli davranmamız gerekenler arasındadır.

Sahabeden Hz. Abdullah ibn Amr (radıyallahü anh), bir koyun kurban eder ve ailesine şöyle der, “Bundan bir parça da Yahudi komşumuza götürdünüz mü? Çünkü ben, Allah Resulünün şöyle dediğini işittim, ‘Cibril bana komşu hakkına hürmet etmeyi o kadar tavsiye etti ki, onun yakında (Allah’ın emriyle) komşuyu komşuya mirasçı yapacağını zannettim.’” (Buhari, Edeb, 28)

Allah Resulü, komşusuna karşı sorumluluklarını yerine getirmeyi ihmal edenlere şu dehşet verici ikazı yapar, “Komşusu açken kendisi tok yatan bizden değildir.” (Taberani, el-Mu’cemü’l-Kebir, 1/232)

Müslüman, komşularına zarar vermeme konusunda da azami dikkat gösterir. Allah Resulü, bir gün, “Vallahi iman etmiş olmaz, vallahi iman etmiş olmaz, vallahi iman etmiş olmaz!” buyurunca sahabe sorar: “Kim Ya Resulallah?” Efendimiz şöyle buyurur: “Şerrinden komşusunun emin olmadığı kimse.” (Buhari, Edeb, 29)

6- Çevreye karşı duyarlıdır

Müslüman iyi bir çevrecidir. Cansız maddelerden bitkilere ondan da hayvanlara kadar uzanan varlık ağacının bütün fertlerini kardeşi gibi görür. Kâinatın bir denge üzerine kurulduğunu bilir ve bu dengeyi bozmamak için elinden geleni yapar.

Nitekim bir hadislerinde Allah Resulü (sas) müminleri şöyle ikaz eder: “Allah pak ve temizdir. Paklık ve temizliği sever. Kerim ve cömerttir. Kerem ve cömertliği sever. Öyle ise çevrenizi ve boş sahalarınızı temiz tutun.” (Tirmizi, Edep, 41)

7- Kibirli değildir

Büyüklenmek ve gurura kapılmak manasına gelen kibir, mümin bir kalpte asla bulunmaması gereken kötü bir huydur. Rabbimiz, “Kibirli davranarak insanlara yüzünü dönme, yerde çalımlı çalımlı yürüme! Çünkü Allah kibirle kasılan, kendini beğenmiş, övünüp duran kimseleri asla sevmez ” (Lokman, 31/18) buyurarak kullarını bu kötü huydan sakındırmıştır.

Şeytanın işlediği ilk günah kibirdir. Ve bu kibir duygusu, onun Cenab-ı Hak tarafından lanetlenmesine ve cennetten çıkarılarak azabı hak etmesine sebep olmuştur.

8- Hayvanlara saygılıdır

İslam, dünyayı paylaştığımız hayvanlara karşı da çok saygılı olmayı emreder. Peygamber Efendimiz (sas), bir kediyi aç-susuz bırakıp ölümüne sebep olan kadının cehennemlik olacağını (Buhari, Bed’ül-Halk 17), susamış bir köpeğe kuyudan su içirip susuzluğunu gideren insanın (Buhari, Enbiya, 54) bu davranışını da Allah’ın (cc) övdüğünü aktarmıştır. Bu da gösteriyor ki, bir hayvana zarar vermenin veya onlara karşı saygılı olmanın karşılığı olumlu veya olumsuz çok büyüktür.

9- Hayatın içindedir

Müslüman, hayatın içindedir. Bir köşeye çekilip kendi hayatını yaşayan, başkalarının problemlerini çözme adına sancı çekmeyen, insanların hem dünya hem de ahiret saadetlerini düşünmeyen kişiye kâmil manada Müslüman denemez. Nitekim bu hakikati bir hadislerinde Efendimiz şöyle dile getirir: “İnsanların içine karışıp onların eziyetlerine katlanan mümin, insanların içine karışmayıp, (birlikte yaşamanın getirdiği) eziyetlerine katlanmayan insandan daha hayırlıdır.” (İbn Mâce, Fiten, 23)

10-Kamu hakkına el uzatmaz

Kamu hakkı, toplumun hakkı demektir ve mümin, kamu hakkını asla ihlal etmez.

Kamu hakkının söz konusu olduğu yerde kul hakkı da söz konusudur.

Mesela, “devletin malı deniz, yemeyen …..”, “Ben yapmasam başkaları aynı şeyi yapacak” zihniyetleri kamu hakkını gasp eden çarpık bir düşüncedir ki hakkını yediğin herkesin helalliğini almadan bu vebalden kurtulmak mümkün değildir.

İnsan çalıştığı kamu kurum ve kuruluşlarında şahsına bir şey kullanamaz. Bir kalem, bir sayfa fotokopi gibi çok basit gibi görünen küçük durumlara bile dikkat etmek sağlam bir imanın gereğidir.

Hele zimmetine mal veya para geçirmek, kaçak elektrik ve su kullanmak, vergi kaçırmak, görevi kötüye kullanmak, adam kayırmak, adaleti gözetmemek gibi hareketler ise gerçek bir müminin asla yapmaması gereken hak ihlalleridir.

Mümin bunlardan mutlaka hesaba çekileceğinin şuurunda hareket eder.

Haber Bültenimize Abone Olun
Haber bülteni aboneliğini istediğiniz zaman iptal edebilirsiniz.
error: Tüm içerik teliflidir. Kopyalanması yasaktır.