Mahremiyet bebeklerin de hakkı: Benim de özelim var

0 353

YAZAN: BEGÜM ÇEBE

Özel hayatınıza dair bir sırrınızı kâğıda yazar, onu da boynunuza asar ve şehrin caddelerinde dolaşır mısınız?

Bu soru soruluyor ilkokul öğrencilerine İngiltere’de. Çocuklar gülüyorlar önce, “O kadar da aptal değiliz.” diyorlar. Sonra 10 yaşında bir kız çocuğu, yatağının üzerinde pijamalarıyla çekilmiş kocaman bir fotoğrafını evinin bahçesine asıyor. Fotoğrafın yanında da sevdiği şeyler ve birkaç sırrı yazılı. Ve evin kapısını açık bırakıp odasına gidiyor. Evin duvarlarda da yine kendi fotoğrafları…

İngiltere’de 8-10 yaş grubu çocuklarına ‘özel hayat gizliliği’ eğitimi vermek amacıyla hazırlanmış bir video bu. Gerçek hikâyeden yola çıkılarak hazırlanan videoda kızımız odasında kitap okurken, okul arkadaşları bu fotoğrafları birbirine gösteriyor, aralarında gülüşüyor.

Sonra bir adam geliyor evin önüne, fotoğrafa bakıyor, açık kapıdan içeri giriyor, küçük kızın duvarlardaki fotoğraflarından birini çantasına koyuyor, onunla sohbet ediyor. Kızımız pek yüz vermiyor ama adam hiç de hoş olmayan gözlerle kızı ve odasını, duvardaki fotoğraflarını inceleyip gidiyor.

Filmin mesajı şu: Çocuklar ‘aptalca’ dedikleri fiilleri sanal âlemde yapıyor, fakat farkında değiller. Yani sosyalleşmek için paylaştığınız özel fotoğraflarınız, arkadaşlarınızla yaptığınız özel yazışmalar size özel kalmıyor. Amaç, bu yaş grubu çocuklara ‘özel hayat, mahremiyet’ eğitimi vermek.

ÇOCUĞUN KİŞİLİĞİNE SAYGI DUYUN!

Yeni dünya düzeninin, yeni toplumsal problemi bu… Yeni dünyanın çocukları, hayatının ne kadarı özel, sosyalleşmenin sınırı ve sır nedir, kamusal hayat ne gerektirir bilmiyor. Üstelik bu yeni neslin büyük bir kısmının şöyle bir özelliği var; doğumlarından itibaren anne ve babaları tarafından sanal alemde fotoğrafları, özel anları (sevinçleri, hüzünleri) yayınlanmaya başlıyor. Ailelerin masumane bir hevesle yaptığı bu yayınlar henüz kendi hakkında karar veremeyecek durumdaki bir bireyin (bebeğin-çocuğun) özeline, mahremine müdahale anlamına geliyor. Bu paylaşımlar hukuki açıdan olmasa dahi etik açıdan (teşhir etme arzusunu kışkırtması ve tüketim kültürünün parçası olması anlamında) sakınca oluşturabilir. Ebeveynler, çocuklarını yeterince büyümemiş, korunmaya muhtaç varlıklar olarak görmek yerine onların ötekiliğine/farklılığına, öznelliğine ve kişiliğine saygı duymalı. Her çocuk, temel haklara sahip potansiyel bir birey.

BIG BROTHER’IN GÖNÜLLÜ KÖLELERİ

İşin bir de şu boyutu var ki, büyük bir muamma; bu çocuklar yetişkin bir birey olduklarında dijital geçmişlerinin onlara ne gibi bir etkisi olacak? Kanadalı bilim adamı Marshall Mcluhan’ın 1960’larda yaptığı ‘görmek ve görünmek’ algısı tespiti bugün korkutucu bir hal aldı. Facebook, Twitter, Instagram vb. sosyal ağlarda bireylerin özel (ve kısmen mahrem) hayatları giderek kamusallaşıyor ve sosyal ağları kullanan bireyler aynı anda ‘hem röntgenci hem de teşhirci’ bir konuma doğru savruluyor. Bireyler, kendi özel ya da mahrem hayatlarını teşhir ederek gözetimin ‘gönüllü kölesi’ haline geliyor. 1984 gibi kara-ütopik romanlarının anlattıklarını, modern zamanların aydın bireyleri büyük bir istek ve zevkle gönüllü yapıyor. Bu ‘sado-mazoşist’ kültürel ortamın önüne geçebilmek için internet kullanıcılarının eleştirel, etkin ve etik ilkelerle hareket etmesi gerekiyor.

ÇOCUKLARIN DA ÖZEL HAYAT HAKKI VAR

Prof. Dr. Kathryn Montgomer, çocuklarının mahremiyetine saygı duymayan ailelerin haksızlık yaptığını söylüyor.

Prof. Dr. Kathryn Montgomer, çocuklarının mahremiyetine saygı duymayan ailelerin haksızlık yaptığını söylüyor.

Amerikan Üniversitesi iletişim ve medya araştırmaları bölümü müdürü Prof. Dr. Kathryn Montgomery, ailelerin çocuklarına haksızlık yaptığını söylüyor ve bu çağın çocuklarının, özel hayat hakkına saygı duymayan ve değer vermeyen bir çevre içinde büyüdüğünü düşünüyor.

EBEVEYNİN ARMAĞANI, MAHREMİYETİ KORUMAK

Tüm bunlar şu sonucu getiriyor ki, geleceğin yetişkin bireyleri olan bugünün çocuklarına ebeveynlerinin verebileceği en büyük armağan, ‘kendi ayakları üzerinde durana kadar koruyabildiği mahremiyetleri’ olacak. İçinde bulunulan dünyada paylaşımdan kaçınmak, yani ‘sürüden ayrı kalmak’ çok zor. Ancak unutulmamalı ki kullanıcılarına hizmeti bedava veren sosyal ağların gücü, onlar üzerinden bireylerin yaptığı paylaşımlar. Ve siz çocuğunuza dair her paylaşımla onun siber kimliğini etkiliyorsunuz. Ve belki yetişkin olduğunda bu paylaşımlarınızdan rahatsız olacak. Belki de ileride hukukçular, anne babasını şikâyet eden bireylerin davalarıyla ilgilenecek.

Haber Bültenimize Abone Olun
Haber bülteni aboneliğini istediğiniz zaman iptal edebilirsiniz.
error: Tüm içerik teliflidir. Kopyalanması yasaktır.