Kur’anla münasebetimiz nasıl olmalı?

Kadın-erkek her müslümanın, Kur’an’ın orijinal metnini doğru bir telaffuz ile okuyabilmesi gerekir. Çünkü Kur’an aynı zamanda müslümanların ibadet kitabıdır. Onun için ilk inen ayet “Oku” emri ile başlamaktadır. Dolayısıyla Kur’an okunmadan anlaşılamaz ve anlaşılmadan da yaşanılamaz.

0 92

 

Dr. Hüseyin Kara

İnsanlığın Kur’an ile ilk tanışmasının üzerinden tam 1410 yıl geçti. (M.610, Ramazan ayı) Bu sürede onu okuyan, dinleyen ve ezberleyen milyonlarca insan olmuştur. Kur’an´ı ilk okuyan kişi olan Peygamberimizi dinleyen arkadaşları ve yakınları, çok farklı bir söz ile karşılaştıklarını dile getirdiler.

Hatta Kur’an´ın sesini ilk defa duyan inançsızlar da şaşkınlıklarını uzun süre gizleyemediler. Çünkü o zamana kadar böyle bir sözü kimse duymamıştı. Bir de Kur’an güzel bir ses ile okunursa insanın kulağına ve gönlüne hoş gelmemesi düşünülemezdi. Allah’ın sözü Allah’ın kullarına yabancı olamazdı.

Şiirin çok önemsendiği bir dönemde inen Kur’an ayetlerindeki çarpıcı güzellikler şairlerin başını döndürmüş, hatta içlerinden şiir yazmaktan vazgeçenler bile olmuştur. Okuma-yazmanın, kalem-kağıdın az bulunduğu bir

dönemde indirilmeye başlanan Kur’an, bütün bu kıt imkanlara rağmen hem yazıya geçirilmiş ve hem de ezberlenerek korunmuş olarak günümüze kadar eksiksiz gelmeyi başarabilmiş tek kutsal kitaptır.

Kur’an anlaşılmadan da yaşanılamaz

Kadın-erkek her müslümanın, Kur’an’ın orijinal metnini doğru bir telaffuz ile okuyabilmesi gerekir. Çünkü Kur’an aynı zamanda müslümanların ibadet kitabıdır. Onun için ilk inen ayet “Oku” emri ile başlamaktadır. Dolayısıyla Kur’an okunmadan anlaşılamaz ve anlaşılmadan da yaşanılamaz.

Halbuki Allah’ın bu kitabı, kulları tarafından doğru bir biçimde okunsun, içindekiler anlaşılsın ve hayatta da onun hükümleri yaşatılsın diye gönderdiğini bilmeyenimiz yoktur. Bir kısım müslümanlar yanılarak, Kur’an’ı sadece hocaların okuması gerektiğini zannederler.

Kur’an ilimlerinde ilahiyatçılar derin araştırmalar yapabilirler, ancak bu çalışmalar diğer müslümanların Kur’an ile yeterince ilgilenmelerinin yerine ve önüne asla geçemez. Çünkü Kur’an hepimize indirilen kutsal bir kitaptır. Hatta sadece müslümanlara değil, bütün insanlara gönderilmiştir. Onun için hepimizde, kapasitemiz kadar, bu kitabı anlama, kavrama ve yaşama sorumluluğu vardır. Bundan hiçbirimiz kaçamayız.

Kur’an diğer bildiğimiz kitaplara benzemez. Kur’an’ın dışındaki kitapları önemine göre bir veya birden fazla okuma ihtiyacı hissedebiliriz. Kur’an’ı ise bütün bir ömür boyu, hem de hiç sıkılmadan ve usanmadan okuruz. Onu okurken ve dinlerken manevi zevkler duyarız. Her yeni okuyuşumuzda da yeni şeyler öğreniriz. Çünkü Kur’an zaman geçtikçe tazeliği artan kutsal bir kitaptır.

On günde Kur’an okuma öğrenilebilir

En kargaşalı ve sıkıntılı dönemlerden geçerek günümüze kadar bozulmadan gelmeyi başarmış bu kitap, dünyanın sonuna kadar aynı özelliğini koruma garantisi taşımaktadır. Kim ona gönül verir ve onunla ilgilenirse o da ona vefasını gösterir ve onu dünyada da kabirde de mahşerde de asla yalnız bırakmaz.

Yanlış bilinenlerin aksine, Kur’an’ın harf ve harekelerini öğrenerek Kur’an’ı doğru-düzgün okumayı başarmak çok zaman alan bir iş olmadığı gibi zor da değildir. Hele şimdilerde, normal zekaya sahip olan bir insan, ister genç, isterse yetişkin olsun, bulunan yeni eğitim ve öğretim metotları ile en fazla on gün içinde Kur’an okumaya başlayabilmektedir. Yeter ki insan Kur’an okumayı öğrenme merakı taşısın ve işe bir cesaret ile başlasın.

Bu konuda anne ve babalara, öğretmenlere çok büyük sorumluluk düşmektedir. Yeni nesillere Kur’an’ı sevdirmek ve onların birer Kur’an talebesi olmalarını sağlamak öncelikle onların aslî vazifeleri arasındadır.

Kur’an’la üç basamaklı bir ilişkimiz söz konusu

Kadın-erkek her müslüman, dinimizin kutsal kitabı olan Kur’an ile üç basamaklı bir ilişkiyi ömür boyu sürdürmek zorundadır:

1. Kur’an-ı Kerim’i tecvit kurallarına göre en az namazı bozmayacak kadar doğru ve düzgün okumak. Buna tilavet denmektedir.

2. Önceleri Türkçe Kur’an meallerinden ayetlerin anlamlarını öğrenirken, ilerleyen zamanlarda geniş tefsirlerden Kur’an’ın ne demek istediğini anlamak için okumak. Buna da irfanî okuyuş anlamına, kıraat denmektedir.

3. Kur’an’ın düsturlarını hayatına aktararak imanda derinliği yakalamak. Buna da gerçek müminlik performansı denebilir.

Böyle bir ilişki ile köklü bir Kur’an kültürüne sahip olan her müslüman, elbette, hiç vakit kaybetmeden bu kazanımlarını bir sonraki kuşaklara aktarmanın yollarını araştıracak ve bu emaneti yerine ulaştırmadan bu dünyadan ayrılmayı düşünmeyecektir.

Bu sayede Kur’an, yeryüzünde en çok okunduğu halde en az anlaşılan kitap olmaktan ve hayata hayat kılınmamaktan kurtulmuş olacaktır.

Haber Bültenimize Abone Olun
Haber bülteni aboneliğini istediğiniz zaman iptal edebilirsiniz.
error: Tüm içerik teliflidir. Kopyalanması yasaktır.