Kur’an’ın 23 senede inmesinin hikmetleri nelerdir?

Kur’an’ın ayet ve surelerinin parça parça indirilmesinin pek çok hikmetleri vardır. Bunları daha derince tefekkür ederek yeni eğitim/terbiye metodalar geliştirmek ve insanlar Kur ‘ani metotlarına yardımıyla karanlıklardan çıkarmaya çalışmak her Müslümanın gücü nispetinde vazifesi olmalıdır.

0 83

Hamide Sarı

Kur’an 23 senede parça parça nazil olmuştur. İnen ayetlerin sayısı farklı olmuştur. Her inişte bazen bir ayetin bir kısmı, bazen bir ayet, bazen birkaç ayet, zaman zaman da bir sure vahyedilmiştir. Bunun sırları ve hikmetleri adına şunları söyleyebiliriz:

Kur’an’la Allah Resul’ünün gönlünün ve kalbinin pekiştirilmesi. “Hâlbuki Biz vahiyle senin kalbini pekiştirmek için böyle ara ara indirdik ve onu parça parça okuduk.” (Furkân, 25/32) ayeti bu gerçeği beyan eder.

Yeni yeni vahiylerin gelmesi onun kalbine kuvvet vermiş, sürekli kendisini ilahi inayet altında hissetmesini sağlamıştır. Mesela şu ayetlere bakalım: “Onların söylediklerine karşı sabret, onlardan güzel bir tavırla uzak dur!” (Müzzemmil, 73/10) “O halde ey Resulüm, üzülme sen onların laflarına, onların gizlediklerini de iyi biliriz, açıkladıklarını da, sen hiç tasalanma!” (Yasin, 36/76)

Ezberlenmesinin kolaylaştırılması. Yani Kur’an’ın parça parça inmesi onun hem lafzının hem de anlamlarının zorlanmadan ezberlenmesine hizmet etmiştir. Allah Resulü okuma ve yazması olamayan bir ümmî idi. İlk Müslümanların çoğu da ümmî idiler. Nitekim “O, ümmîler arasından, kendilerinden olan bir elçi gönderdi.” (Cuma, 62/2) ayeti de bunu beyan eder. Gerçi Resulü Ekrem için “Biz sana okutacağız, asla unutmayacaksın” (A’lâ, 87/6) teminatı verilmiştir ancak ümmetinin Kur’an’ı ezberlemek ve anlamak için zamana ihtiyacı vardı. Bu hikmete binaen Kur’an peyderpey indirildi.

İnsanların hidayeti ve imanlarını takviye için peşi peşine deliller getirilmesi. Özellikle de inkâr edenler için delil üstüne deliller getirilmesi, her ayet inişinde batıl inanışlarının hatırlatılması önemlidir. Şayet Kur’an bir defada toptan inseydi, inkâr edenler bir kere kendileriyle yüzleşecekler, ondan sonra unutacaklar ve alışageldikleri hayata devam edeceklerdi.

Münafıklara ve müşriklere gereken cevapların verilmesi için yaşanan olaylardan faydalanma isteği de söz konusudur. Bu gerçekten önemli bir hikmettir. Belirli bir olay hakkında inen Kur’an ayetleri, münafık ve müşriklerin deşifre olmasından titredikleri pek çok sırlarını ortaya çıkarmıştır. Nitekim “Münafıklar, kalplerinde gizledikleri küfrü yüzlerine vuracak bir sûrenin tepelerine inmesinden çekinirler.” (Tevbe, 8/64) ayeti bunu ifade eder.

İnsanlara gerçekleri sürekli hatırlatarak onların ruhlarına tesir edilmesi. Ayetin belirli bir olayla irtibatlı olarak inmesi insanların o ayetten gereken öğüdü alması ve unutmaması açısından çok önemlidir. Bu husus aynı zamanda Kur’an’ın mucizevi korunmasının dinamiklerindendir.

Müslüman toplumun elinden tutularak onların yepyeni ufuklara yelken açmaları temin edilmiştir. Bunu şöyle açmamız mümkündür: Bazı ayetler bir soru sorulması üzerine nazil olmuştur. Mesela, “Sana haram ayda savaşmanın hükmünü sorarlar. De ki: “O ayda savaşmak büyük bir günahtır.” (Bakara, 2/217)

Bazen Allah Resul’üne soru sorulmuş, cevabı için vahiy beklenmiş ve gelen ayetle amel edilmesi sağlanmıştır. İçkinin yasaklanmasının ilk aşamasında “Sana şarap ve kumar hakkındaki hükmü sorarlar. De ki: İkisinde de hem büyük günah, hem de insanlara bazı menfaatler vardır. Fakat günahları faydalarından daha çoktur.” (Bakara, 2/219) ayeti nazil olmuştur.

İkinci aşamasında, “Ey iman edenler! Sarhoş iken ne söylediğinizi bilinceye, cünüp iken de -yoldan geçmeniz dışında- gusledinceye kadar mescide yaklaşmayın!” (Nisa, 4/43), üçüncü ve son aşamasında da, “Ey iman edenler! Şarap, kumar, putlara kurban kesilen sunaklar, fal okları, şeytana ait murdar işlerden başka bir şey değildir. Bunlardan geri durun ki felâh bulasınız.” (Mâide, 5/90) ayeti nazil olmuştur.

Kur’an’ın ayet ve surelerinin parça parça indirilmesinin pek çok hikmetleri vardır. Bunları daha derince tefekkür ederek yeni eğitim/terbiye metotları geliştirmek ve insanları Kur’anî metotların yardımıyla karanlıklardan ışığa çıkarmaya çalışmak her Müslümanın gücü nisbetinde vazifesi olmalıdır.

Haber Bültenimize Abone Olun
Haber bülteni aboneliğini istediğiniz zaman iptal edebilirsiniz.
error: Tüm içerik teliflidir. Kopyalanması yasaktır.