Kur’an’ı oku, anla ve yaşa!

Kur’an bütün insanlığa huzur kaynağı olacak şekilde eşsiz bir hazine olarak elimizin altında duruyor. Bize düşen, bu kurtulufl reçetesini duvarlarda asıl olduğu yerlerden kurtarmak, onu okuyup anlamak ve anladığımız hayatımıza yansıtmaktadır.

0 37

 

Soru: “Y›llard›r evimizin duvar›nda Kur’an as›l› durur. Kur’an’a ayr› bir sayg› gösterilir. Ancak baz› özel günler hariç evimizde Kur’an okundu€unu hat›rlam›yorum. Ben de okumuyorum. Ne tavsiye edersiniz?”Alperen Yi€it

Evet Alperen, toplum olarak ihmallerimize kurban verdiğimiz bir konuyu dile getirmişsin. Bunun için sana teşekkür ediyorum.

Kur’an, bizlere saadete giden yolları gösteren ilahi bir mektup gibidir. Bir insanın bu mektuptan uzak durması, onu açıp okumaması ne büyük kayıptır, öyle değil mi Alperen?

Şimdi gel istersen beraber bir zihin jimnastiği yapalım. Düşünelim ki evimize postacı bir mektup getirdi. Merak edip de mektubu okumak istemez miyiz? Belli ki mektup bize gelmiş ve içinde bizimle alakalı bir takım mesajlar var. Elbette merak ederiz ve hemen açıp okumak isteriz.

Hatta mektuptaki ifadeler Türkçe olmasa, başka bir dille yazılmış olsa bile dil bilen birisini bulur, tercüme ettiririz. İşte aynen bunun gibi Kur’an da Rabbimiz’den bize gönderilen bir mektup, özel bir mesaj gibidir. Şayet biz o mektubu okumayıp da güzel kılıflar içine koyarak evimizin en güzel köşesine asarsak ondan istifade edememiş oluruz.

Büyüklerimizin hakkını da yemeyelim. Elbette ki onlar Kur’an’a saygıdan dolayı ona bu muameleyi yapıyorlar. Ancak unutmayalım ki, Kur’an’ın okunmayıp kılıflara hapsedilmesi ona karşı büyük bir haksızlık ve aynı zamanda saygısızlıktır.

Burada şunu da ifade etmek gerekir. Kur’an sadece okunmak için gönderilmemiştir. O, okunsun, anlaşılsın ve yaşansın diye bir rehber kitap olarak bizlere gönderilmiştir. Onun içinde bulunan mesajlar hayata uygulandığı takdirde insanlara hem bu, hem de öte dünya mutluluğu kazandırır.

Aklıma bir büyüğümüzün konuyla alakalı bir sohbetlerinde yaptığı şu ifadeler geldi Alperen. İstersen sözlerimizi o ifadelerle noktalayalım: Kur’an bütün insanlığa huzur kaynağı olacak şekilde eşsiz bir hazine olarak elimizin altında duruyor. Bize düşen, bu kurtuluş reçetesini duvarlarda asılı olduğu yerlerden kurtarmak, onu okuyup anlamak ve anladığımızı hayatımıza yansıtmaktır.

O yüzden Alperenciğim Kur’an okumayı ihmal etme. Günlük hayatın içinde mutlaka Kur’an’a da yer ayır. Allah seni Kur’an’dan ve onun nurlu yolundan ayırmasın.

Eski neşemi bulamıyorum!

Soru “18 yafl›nda bir k›z›m. Baz› sebeplerden dolay› dede ve babaannemin yan›nda kal›yor, kendi yafl›tlar›m olan halalar›mla ifle gidip geliyorum. Ama bu ev beni s›k›yor ve tüm neflemi al›p gidiyor. Eskiden tam tersiyken bir ara sigara ve erkek arkadafllar edindim. ‹çimde boflluk da vard›. fiimdilerde bu bofllu€u Allah sevgisiyle dolduruyorum ve kötü al›flkanl›klar›mdan uzaklaflt›m. Ancak eski neflemi tamamen bulam›yorum. Bilmem ki acaba ailemi özledi€im için mi? Yoksa psikolojik sorunlar›mdan m›?” Rumuz: Serpil

Değerli kızım! “Bazı sebeplerden” dediğin sebepleri iyice irdelemeden bir şey söylemek zor. Ancak Anadolu’nun küçük bir kasabasından, okumak üzere zengin dedenin Erenköy’deki köşküne gelmediğin belli. 1-2 seneden beri yeni yerindesin ve çalışıyorsun. Ne kadar dede-babaanne-hala evi de olsa değişik bir yaşam tarzı.

Ayrıca iş ortamı. Bunlara uyum sağlama dönemindesin. Ancak yaşın itibarıyla artık uçmayı öğrenmen, kendi başına dimdik ayakta kalabilmeyi başarman gerekiyor. Hayat her daim güzel sürprizlerle dolu değildir. Ömür boyu annenin dizinde saçın okşanarak uyutulmayı beklememelisin.

Özlemen doğaldır. Ben 20 yaşında annesini özlediği için yorganın altına (utancından) girip bağıra bağıra ağlayan erkek arkadaşlarımı bilirim. Ama o gün evinden çıkıp hayata atılmasalar belki de sonsuza dek meziyetleri güdük, bir ana kuzusu olarak kalacaklardı.

Sabretmeli kızım, kendini yenilemeli, yeni yeni ufuklara kulaç atmalısın. Belki de insanlar etraflarındaki dünyanın devamlı yenilenmesine karşın kendilerinin eskiyip yaşlanmasından ötürü mutsuz olabiliyorlar.

Halbuki insan evet yaşlanmakta; ama birincisi ruhuyla, düşüncesiyle, kültürüyle kendini sürekli yenileyebilen, her daim genç kalabildiği gibi geleceği görüp bugünkü imkan, bilgi ve kültürüyle 10-20-50 yıl sonrasını inşa edebilen bir varlıktır. İkincisi ise toprakla buluştuktan sonra kendini öyle bir yenileyecektir ki; sonsuza dek genç, güzel ve konfor içinde yaşayacaktır.

İşte bu sonsuz mutluluk için yapılacak “yenilenme”nin en değerli temeli, bu dünyada sürekli kendini yenilemekten geçmektedir. Her daim hayatın iniş ve çıkışları karşısında, yani yeni durumları karşısında kendini yenileyen ve hücumları yenen bir insanın bedbin, ümitsiz ve umutsuz olması için bir sebep olmasa gerek…

Haber Bültenimize Abone Olun
Haber bülteni aboneliğini istediğiniz zaman iptal edebilirsiniz.
error: Tüm içerik teliflidir. Kopyalanması yasaktır.