Kandiller hayatımızı aydınlatıyor

Rabbimiz hayat imtihanını kazanmamız için sene içinde ekstradan “kurtarma yazılısı” gibi önümüze fırsatlar koyuyor. Bir insan hiç olmazsa bu geceleri değerlendirdiği takdirde Cenab-ı Hakk’ın o gecelerin hürmetine yağdırdığı rahmet ikliminden istifade edebilir, Allah’ın rızasını elde edebilir.
Dert Babası

0 30

Soru: “Merhaba, benim adım Berat. Tahmin edebileceğiniz gibi Berat kandilinde doğduğum için bana bu ismi vermişler. Sizden kandillerin hayatımızdaki yeri konusunda beni aydınlatmanızı isteyecektim. Teşekkürler.” Berat Çelebi

Sevgili Berat. Ne güzel bir ismin var. Allah hayatın boyunca etrafını kandil gibi aydınlatmanı nasip eylesin.

İstersen önce kandil teriminden başlayalım. Kelime manası itibariyle aydınlatıcı, mum, lamba gibi anlamlara gelen kandil, içine sıvı yağ (zeytin ve gaz yağı gibi) ve fitil konarak yakılan ve aydınlatmada kullanılan bir alet. Elektriğin olmadığı dönemlerde insanlar etraflarını aydınlatmak için kandillerden istifade ediyorlardı.

Daha sonra mübarek gecelere de kandil denmeye başlandı. İlk defa Osmanlı padişahı II. Selim döneminde kandil gecelerinde minarelerde kandiller yakılarak duyurulduğu ve kutlandığı için bu geceler “Kandil” ismiyle anılmaya başlanıyor.

Şimdi bu kısa girişten sonra gelelim kandillerin hayatımızdaki önemine. Kandiller bizim için bir fırsat, bir nefeslenme günleridir. Nasıl mı?

Düşünelim ki Berat, seninle beraber uzun bir yola çıkıyoruz; hava sıcak, yoruluyoruz, buram buram ter döküyoruz. Dilimiz damağımız kuruyor. Dizlerimizde derman kalmıyor. Bir bardak soğuk su, bir gölgelik yok mu diye elimizle alnımızı gölgeleyip uzaklara bakıyoruz.

Derken, suların aktığı, kuşların öttüğü, serin gölgeliklerin bulunduğu güzel bir bahçe ile karşılaşıyoruz. Tabii ki hemen orada seninle beraber susuzluğumuzu gideriyoruz, nefesleniyoruz. Ondan sonra da yolumuza devam ediyoruz.

İşte an önceki temsilde olduğu gibi mübarek gün ve geceler, yorgunluk veren işlerimiz arasında dinlenmek, yo­lun devamına hazırlanmak, hayatımızı gözden geçir­mek için bir durak ve bir uğrak yeri gibidir.

Hayatımızın hesabını yaparken iyiliklerimizi, yararlı ve güzel davranışlarımızı nasıl artırırız? Hata ve noksanlarımızı nasıl giderebiliriz? Bu soruların doğru cevabını özümüzde bulmaya çalışırız. Yaptığımız yanlış davranışlardan dolayı Allah’a özür dileriz. Kısacası kendimize bir çeki düzen vermeye çalışırız.

 

Kandiller kazanma kuşağıdır!

Kandil gün ve geceleri aynı zamanda kazanma kuşağıdır. Bunu bir örnekle izah etmeye çalışalım. Bilmiyorum Berat senin öğretmenin yapıyor mu ama ben öğrenciyken bazı öğretmenlerimiz yaparlardı. Birinci, ikinci, üçüncü yazılıları olurduk, ardından sözlüler gelirdi ama bazı derslerden geçer not alamazdık. Bunun üzerine öğretmenlerimiz bize “kurtarma yazılısı” adı altında bir yazılı daha yaparlardı. Hatta işimizi kolaylaştırma adına ders kitabının tamamından değil de bir kısmından bizi sorumlu tutarlardı.

Aslında bizi çok sevdikleri için dersten geçmemizi istiyorlardı. Bunu elbette biliyorduk. Biz de en azından o yerlere çalışıp dersimizi geçiyorduk. Hatta hatırlarım bazı öğretmenlerimiz bize pek çok soru verirler, o sorular içinden üç-beş tanesini sorarlardı.

Şimdi Berat diyeceksin ki bu örneği niçin verdiniz? Aynen bunun gibi de Rabbimiz hayat imtihanını kazanmamız için sene içinde bize ekstradan “kurtarma yazılısı” gibi önümüze fırsatlar koyuyor. Bir insan hiç olmazsa bu geceleri değerlendirdiği takdirde Cenab-ı Hakk’ın o gecelerin hürmetine sağanak sağanak yağdırdığı rahmet ikliminden istifade edebilir, hayat imtihanını kazanabilir, Allah’ın rızasını elde edebilir.

Rabbimiz biz kullarını çok seviyor. Biz de O’nun sevgisine layık olmak için hayatımız boyunca bize verdiği kulluk ödevlerini yerine getirmeye çalışmalı, kitabımız Kur’an’ın çizdiği doğru yoldan ayrılmamalıyız.

Allah seni sevsin, sevdirsin ve sevindirsin Berat. Gözlerinden öpüyor, seni O’na emanet ediyorum.

Haber Bültenimize Abone Olun
Haber bülteni aboneliğini istediğiniz zaman iptal edebilirsiniz.
error: Tüm içerik teliflidir. Kopyalanması yasaktır.