İyi ki insanız

0 391

YAZI | ZÜHRA YEŞİL

Penceremden geçen kuşları seyrediyordum. Ben de bir kuş olsam, dedim içimden. Hayal gemisi yanı başımdaymış. Bir anda gökyüzünde buldum kendimi. Özgürce uçtum. Dağlar, denizler geçtim. Ovaları aştım. Rüzgârla yarıştım. Çocuklarla oynaştım. Ve bir çeşme başına ulaştım. Bir damla su içecekken bir taş sıyırdı geçti kanatlarımı.

Göğe yükselirken gördüm, bir çocuk sapanıyla taş atıyordu. Ona anlatmak istedim gerçeği. Ama ağzımdan çıkan kelimeler “cik cik”ten başka bir şey değildi. Anladım çabam boşuna. Yeniden başladı yolculuk.

Dinlenmek için bir ağaca kondum. Saçma taneleri uçuştu üzerimde. Az kalsın ölüyordum. Bir adam tüfeğiyle kuş avlıyordu. Minicik kuşun eti dişine bile dokunmaz, diyecektim. Baktım ki kurulmuş saat gibi diyorum: Cik cik, cik cik, cik cik… Oradan da uzaklaştım.

Az sonra bir ses yankılandı göklerde: “Göç zamanı!” Sıcak ülkelere başladı yolculuk. Bu yorgunlukla çekemem, dedim göçü. Hayal gemisi beliriverdi yanımda. O anda yine penceremin camında dışarıyı seyrederken buldum kendimi. Kuş olmak ne zormuş meğer.
Dağ başında bir lale olsam, dedim içimden. Bugün aklıma gelen başıma geliyor nedense. Dağ başında yalnız bir laleyim şimdi. Başım dimdik göğe doğru bakıyorum. Üzerimden kuşlar, bulutlar geçiyor. Etrafıma bir göz atayım diyorum. Her yer yemyeşil çimenler ve rengârenk çiçeklerle dolu.

Biraz gezinip etrafı tanıyayım, diyorum. Tam adımımı atmak için bir hamle yapıyorum. Ne mümkün yürümek? Yerime çivilenmiş gibiyim. Üzerimden şaşkınlığımı atamadan bir tavşan yapraklarımı çiğneyerek geçip gidiyor. Biraz canım yanıyor. Ucuz kurtuldum derken, bir çocuk: “A ne güzel bir çiçek!” diye bağırıyor. Elini uzatırken başımı okşayacak sanıyorum. Ama o hoyratça koparmaya çalışıyor. Lale olamam ben, diye bağırıyorum. Hatta hiçbir çiçek, ağaç bile olamam ben. Yine hayal gemisi koşuyor yardımıma. Penceremden sevinçle seyrediyorum gelip geçenleri.

Aslan olmalıyım ben aslan, diyorum hayal gemisine. Ne çiğnenirim ne taşlanırım o zaman. Ben ki ormanların hâkimi, zarar vermek isteyenlerin korkulu rüyası… Kralım ben kral! Rüzgâr yelelerimi tatlı tatlı okşarken dolanıyorum ormanda. Beni gören saklanacak delik arıyor. Hoşuma gidiyor korku salmak.

Bir müddet sonra oyun oynamak istiyorum. Kimse cesaret edip çıkamıyor karşıma. Kral olmanın havası güzelmiş ama yalnızlıkmış bütün kralların kaderi. Canım çok sıkılıyor. Az sonra bir homurtu yankılanıyor tüm ormanda. Dev bir fil üzerime geliyor. Krallık taslayan sen misin? Bu defa ben kaçacak delik arıyorum. Kaçarken bir tuzağa düşüyorum. Bir arabaya koyup hayvanat bahçesine götürüyorlar beni. Ve yine başlıyor dayanılmaz yalnızlık. Krallıktan istifa ediyorum. Ben aslan da olamam. Hayal gemisi beliriyor karşımda. Biraz daha gecikseydi çatlayacaktım sıkıntıdan.

Sonra, balık oldum okyanusta. Yüzmenin tadını çıkarırken büyük balıklar takıldı peşime. Canımı zor kurtardım. Ama balıkçının ağından kurtaramadım kendimi. Küçücük bir kovanın içinde zıplayıp durdum. Ne kurtulabildim kovadan ne de sesimi duyurabildim birilerine.

İnsan olmak istiyorum, diye bağırdım hayal gemisine. Hatta sadece çocuk olmak istiyorum.

Hayal gemisi uzaklaştı yanımdan. Kuşlarla, çiçeklerle, aslanlarla, balıklarla daha güzelleşiyor hayat. Ama yine de her şey yerli yerinde güzel.

Haber Bültenimize Abone Olun
Haber bülteni aboneliğini istediğiniz zaman iptal edebilirsiniz.
error: Tüm içerik teliflidir. Kopyalanması yasaktır.