İyi bir baba olmanın yolu iyi insan olmaktan geçer

Bir yazarın “İnsan bir kitabın içinden girdiği gibi çıkmaz” dediği gibi Ömer bey, okuduğu her kitaptan, dinlediği her sohbetten edindiği güzellikleri heybesine doldurur ve insan olma sorumluluk bilincini artırmayı hedefler hep.

0 273

 

Ebru Nida Bilici

Derler ki bir insan iyi bir müminse aynı zamanda iyi bir eş, iyi bir kardeş, iyi bir anne/baba ve iyi bir arkadaştır. Çünkü iyi bir mümin kul hakkının önemini bilir ve çevresindeki herkesin haklarına riayet eder. Tavır ve davranışlarıyla örnektir. Sevilen, sayılan bir insandır. Onunla geçirilen vakit kıymetlenir, bereketlenir. Sohbeti okul gibidir, sözleri şifa.

İyi müminin yüce bir gayesi vardır ve hayatı o gaye etrafında örgülenir. Temelde bu gayeyi ‘insana ve topluma faydalı olmaya çalışmak’ ya da ‘yaşatmak için yaşamak’ gibi sözlerle özetlesek de o gayeye ulaştıran yollar bazen sağlık, bazen hukuk, bazen güvenlik bazen de eğitim alanından geçer. Bu yolların binlerce emektarı vardır. Hayatlarını güzelliklere adayan binlerce insan… Eğitimci Ömer Cebeci gibi…

Ömer Cebeci kalabalık bir ailede dünyaya gelmiş ve zorlu şartlarda eğitimini devam ettirerek tahsil hayatını tamamlamış fedakar bir eğitimci. Kırk beş yıllık evli ve üç çocuk babası. Bir kaç sayı önce dergimize konu olan Hatice Cebeci’nin de eşi. Otuz dört yıl boyunca eğitimin çeşitli kademelerinde vazife alan Ömer bey binlerce gencin hayatına, başarılarına ve kişisel gelişimine katkıda bulunmuş bir Din Bilgisi öğretmeni.

Büyüklerinin aile olmak konusundaki nasihatleri, tecrübeleri, dost ve arkadaşlarının, velilerinin aile içi iletişimlerindeki güzellikler ve çevresinde gözlemlediği yanlışlıklar Ömer beye bir baba ve hayat arkadaşı olarak doğru davranışlar geliştirmesinde yardımcı olur. Bu yolda hiç yalnızlık hissetmez çünkü eşi de aynı hassasiyetlere sahiptir.

Cebeci çiftinin kurdukları güzel yuvanın örnek alınacak birçok yönü olduğu aşikar. Hem eş hem de baba olarak Ömer beyden öğrenilecek çok şey var elbette. Buradan hareketle tecrübelerini paylaşmasını istiyoruz Ömer beyden. Ve yılların deneyiminden süzülen, kulaklara da küpe olacak tavsiyeler sıralanıyor.

Öncelikle eş seçiminde gaye-i hayal birliği olması gerektiğine işaret ediyor Ömer bey, ve devam ediyor: ‘Gidilecek yer belli ise sıkıntılar birlikte göğüslenecek birlikte paylaşılacak. Bunun için de salih ve saliha bir eş aranmalı, hedeflenmeli, beklenmeli. Ancak huzurlu bir evlilik için önce birey olarak kendimizi iyi yetiştirmeye çalışmalıyız.

Ömer beye göre genç kızlar manevi donanımı daha güçlü adaylar seçmeli. Erkekler de manevi yönden daha donanımlı hale gelmeli. Adayların davranışları araştırılmalı; sabrı, cömertliği, cimriliği, tutumluluğu, çalışkanlığı, merhameti ve fedakarlığı iyice tetkik edilmeli.

Bu şartlarda daha ne yapabiliriz?

Ömer bey şimdi eşi, çocukları ve torunlarıyla Amerika’da yaşıyor. O da otuz yılı aşan hizmetlerinin karşılığında terörist yaftası yiyen, hapis ve toplumsal tecrit gibi birçok tehdit yüzünden yurdunu yuvasını terk eden binlerce hizmet insanından biri. Yetmişi aşkın yaşına rağmen yıllardır yapageldiği gibi çevresine ve insanlığa faydalı olmanın yollarını arıyor ve o çizgide yaşamını sürdürüyor.

Hala çalışıyor, okuyup araştırıyor, evlatları ve torunlarıyla güzel vakit geçirmeye çalışıyor. Yeni hayatı zorluklarla dolu. Mesela eğitim hayatı boyunca yabancı dili Fransızca olmuş ama Amerika’da yaşadığı için onun ilerleyen yaşına rağmen İngilizce öğrenmesi gerekiyor. Zorlansa da azmi elden bırakmıyor, komşularıyla çevredekilerle iletişim kurmaya çalışıyor.

Hatta İngilizcesini geliştirip chaplin olmayı planlıyor. Bu şekilde hastanelerde ve hapishanelerde manevi desteğe ihtiyacı olan binlerce insana yardım etmeyi hedefliyor. Tatil günlerinde eşiyle birlikte torunlarına Kur’an eğitimi vermeye çalışıyor. Hafta sonları torunlarının en sevdikleri kahvaltılık olan yumurtalı patates yapma zevkinden hiç vazgeçmiyor.

Alıştıklarının dışında bir hayatı var elbette. Eskisi kadar özgürce hareket edemiyor belki ama bu şartlarda ‘daha ne yapabiliriz?’ kaygısını hep taze tutuyor. İlk okul dördüncü ve beşinci sınıf ile ortaokul öğrencileri için değerlerimizi hikaye kitaplarından alıntılarla öğretebilecek bir kitap derlemeye çalışıyor. Bunları anlatabileceği sınıflar hayal ediyor.

Ömer bey üretmenin insan psikolojisine katkılarının farkında olmalı ki hep daha ne yapabilirim sorusuna cevap arıyor. Dualarını da o çerçevede yapıyor ve kendisi gibi bambaşka diyarlara uyum sağlamaya çalışan gönül dostlarına ve babalara şu tavsiyelerde bulunuyor:

‘Bulunduğunuz yerin dilini öğrenin. Kendinize bir iş, ya da uğraş bulun. Okuyarak manevi direncinizi arttırın, iyi bir müslüman olarak dinimizi, iyi bir insan olarak kendinizi temsil edebilmenin kaygısını taşıyın, çocuklarınız ve torunlarınıza iyi davranışlarınızla örnek olmaya çalışın. Etrafınızdakilerin kusurlarını araştıran değil kendi kusurlarını görmeye düzeltmeye çalışan bir kul olun…’

 

Haber Bültenimize Abone Olun
Haber bülteni aboneliğini istediğiniz zaman iptal edebilirsiniz.
error: Tüm içerik teliflidir. Kopyalanması yasaktır.