İrem bağları

Teknik ve medeniyette ilerlemeler her çağda olduğu gibi Ad kavmini de gurura ve kibire yöneltmiş, servetin ve siyasi iktidarın getirdiği güç zehirlenmesi ile zayıf inşaları kendi köleleri olarak görmeye başlamışlardı.

0 140

  

Harun Tokak

Nuh tufanından sonra insanlar yeryüzünde yeniden çoğalmaya başladılar. Çok geçmeden atalarının başına gelen felaketi, suların ölüm fısıldadığı tufan günlerini unuttular.

Unutan toplumlardan biri de Ad kavmi idi. Bunlar, bilinen en eski Arap topluluğu idi. Ahkaf bölgesinde yaşıyorlardı. Ahkaf, Hicaz ile Yemen ve Yemâme arasında bulunan bir bölgeydi.

En gözde yerleşim yeri İrem şehriydi. Burada toprak çok verimliydi. Yeşilin her renginin hâkim olduğu bağlar, bahçeler, ormanlar burasının iklimini yaşanır bir hale getiriyordu.

Ad kavminin insanları, uzun boylu, güçlü, kuvvetli ve uzun ömürlü idiler. Bu kavim, kayaları oyarak kendilerine evler ve çok gösterişli binalar yapmışlardı. Bunların içerisinde bağlar, bahçeler ve bu bahçelerin içerisinde de havuzlar vardı. Her taraf, insanların gözlerini kamaştıracak güzelliklerle doluydu.

Refah içerisinde yaşarlarken Allah’ı unuttular

Kibirlendiler, böbürlendiler, bozgunculuk yaptılar. Putlara tapmaya başladılar. Zorbaca davrandılar. Zavallıları, kimsesizleri ve gücü olmayanları ezmeye başladılar. O kadar zalim ve gaddar oldular ki, yaptıkları o yüksek sütunlu binaların üzerine zayıf, zavallı kimseleri çıkarıp oradan aşağıya atarlar, sonra da onların parçalanmış cesetlerine bakıp büyük bir zevk ve keyif alırlardı.

Kalpleri taş gibi katılaşmıştı. Verilen nimetlere şükredeceklerine, yaptıkları zulüm arşa dayanmıştı. Güçsüz, kuvvetsiz kabilelere baskınlar yapıp onların mallarına el koyuyorlardı. Lüks, israf ve gösterişte çok aşırı gitmişlerdi. İnsanlık adına yapılması yasak olan her şeyi yapıyorlardı.

Teknik ve medeniyette ilerlemeler her çağda olduğu gibi Ad kavmini de gurura ve kibire yöneltmiş, servetin ve siyasi iktidarın getirdiği güç zehirlenmesi ile zayıf inşaları kendi köleleri olarak görmeye başlamışlardı.

Yeniden doğru yolu bulmaları için Allah onlara kendi içlerinden bir peygamber gönderdi. Yüce peygamber Hazreti Hud (a.s) onları uyardı:

“Siz her yüksek yerde eğlenmek için koca bir bina mı inşa edip durursunuz? Ve ebedi kalır ümidi ile sapasağlam kaleler mi yapar durursunuz? Yakaladığınız zaman da zorbaca mı davranırsınız? Artık Allah’tan korkun ve bana itaat edin. Size bilmediğiniz nimetlerle destek verenden sakının. O size hem davarlar ve çocuklarla destek verdi. Hem de bahçe ve pınarlarla.” (Şuara, 128-134)

Hud (a.s) zalimlikte sınır tanımayan, yakaladıkları her zavallıya işkence eden, öldüren ve bu yaptıklarından büyük bir zevk alan bu zorba insanları bıkmadan usanmadan yıllarca uyardı durdu:

“Gerçekten Rabbinizden size bir gazab gelecektir. Allah’ın haklarında hiçbir delil indirmediği, kendinizin ve atalarınızın taktığı bir takım adlar hakkında mı benimle tartışıyorsunuz? Artık azabı bekleyin. Şüphesiz bende sizinle birlikte bekleyenlerdenim.” (Hud, 71)

Ad kavmine vaat edilen azabın alametleri yavaş yavaş baş göstermeye başlamıştı. Ortalık sıcaktan kavruluyor, bela ve musibetler gittikçe dayanılmaz bir hal alıyordu. Kavurucu sıcaklara dayanamayan Ad kavmi, yağmur duasına çıktılar. Ufukta bir bulut belirince çok sevindiler.

 

Bulutların ölüm fısıldadığını bilemediler

“Nihayet o azabın, geniş bir bulut halinde vadilerine doğru yayılarak geldiğini görünce, bu bize yağmur yağdıracak bir buluttur, dediler. Hayır, o, sizin acele gelmesini istediğiniz şeydir. İçinde elem verici azabı taşıyan bir rüzgârdır. Rabbinin emriyle, her şeyi yıkıp, yerle bir eder.” (Ahkaf: 24-25)

Rahvan atlar gibi koşuşturmaya başladı bulutlar. Bir hafta boyunca kasırgalar kükredi. Onca ihtişamlı evleri, bağları, bahçeleri yok oldu. Zalimler toptan yok oldular. Sanki hiç yaşamamışlar gibi.

“Rabbinin Ad kavmine yaptıklarını görmedin mi? Sütunlar üzere kurulu olan İrem’e ki başka ülkelerde eşi yoktu! Vadide kayaları oyan Semûd kavmi! Kâşaneler sahibi Firavun! Onlar ki ülkelerde azmışlar, oralarda fesadı çoğaltmışlardı. Bu yüzden Rabbin onların üzerine azap kamçısı yağdırdı.” (Fecr, 6-13)

Peygamberimizin “Beni Hud suresi yaşlandırdı” dediği ayetler. Bir hafta boyunca korkunç gürültülerle kükreyen kasırga taş üstünde taş bırakmadı. Bir Endülüs ağıtı gibi, İrem’in o ışıklı, o aydınlık bahçeleri, güneşi tazeleyen bahçelerinin yerinde yeller esti…

 

Haber Bültenimize Abone Olun
Haber bülteni aboneliğini istediğiniz zaman iptal edebilirsiniz.
error: Tüm içerik teliflidir. Kopyalanması yasaktır.