İnsanlık, kaybettiği saadet kapısının anahtarını O’nunla buldu

Kâinatın varlık sebebi Efendimiz’in (s.a.s.) davetine dört elle sarılmak suretiyle, ikazlarına kulak verip, uyardığı, haramlardan da yılandan çıyandan kaçar gibi kaçarak, dünya ve ahiret mutluluğunu kazanma işi bize düşmektedir.

0 21

Hayat bir devr-i daimden ibarettir. Her canlı doğar, yaşar ve ölür. Hiçbir varlık kendi iradesi ile bu dünyaya gelmemiş, Allahu Tealâ tarafından gönderilmiştir. Bir düzen içinde hareket eden kâinat, tesadüflere yer verilmesi mümkün olmayacak kadar hikmetlerle, sırlarla doludur. Bu sırları ve hikmetleri, akıl ve irade sahibi insanlar -Allah’ın inayeti ile- çözecek, anlayacak ve başkalarına anlatacaktır.

Ne var ki akıl ve irade, bu gerçekleri, hakikatleri anlayıp korumaya yeterli olmadığından, mutlaka bir rehbere ihtiyaç vardır. İşte bu ihtiyacı giderecek, kâinatın ve insanın yaratılış sırlarını çözerek, dünya mektebinin talebeleri olan insanlara anlatacak bir Peygambere ve kanunlara ihtiyaç duyulduğundan, âlemlerin Rabbi Allah (celle celâluhu), Hz. Adem’le (aleyhisselâm) başlayan Peygamberlik zincirinin son halkası olarak İnsanlığın İftihar Tablosu Hz. Muhammed’i (sallallahu aleyhi ve sellem) göndermiştir.

Bütün Peygamberler kendi kavim ve kabilelerine rehberlik yapmışlardır. Sonsuz Nur vasfına tam layık bir rehber-i kül olan Efendimiz (s.a.s.) ise, cihan şümul bir Peygamber olarak gönderilmiştir. Davasını, dünyevî hiçbir şeye alet etmeden bizzat temsil etmiş, Allah’ın yardımı, sabır ve metanetle ortaya koyduğu gayrete yâr olunca gönüller ve ruhlar O’nun davasını en kısa zamanda benimseyip, sevmiştir. Milyonların asırlardan beri süregelen O’nun sevgi, şefkat, emniyet ve güven iklimine akın akın koşması bugün de artarak devam etmektedir ve edecektir.

O (s.a.s.), beşir ve nezirdir. Müjdeleyen ve ikaz eden çok şefkatli, çok merhametli bir Peygamberdir. O’nun hakkında Kur’ân-ı Mucizü’l Beyan: “Ey şanlı Peygamber! Biz seni insanlar hakkında şahit, müjdeci, uyarıcı, Allah’ın izniyle O’nun yoluna davet eden bir Peygamber ve aydınlatan bir lamba olarak gönderdik. Sen müminlere Allah’tan büyük bir lütfa mazhar olacaklarını müjdele!” (Ahzab, 45-47) buyuruyor.

Yine Kur’ân-ı Azimüşşan: “İşte bunun içindir ki ey Resûlüm, biz seni bütün insanlar için sırf bir rahmet vesilesi olman için gönderdik.”(Enbiya, 107) buyurmaktadır. Efendimiz’in (s.a.s.) dünyayı şereflendirmeleri ile beşerin karanlık ufku aydınlanmış, insanlık kaybettiği saadet kapısının anahtarını O’nunla bulmuştur.

Allah’ın (c.c.), en üstün meziyetlerle yarattığı, yeryüzünün halifesi olan insanın, kendi seviyesinin çok altında bulunan fani şeylere tapma zilletine düştüğü o günlerde, Efendimiz (s.a.s.) bir güneş gibi imdadına yetişmiştir. O (s.a.s.), gönüllerde îlây-ı kelimetullah şevki uyarmak, Hâkim-i Mutlak olan Allah’ı sevdirmek ve tanıtmakla işe başlamış, fani şeylere tapmanın, onları ilah edinmenin kendilerine hiçbir fayda temin etmeyeceğini anlatmış, tevhid ruhunu gönüllerde mayalamıştır. Bu tevhid nuru bugün de devam etmektedir ve kıyamete kadar da devam edecektir.

 

 

Bu uğurda Efendimiz, büyük engellerle karşılaşmış, tahammülfersa sıkıntılar çekmiş; asla inandığı, hak bildiği davasından vazgeçmemiştir. Kadın-erkek bütün insanlara şahsiyet kazandırmış, kız çocuklarını diri diri gömerek işlenen o korkunç cinayetlere engel olmuş, masum çocukların ölümden kurtulmalarına sebep olmuştur.

Cahiliye devrinde kadın, alınan satılan, hiçbir değeri olmayan itilip kakılan, hakaret gören bir varlıktır. Efendimiz (s.a.s.) ona en büyük mertebeyi kazandırmış, “Cennet anaların ayakları altındadır.” buyurarak evlat, kral ve padişah da olsa anne karşısında onları küçültmüş ve annenin elini öptürmüştür. Onun içindir ki hanımefendiler O’nun (s.a.s.) davasına, mesajına dört elle sahip çıkmalıdırlar.

Kan davası, içki, kumar, zina, faiz vs. gibi insanlığın huzurunu alt üst eden, yuvaların yıkılmasına, bir sürü yetim ve dulun perişan olmalarına sebebiyet veren bu türlü sıkıntılardan insanlığı men etmiş ve kurtarmıştır. “Biz seni sadece müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.” (Furkan, 56) takdirine hak kazanmıştır.

Kâinatın varlık sebebi Efendimiz’in (s.a.s.) davetine dört elle sarılmak suretiyle, ikazlarına kulak verip, uyardığı, haramlardan da yılandan çıyandan kaçar gibi kaçarak, dünya ve ahiret mutluluğunu kazanma işi bize düşmektedir.

Haber Bültenimize Abone Olun
Haber bülteni aboneliğini istediğiniz zaman iptal edebilirsiniz.
error: Tüm içerik teliflidir. Kopyalanması yasaktır.