İnsanlığa en güzel örnek: Hz Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem)

0 589
EMİN SEVİMLİ

Kâinatın Rahmet Peygamberi Hazreti Muhammed (sas), beşeri özellikleri en zirve noktada temsil etmiş ve bunlarla bize rehber olmuştur. Meselâ O (sas), mükemmel bir aile reisiydi. Nübüvvet iksirinin damla damla sızdığı o kutsi hanede, Peygamberimizi (sas) bazen eşine yardım ederken bazen elbiselerinin bakımını yaparken bazen de aile bireylerinden birinin derdini dinleyip çözerken görürdünüz. Herkes O’nun (sas) aile reisliğinden son derece memnundu.

İNSANLARIN DERTLERİYLE İLGİLENİRDİ

Peygamberimiz Hz. Muhammed (sas), ashabının dertleriyle ilgilenir, genel meselelerin yanında detayları da ihmal etmezdi. Peygamberimiz (sas) bu konuda hassasiyetle şöyle buyurmuştur: “Kim bir Müslüman’ın dünyadaki sıkıntılarından birini giderirse, Allah da onun kıyamet günü sıkıntılarından birini giderir. Kim darda kalmış birine kolaylık gösterirse, Allah da ona dünya ve ahirette kolaylık gösterir. Kim bir Müslüman’ın kusurunu gizlerse, Allah da onun dünya ve ahiretteki kusurlarını örter. Kul, din kardeşine yardımcı olduğu müddetçe Allah da ona yardımcı olmaya devam eder.”

KÜÇÜKLERİNE MERHAMET ETMEYEN…

Peygamberimiz (sas), çocuklarını ve torunlarını öper, okşar ve çok severdi. Bu anlayışın bütün Müslümanlarca hayat tarzı haline getirilmesi için de “Küçüklerimize merhamet etmeyen ve büyüklerimize saygı göstermeyen bizden değildir.” buyurmuştur.
Peygamberimizin (sas), çocuklara karşı son derece şefkatli davranması ve onlarla yakından ilgilenmesi, çocukların şahsiyet oluşumuna, topluma uyum sağlamalarına ve küçük yaştan itibaren eğitilmelerine de katkı sağlamaktadır. Modern psikolojinin önemle üzerinde durduğu konuların başında, insan şahsiyetinin çocuk yaştan itibaren oluştuğu gerçeğinin geldiği düşünülecek olursa, Peygamberimizin davranış tarzının önemi daha iyi anlaşılmaktadır.

TORUNLARIYLA BİZZAT İLGİLENİRDİ

Hz. Peygamber, torunlarıyla bizzat ilgilenir, onların isteklerini önemser, sıkıntılarına çözüm bulurdu. Peygamber Efendimiz (sas) bir gün kızı Hz. Fatıma’nın evine gider. Hz. Hasan ve Hüseyin bu sırada uyumaktadır. Bir ara Hasan ve ardından Hüseyin uyanır ve su isterler. Hz. Peygamber su kabını alır ve sırasıyla onlara su verir. Bunun üzerine Hz. Fatıma, “Hasan’ı Hüseyin’den daha çok seviyor gibisin.” deyince, “Hayır, ayrım yapmıyorum. Suyu ilk Hasan istedi.” cevabını vermiştir. (Ahmed bin Hanbel, Müsned, 1/101). Bu örnek bizlere Hz. Peygamber’in, torunlarının isteklerini karşılama hususunda bile son derece adil olduğunu göstermektedir. Daha da önemlisi Hz. Peygamber, kızı Hz. Fatıma’ya da çocukları arasında ayrım yapmayarak onlara adaletle davranma hususunda hassasiyet kazandırmıştır.

EFENDİMİZ (SAS) AİLESİNİ NAMAZA TEŞVİK EDERDİ

Hz. Peygamber ile Hz. Fatıma arasındaki diyaloğa baktığımızda adalet, güven değer verme esasının öncelikli olduğunu görmekteyiz. Peygamberimiz (sas) sürekli, Hz. Fatıma’yı üstünlüğün ve faziletin örneği olarak tanımlardı.

Peygamber aleyhissalem her fırsatta kızını ibadete teşvik etmiştir. O, namazlarında Hz. Fatıma’nın penceresini tıklatır, namaza kalkmalarını teklif ederdi. O da işten artan vaktini ibadetle geçirirdi. Hz. Ali şöyle rivayet eder: “Bir gece Efendimiz (sas) evimize gelmiş ve “Namaz kılmak istemez misiniz?” diyerek bizi teheccüd namazına teşvik etmişti.” (Buhari, Sahih, Kitabü’t-Tefsir, 195)

KIZINI ALLAH’I ZİKRE YÖNLENDİRİYORDU

Hz. Fatıma’nın hayatı ekonomik anlamda sıkıntı içinde geçmiştir. Kızının bu durumuna çok üzülen Hz. Peygamber onu, ibadet ve zikirle huzur bulmaya davet ediyordu. Bir ara Hz. Fatıma kendisinden işlerine yardımcı olması için bir yardımcı istemişti. Peygamberimiz (sas) de bunu yapmasının mevcut şartlar içerisinde imkânsız olduğunu söylemiş, bunun yerine onu Allah’ı zikretmeye yönlendirmişti: “Her namazdan sonra 33 kere ‘Allah-u Ekber”, 33 kere “Sübhanallah”, 33 kere “Elhamdülillah” diyerek Allah’ı zikret”. (İbn Sa’d, Tabakat, C. 8, 21)

Hz. Fatıma ile Peygamberimizin baba-kız ilişkisi bu konudaki en güzel örnektir. Onlar bütün acılarını, sevinçlerini, hüzünlerini beraber yaşamışlar ve birbirlerinden hiç kopmamışlardı. Hz. Fatıma, sürgünde ve yalnızlığında her zaman babasının yanında olmuş O’nun üzüntüsünü paylaşmış, mücadelesinde O’na arkadaş olmuştur. Efendimiz (sas), Taif’ten bedeni kanlar içinde döndüğü vakit O’nu karşılamış, çocuksu ve sevimli çabalarıyla O’nun kalbini ferahlatmıştır.

Haber Bültenimize Abone Olun
Haber bülteni aboneliğini istediğiniz zaman iptal edebilirsiniz.
error: Tüm içerik teliflidir. Kopyalanması yasaktır.