İffetine atılan iftira çok ağır gelmişti

0 285

Ömrünü insanlığa vakfetmiş, bu uğurda çile ve ızdırabın her türlüsü ile karşılaşmış Allah Rasulü’nün (sas), en zor günlerinden biri de eşi Hz Aişe’ye atılan iftira ile geçirdiği ifritten günlerdi.

Daha genç yaşlarda Allah Rasulü’nün manevi nur iklimine girmiş O’dan (sas) başka bir erkek tanımamış Hz. Aişe annemize, (haşa) Müstalik Seferi dönüşü baş münafık İbn-i Selül ve avanesi tarafından Saffan ibn-i Muattal (ra) ile zina etti iftirası atılmıştı.

İmtihan çok ağır geçmişti. Tam bir ay göklerden haber gelmedi… Belki de bu bir ay iffeti hususunda hassaslardan hassas olan Efendimizi (sas) o kadar etkilemişti ki bu sıkıntı dert halinde tecessüm etse kâinatın ödünü koparacak nitelikteydi.

İFTİRA TÜM ŞEHRE YAYILIYOR

Atılan bir iftira idi ve münafıklar tüm Medine’ye bunu yayıyor ve maalesef bazı Müslümanlar ise bu iftiraya inanıyorlardı.

Çok üzülmüştü Allah Resul’ü (sas). O tertemiz yüreğe o kadar ağır gelmişti ki atılan iftira konusunda ashabı ile istişare etme lüzumu hissetti.

Önce bir hutbe irad buyurdular ve içli bir ağıt gibi dudaklarından ilmek ilmek inilti şu cümlelerle döküldü: “Ey Müslümanlar cemaati! Ailem aleyhindeki iftirasıyla beni üzüntüye düşüren bir şahsa karşı bana kim yardım eder? Hâlbuki vallahi ben, ailem hakkında hayırdan başka bir şey bilmiyorum. Onlar (iftiracılar), öyle bir adamın (Saffan ibn-i Muattal) ismini de ileri sürdüler ki ben onun hakkında da hayırdan başka bir şey bilmiyorum.”

Efendimiz durumu bu şekilde arzedince bazı sahabiler “Gereken ne ise yapalım.” dedi. Fakat önceden aralarında düşmanlık bulunan kabilelere mensup olmaları sebebiyle ve belki de aradaki münafıkların kışkırtmasıyla bir kargaşa yaşandı. Olay çok daha büyümeden Allah Resulü ortamı sakinleştirip oradan ayrıldı…

Efendimiz, bu iftira olayının yaşandığı bir ay boyunca farklı zamanlarda, farklı sahabilere fikirlerini sordu.

Hiç kimse, “Hz. Aişe (ra) bu işi yapmıştır.” demedi. Fakat halk arasında, kapalı kapılar arasında bu konu konuşulmaya devam etti. Bununla beraber, tarihe bırakılan yerinde ve enfes şahitlikler de vardır.

AYAKKABINIZDAKİ KİRİ BİLDİREN ALLAH, BUNU BİLDİRMEZ Mİ?

“Yâ Resûlallah!” dediler, “Bir gün bize namaz kıldırıyordunuz. Namaz içinde iken, ayakkabılarınızı çıkarmıştınız. Size uyarak biz de çıkarmıştık. Namazı bitirince, bizim ayakkabılarımızı çıkarmamızın sebebini bize sormuştunuz. Biz de, ‘Siz ayakkabılarınızı çıkardınız, biz de size uymuş olmak için çıkardık Yâ Resûlallah.’ demiştik. Bunun üzerine siz, ‘Cebrail namazda iken bana, ayakkabımda namaza engel bir kirliliğin olduğunu ve onları çıkarmamı söyledi.’ demiştiniz.

Ayakkabılarınıza bulaşan bir kirliliği bile Cebrail vasıtasıyla size bildiren Allah (cc), (eğer gerçek olsa idi) ailenizdeki böyle bir durumu size bildirmez miydi? Böyle bir şey olur mu hiç?”

Efendiler Efendisi (sas), sahabelerinin bu tavırdan son derece memnun oluyordu…

Hz. Aişe annemiz ise şöyle diyordu o vakitler için: “… o dönemde öyle çok ağladım ki belli bir dönemden sonra ağlama istidadını da kaybettim…”

İffetine atılan çamur o pak aileye o kadar ağır gelmişti ki Kâinatın Rahmet Peygamberi (sas) o sıralarda hanesinden pek dışarı çıkmıyor, Hz. Aişe’nin (ranha) ise ağlamaktan göz pınarları kuruyordu…

İftiraya uğrayan diğer taraf olan Hz. Saffan (ra) ise dertten adeta deliye dönüyor, bu iftira karşısında gündüzleri dışarı çıkmıyor geceleri iplik iplik gözyaşı döküyordu. İmtihan herkes için dayanılmaz boyutlara çıkıyordu.

Tam bir ay sürdü çilenin ellerinde dert yumağı günler.
İffeti için yaşayan, yeryüzüne iffetin manasını mayalayan bu aileye ömürlük bir ağrı gibi gelip oturmuştu şom ağızlardan yayılan iftira…

Bir ilahi rüzgâr bekledi yürekler üzerindeki kara bulutları dağıtacak olan.

‘BU APAÇIK BİR İFTİRADIR’ DEMELERİ LAZIM DEĞİL MİYDİ?

Ve Allah iffetini temiz tutmak için yuvasını gözyaşları ile temizleyen bu tertemiz insanlara yüzyıllara yayılan ilahi bir iade-i itibar yazdı ayetleriyle. Şöyle diyordu Kur’an, “iffet kahramanlarına” atılan çamurları nurdan mesajları ile temizleyerek:

“Onu (iftirayı) işittiğiniz vakit, erkek müminlerle kadın müminler, kendi vicdanları (önünde) iyi bir zanda bulunup da, ‘Bu apaçık bir iftiradır.’ demeleri (lâzım) değil miydi?” (Nur Suresi-16)

Allah (cc) yüzyılların kulağına bir küpe gibi astığı ayetleriyle iffeti için ölümüne ızdırap çeken insanları ilahi kelamı ile temizlemiş ve Efendimizin (sas) harimine atılan çamuru Kur’an’nın Nur’dan rüzgârı ile müfterilerin yüzlerine çarpmıştı.

Ümidimiz odur ki; bugün sevginin müessisi, yeryüzünde sulhun temsilcisi binlerce insana terör iftirası atanların hakkından Allah (cc) gelecek ve ömründe tek bir suça bulaşmamış iffet abidelerini de karanlıklardan aydınlığa çıkaracaktır…

Haber Bültenimize Abone Olun
Haber bülteni aboneliğini istediğiniz zaman iptal edebilirsiniz.
error: Tüm içerik teliflidir. Kopyalanması yasaktır.