Hz. İbrahim’in hac çağrısı cevap bekliyor

0 320
YAZI | SALİH SEYYAH

Yeryüzünde ibadet için yapılan ilk bina Kâbe’dir ve tarihi Hz. Âdem’e dayanır. Zamanla kaybolan binanın yerini Hz. İbrahim ve oğlu İsmail tespit ederek Kâbe’yi aynı temeller üzerine yeniden inşa ettiler.

Artık insanların yönelecekleri, ibadet maksadıyla ziyaret edecekleri mekân tamamlanmıştı.

Cenab-ı Hak, Hz. İbrahim’e “Bütün insanları hacca dâvet et ki, gerek yaya, gerek uzak yollardan gelen yorgun argın develer üzerinde sana gelsinler. Gelsinler de bunun kendilerine sağlayacağı çeşitli faydaları görsünler…” (Hac suresi, 27-28) buyurdu. Etrafta bu çağrıya cevap verecek kimse görünmüyordu. Fakat ‘Sesim ulaşır mı ulaşmaz mı, insanlar beni dinler mi, dinlemez mi?’ demeden yaptı çağrısını Allah dostu, peygamberler babası.

Günümüzde dünyanın her tarafından milyonlarca insan, binlerce sene önce yapılan bu samimi çağrıya koşuyor.

Hac, İslam’ın üzerine bina edildiği 5 temel esastan biri. Maddi imkânı olan Müslümanlar, yol güvenliği de sağlanabiliyorsa en azından ömürlerinde bir defa hacca giderler. Hacca gitmek için, maddi imkân lazımdır. Yol parasının yanında kutsal topraklarda harcayacağı asgari paraya sahip olmak yetmez. Gidip gelinceye kadar bakmakla yükümlü olduğu kimselerin ihtiyacını da tam karşılamalıdır hac yolcusu.

Hac bir ibadettir. İbadetlerde aslolan, dinin koyduğu şeklin dışına çıkmamaktır. Yani din ne zaman, nasıl, ne kadar yapılmasını istiyorsa bunlara harfiyyen uymak gerekir. Bu duruma “taabbüdîlik” denir. Tam bir teslimiyet olan hac, içinde pek çok sembolü de taşımaktadır.

Şimdi her birisinin pek çok hakikati ve arka planı olan hac ile alakalı bu uygulama ve mekânları biraz tanıyalım:

İHRAM

İhram deyince aklımıza hemen dikişsiz, kefen gibi beyaz ve iki parçadan oluşan, bütün konum ve statüleri sıfırlayan örtü/elbise gelse bile, aslında o, normal zamanda helal olan bazı şeyleri belli bir zaman için kendine haram kılmak demektir. Bunun sembolü olarak da erkekler ihram giyerler, kadınlar da istedikleri zaman kapatabilecekleri yüzlerini, ihramlı iken kapatmazlar.

TELBİYE

“Buyur, emret Allahım! Emrine amadeyim – Lebbeyk Allahümme lebbeyk..” hacıların en çok duyduğu ve devamlı tekrarladıkları ilahi emre itaatin söze bürünmüş ifadesidir. Allah’ın emrine uyup pek çok meşakkate katlanarak Mekke’ye gelen hacı, hayatının kalan kısmında da Allah’ın koyduğu sınırları aşmama sözü verir aslında. Zira geçmişi nasıl olursa olsun o, hac ile annesinden yeni doğmuş gibi tertemiz olur, günahlarından kurtulur Kutlu Nebi’nin beyanıyla.

ARAFAT

“Hac, Arafattır, Arafat’ta vakfedir” buyurur Resûl-i Ekrem (as). Evet, daracık bir mekânda milyonlarca insan toplanır, İlahi huzurda olduklarının farkında olarak duaya dururlar. Arafat hissedebilenler için tam bir mahşer sahnesidir aynı zamanda.

ŞEYTAN TAŞLAMA

İnsanın şeytan ile mücadelesi insanlık tarihi kadar eski. Zaman zaman şeytan, bazen de insan kazanıyor. İnsanı nasıl altedeceği konusunda profesyonelleşmiş, nereden, nasıl geleceği belli olmayan şeytana karşı insan tetikte olmalı. Haccın vaciplerinden biri de Hz. İbrahim, İsmail ve Hacer’i düşünerek şeytana sembolik bir taş atmak. Aslında bu, insanın kendisiyle şeytan ve şeytani düşünce arasına mesafe koyması demek.

HACCA NE ZAMAN GİTMELİ?

Hac, ömür devam ettiği sürece her zaman yapılabilecek olsa da Haccı geciktirmemek lazım.  Zira hac vazifeleri yaşlılar için kolay değildir. Hem haccı daha iyi ifa etmek, hem de hac yaparken kimseye yük olmamak için maddi imkânı olanlar bir an önce hac vazifesini yapmak için fırsat kollamalıdır. Yaşlılığın zorluğu yanında ölümün de her an kapıyı çalması söz konusudur. İmkânı olduğu halde -ertelediği için- Allah’ın huzuruna hac borcu ile gitmemeli insan.

Haber Bültenimize Abone Olun
Haber bülteni aboneliğini istediğiniz zaman iptal edebilirsiniz.
error: Tüm içerik teliflidir. Kopyalanması yasaktır.