Hz. Aişe, Peygamberimizi anlatıyor

Peygamber Efendimiz (s.a.s.) nasıl bir insandı? Yemesi, içmesi, yürümesi, insanlarla münasebeti nasıldı? Neleri sever, nelerden hoşlanmazdı? Nasıl bir ahlaka sahipti? Eşi Hz. Aişe annemizin dilinden Efendimiz’i okumak ister misiniz?
H. Kübra Yılmaz

0 121

Peygamber Efendimiz, bir güneş gibi insanlık semasında doğmuş, bütün dünyaya ışıklarını saçmış ve kıyamete kadar da saçmaya devam edecektir. O, oturması-kalkması, yemesi-içmesi, liderliği, babalığı.. kısacası her şeyiyle bize örnek bir hayat yaşamıştır. Peygamberimiz’in eşi Peygamberimiz hakkında merak ettiğimiz şeyleri bize şöyle anlatıyor:

“Allah Resulü (s.a.s.) bir erkek güzeliydi. Mübarek yüzü ayın on dördündeki dolunay gibi parlardı. Orta boydan daha uzunca, uzun boydan biraz kısaca, başı büyük, saçı dalgalıydı. Beyaz renkli ve geniş alınlıydı. Gayet güzel burunluydu ve kaşlarına yakın kısmında hafif bir yükseklik, parlayan bir nur vardı. Gür sakallı, iri gözlü, düz yanaklı, geniş ağızlıydı ve gülümsediği zaman inciler gibi parlayan dişleri vardı.

Boynu sanki gümüşten bir huzmeydi. Endamı ve âzâları uyumlu olduğu gibi etleri asla sarkık değildi. Karnı ile göğsü aynı hizadaydı. İki omuz arası geniş, omuz kemikleri kaim idi. Beyaz tenliydi. Bilekleri uzun, el ayası geniş, el ve ayak parmakları kalıncaydı. Acelesiz, vakur fakat süratli, sanki yokuş aşağı iniyormuş gibi rahat yürürdü.

 Hüzünlü bir hali vardı

Daima düşünceli olur, rahat yüzü görmezdi. Uzunca sessiz durur, gereksiz yere konuşmazdı. Özlü söyler, veciz konuşurdu. Haşin değildi, hiç kimseyi küçümsemezdi.

O, aşırı uzun değildi. Kısa boylu da değildi. Yalnız başına yürüdüğü zaman, orta boylu olarak nitelenebilirdi. İnsanlar onunla beraber yürüdüklerinde ancak omuz hizasında kalırlardı. O’ndan ayrıldıklarında yine uzun görünürlerdi. Sevinçli olduğunda yüzünün kıvrımları ışıl ışıl nur saçardı.

 Tane tane konuşurdu

Yanında oturan bir kimsenin ezberleyeceği şekilde, tane tane konuşurdu. Kötü söz söylemez çirkin iş yapmazdı. Kötülüğe kötülükle karşılık vermezdi. Ancak affeder, vazgeçer ve genişlik verirdi. Duada, kısa fakat genel manalar ifade eden sözleri severdi. Bazen mizah yapar, ancak yine de gerçeği söylerdi.

Allah Resul’ünü hiçbir zalime yardım ederken görmedim. Hiçbir ferdin ahlakı Resulullah’tan daha güzel değildi. Ashabından ya da ailesinden birisi onu çağırmaya görsün o, hemen buyurun derdi. İki iş arasında kalınca, günah olmadıkça kolay olanı tercih ederdi. Geceleri içi kuru otla doldurulmuş, deriden bir yatak üzerinde uyurdu.

 Güzel kokular sürünürdü

Arkadaşlarının yanına kötü kokular saçarak çıkmaktan hoşlanmazdı. Gecenin sonu da olsa güzel bir koku sürünür, öyle çıkardı. Resullullah için en güzel koku, öd ağacı kokusu idi. O’nun bir sürme tası vardı. Uyumadan önce her iki gözüne sürme çekerdi. Hafif kokulu misk sürünürdü.

O’nun hastalığından çektiği elemden daha şiddetli bir elem görmedim. O, taze kavunu severdi. O’ndan daha çok istişare eden bir kimse görmedim. Şiddetli bir kış ona vahiy inerken gördüm: Vahyin ağırlığı ile alnından terler boşanırken sanki alnı çatlayacaktı.

Hurmayı çok severdi

Sevdiği bir şeyi gördüğü zaman, ‘Verdiği nimetlerle güzellikleri tamamlayan Allah’a hamd olsun.” derdi. Hayra yormaktan hoşlanırdı. Hasta ziyaretine önem verir, hastaların ziyaret edilmesini isterdi. O, hediyeleri kabul eder ve onlara karşılık verirdi. Takvadan başka hiçbir şey onun yanında insanın şerefini ne azaltır ne de eksiltirdi.

O’na hoşlanmadığı bir söz ulaştığı zaman “Sen şöyle şöyle söylemişsin!” demezdi. “Bazılarına ne oluyor ki şöyle şöyle söylüyorlar?” derdi. İki öğün yemek yese, bunlardan biri mutlaka hurma olurdu. O’nun en çok sevdiği içecekler, soğuk ve tatlı olan içeceklerdi.

80%
Awesome
  • Design
Haber Bültenimize Abone Olun
Haber bülteni aboneliğini istediğiniz zaman iptal edebilirsiniz.
error: Tüm içerik teliflidir. Kopyalanması yasaktır.