Huzur ailede başlar

0 312

Evlilik ve yuva kurmak, toplumun bekası, düzeni ve yükselmesinde önemli bir rol oynar. Ayrıca evlilik, ahlakın yücelmesi ve toplum mutluluğunun ortamını hazırlar. Çünkü meşru evlilikler, ahlaki kontrolsüzlüklerin, nesep ve kimlik karmaşalarının önünü alır. Gençleri belirli kural ve usuller içerisinde hareket etmeye, dini ve toplumsal kuralları kabule yönlendirir.

Evlilik kurumu, toplumdaki düzeni, din, kültür ve geleneklerin sürekliliğini, yeni nesillerin bakım ve eğitim sorumluluğunu üstlenen çok önemli bir kurum olarak ilk peygamber Hz. Âdem’den (as) günümüze kadar süregelmiştir.

AİLE TOPLUMUN DÜZENİNİ SAĞLAR

Gençlerin sorumluluk duygusuyla hareket edebilmesi ve yeni temel beceriler kazanabilmesi dini kurallara, aile ilkelerine ve değerlerine bağlılık ile gerçekleşebilir. Genç insanları eğitmekten sorumlu olan kişiler, gençlerin başarılı bir biçimde toplumla bütünleşebilmeleri ve onların örnek aile niteliklerini kazanabilmeleri için, temel ahlâkî ilke ve değerler üzerinde önemle durmalıdırlar.

Ahlaki değerlere sahip olamayan aileler sebebiyle toplum düzeninin daha da gelişme ve daha huzurlu yaşama imkânlarının azalabileceği tehlikesi, üzerinde herkesin mutabık olduğu bir konudur.

MEŞRU BİRLİKTELİK ŞART

Evliliğin, bireyin iç huzurunun sağlanmasında da önemli bir rolü bulunur. Allah’a karşı farz, vacip ve sünnet türünden sorumluluklar yerine getirilirken meşru evlilikler daha bir önem kazanır. Bu anlamdaki iç huzurunun yine ayet ve hadislerden hareketle vacip hatta farz mesabesinde olduğu söylenebilir.

Mesela, “Gerçekten müminler kurtuluşa ermiştir; Onlar ki, namazlarında huşû içindedirler; Onlar ki, boş ve yararsız şeylerden yüz çevirirler.” (Mü’minûn, 23/1-3) ayet-i kerimesinde en temel rükünlerden sayılan huşûa, yani bir yönü ile insanın iç huzuruna dikkat çekilir.

Bireyin ibadetlerini “iç huzuru” ya da “sükûnet” içerisinde yapabilmesinin temel vesilelerinden birisi de meşru evliliklerdir. “Kendisiyle sükûnet bulmanız için size kendi cinsinizden eşler yaratıp aranızda sevgi ve merhamet peyda etmesi O`nun varlığının delillerindendir. Doğrusu bunda, iyi düşünen bir kavim için ibretler vardır.” (Rum, 30/21) ayet-i kerimesi bir yönü itibarı ile bu hususu vurgular.

Bu huzur ve sükûnet arzusu, onları birlikte bir yuva kurmaya zorlar. Yine bu arzu, aileleri ve kabileleri oluşturur ve insan için sosyal hayatı mümkün kılar. Sosyal hayatın gelişmesinde insanın zihni özellikleri de mutlaka yardımcı bir rol oynar.

ONLAR SİZİN İÇİN BİRER ELBİSE!

“Onlar sizin için birer elbise, siz de onlar için birer elbisesiniz.” (Bakara, 2/187) ayet-i kerimesinde de eşlerden her biri diğerini helâl olmayan unsurlardan muhafaza ettiği için, birbirlerinin elbisesi olarak ifade edilir. “Kim evlenirse, dininin üçte ikisini korumuş olur” (Suyûtî, el-Câmiu’s-sağir, 11/168) hadis-i şerifinde de beyan edildiği üzere eşler, yanlışlık ve haramlardan muhafaza hususunda birbirlerine adeta birer örtü gibidirler.

Çünkü insan, elbisesi vasıtasıyla soğuktan, sıcaktan veya birtakım zararlardan korunduğu gibi, Allah Teâlâ hanımı vasıtasıyla, olabilecek pek çok kötü durumdan kocayı, kocası vasıtası ile de hanımını korumaktadır. Bu da insanda bir iç huzuru meydana getirir.

Haber Bültenimize Abone Olun
Haber bülteni aboneliğini istediğiniz zaman iptal edebilirsiniz.
error: Tüm içerik teliflidir. Kopyalanması yasaktır.