Herkes kendi içine baksın

Bir şey yapmak istiyorsan kendinden başla ve ıslahatçı ol! Hem Kur’an ayetlerine hem yaradılış ayetlerine bakarak tamir et hatalarını.

0 5.476

Hazreti Musa, bir kuraklık zamanında, kavmiyle yağmur duasına çıkmış, fakat yağmur yağmamıştı.

Bunun sebebini sorması üzerine Cenab-ı Allah, “Ya Musa!” diye seslenmişti ona, “İçinizde bir günahkâr var, o yüzden yağmur vermedim.”

Hazreti Musa, merak edip onun kim olduğunu sorunca da,
“Ben Settâr’ım, günahları örter, günahkârı açığa vurmam. Hepiniz tevbe edin” buyurmuştu.

KALP DURULUĞUNU  VE İSTİKAMETİNİ KORU!

“Ey nefisperest nefsim ve ey dünyaperest arkadaşım!”
Ayıpları örtülen o mücrim sensin!

Allah’ın setrettiği, müminlerin tevbe ettiği günah senin günahın. Buna rağmen Rabbin seni rahmetiyle hala bu hizmetin içerisinde tutuyor. Ve kardeşlerin, “Hepimiz tevbe edelim” diye sesleniyor sana…

Sana yakışan Hazreti Ömer tavrıyla, “Bu, benim hatalarımdan dolayı oldu.” demen ve kimseyi suçlamadan istiğfara yönelmendir.

Umumî musibetlerin, umumun hatası veya ihmali üzerine geldiğini biliyorsan, günahı başkalarına yükleyerek kendini temize çıkarmaya çalışma.

Musibet zamanında atf-ı cürümde bulunmaktan kork ki, hadiseler hikmetleriyle tezahür ettiğinde utananlardan olmayasın. Hesabı ve kitabı zorlaştırmayasın…

Mademki musibete uğrayan tüm kardeşlerinle aynı şahs-ı manevinin azaları hükmündesiniz, Üstad’ının koyduğu prensibe bağlı kal:

“İnsanın bir eli diğer eline rekabet etmez, bir gözü bir gözünü tenkit etmez, dili kulağına itiraz etmez, kalb ruhun ayıbını görmez. Belki birbirinin noksanını tamamlar, kusurunu örter, ihtiyacına koşar, vazifesine yardım eder. Yoksa o vücud-u insanın hayatı söner, ruhu kaçar, cismi de dağılır.”

DUYGULARININ KİRLENMESİNE İZİN VERME

Sen başkalarının günah defterlerinin kâtibi değilsin. Akıbetinin nasıl olacağını, huzur-u İlahi’de nasıl muamele göreceğini bilmiyorsun. Hizmetini sürekli kılabilmek için bakışındaki berraklığı, niyetindeki duruluğu korumaya ihtiyacın var.
Felâkete uğramış bir kardeşine, “Günahının cezasını çekiyorsun” dersen zulme düşersin. Ona parmağınla işaret edersen zannını hakikatin yerine koymuş, musibeti ikileştirmiş olursun.

Münafıkları zemmederken kurduğun cümleleri müminlere karşı kurarsan insaf çizgisinde kalamaz, sebeplere kaderin payını göz ardı ederek bakarsan hadiselerdeki hikmetleri okuyamazsın.
Madem “gıybet, zayıf ve zelil ve aşağıların silahıdır,” ona tenezzül etme.

Yergi ile tenkidi, iftirayla yorumu birbirine karıştırma!
Kusur görmeye odaklanarak bakma! İncitmeyi adalet zannedenlerden olma.

Sen affetsen de kader adaletle hükmeder, merak etme!
Düşmanına benzeme!

Tahkire değil, takdire sebep arayanların yolu senin yolun. Küsmeye değil, sevmeye bahane bulanların.

Ferdi kusur ve günahlarla toplum hukukuna tecavüz sayılan suç ve kötülükleri birbirinden ayıranların. Tercihini afv-u safhtan yana kullananların…

İFSATÇILARA VE İSTİSMARCILARA İZİN VERME

Bir şey yapmak istiyorsan kendinden başla ve ıslahatçı ol! Hem Kur’an ayetlerine hem yaradılış ayetlerine bakarak tamir et hatalarını. Böylece ifsatçılara ve istismarcılara fırsat vermemiş, hastalık teşhis etme çabası içerisinde, bünyede başka yaralar açmamış olursun.

Hani Efendimiz aleyhisselatü vesselam, hatayı muhatabının yüzüne söylemek yerine, umuma konuşurlardı. Özneyi değil eylemi tenkit ederlerdi… Sen de öyle yap. Sahabe-i Kiram efendilerimizin ahlakına kıyasla ölç nerede durduğunu/durman gerektiğini. Tahriklere kapılma. Aklını kalbinin önüne geçirme.

Söylenme ve şikâyetlenmeler hakikat yolcularına yakışmaz, sık dişini.

Kalbinde yar muhabbeti yok mu ki ağyarın işleri ile meşgul oluyorsun?

Bırak saf olduğunu düşünsün art niyetliler. Hüsnüzanında yanılman sana ziyan değil.

Sen hep “kendi içine bak.”

Haber Bültenimize Abone Olun
Haber bülteni aboneliğini istediğiniz zaman iptal edebilirsiniz.
error: Tüm içerik teliflidir. Kopyalanması yasaktır.