Gurbette bayramdır Ramazanlar

Daha geleli çok olmamıştı ama ezan sesine duyduğu özlem çok büyüktü. Hele ki iftarı ezansız açmak ne büyük eksiklikti. Tabletten, telefondan ezan okutturup eksiği kapatmaya çalışsalar da camilerden dalga dalga yayılarak birbirine karışan ezan seslerinin yerini tutmuyordu.
Ebru Nida Bilici

0 109

“Ey memleketim Ramazanın da güzeldi senin, kandilin de, bayramın da… Peygamberimin (s.a.s.) Mekke’den ayrılırken dönüp gözleri yaşlı dediği gibi ben de diyorum: ‘Kavmim bana bu zulmü etmeseydi terk etmezdim seni.” diye geçirdi içinden iftar için hazırladığı çorbayı karıştırırken.

Elindeki kepçeyle çorbada helezonlar oluştururken zihniyle o helezonların içinde kayboluyordu adeta. Zaman tünelinden geçip bir anda bambaşka bir hayata gözlerini açmış gibiydi sanki. Yaşadıklarına inanamıyordu hala. Ne çok değişiklik olmuştu hayatında.

Gözlerinden süzülen bir çift gözyaşını silip sofradaki son hazırlıkları tamamlamaya koyuldu. Ramazan sevinci buruktu bu yıl. Yıllar yılı yaşadığı Ramazanlar geldi aklına. Günleri Kur’an ve oruçla geçen iftarları sevdikleriyle şenlenen gürül gürül teravihler kılınan Ramazanlar…

Kokusu bile farklıydı memleketinde Ramazanın. Bu öyle fark edilmeyecek bir koku da değildi hem. Her Ramazan farklı bir atmosfere girerdi sanki. O yüzden bitmesine yakın bir hüzün sarardı yüreğini. Bu belki de maneviyattaki terakkiye alışan ruhun Ramazan sonrası tekrar dünyaya dalacak olmasına duyduğu bir hüzündü.  

 

Hüzünlü gurbet, hüzünlü ramazanlar

Şimdiyse bambaşka bir coğrafyada Ramazanı idrak etmeye çalışıyordu ailesiyle. Çok olmamıştı geleli ama ezan sesini çok özlemişti daha şimdiden. Hele ki iftarı ezansız açmak ne büyük eksiklikti. Tabletten telefondan ezan okutturup eksiği kapatmaya çalışsalar da memleketindeki o camilerden dalga dalga yayılarak birbirine karışan ezan seslerinin yerini tutmuyordu. 

Üstelik bu Ramazan ailesi bir kişi eksik oturuyordu sofraya. Bir evladı, canı, oğlu yoktu yanında. Onunla ilgili endişeleri yüreklerini sıkıştırıyor, ezanla iftar arasındaki dualarında oğluyla birlikte sıkıntıda olan tüm gönül dostlarını anıyorlardı ailece.

Hapishanelerde, gözaltında, evinden yuvasından ayrı bir kaçak gibi yaşamak zorunda bırakılan, hastanelerde kapısında polisle doğum yapan, tedavi olmaya çalışan yüzlerce binlerce insan vardı,  çıkabildikleri ülkelerde zorlu kamp şartlarında bulabildikleri bir parça yemeği kader arkadaşlarıyla bölüşmeye çalışan masumlar vardı dualarında. 

Onların halini düşündükçe bir yudum su, bir tas çorba kolay geçmiyordu boğazlarından. Ramazan’ı hüzünle bir yaşıyorlardı.

Ama şükrüne bile tövbe gereken güzellikler de yok denemezdi yeni hayatlarında. Artık o ‘hiç birlikte vakit geçiremiyoruz!’ diye diye yıllardır sitem ettiği eşi yanındaydı mesela. Daha önce ayrı ayrı ya da farklı ortamlarda yaptıkları Ramazan ibadetlerini birlikte yapmaya başladılar.

Mukabele okumakla başladılar işe. Eşi okuyor kendisi de takip ediyordu Kur’an’ı. Yakında gidecek cami yoktu… E olsun, yeryüzü mescit değil mi mü’mine? Evde cemaatle kılmaya başladılar namazlarını. Çok hoşuna gitmişti bu. Kamp yapıyor gibilerdi evde. Bir ara eski günlerde komşularıyla okudukları mukabeleler gittikleri teravihler geldi aklına. Sol yanı acıdı yine.

 

Bayramı hep birlikte yapmak

Bu yıl gurbetteki beşinci Ramazan’ın gelişine hazırlanıyorlar ailece. Artık daha kalabalıklar. Türkiye’de kalan evlatları altı aylık aradan sonra yanlarına gelebildi. Bulundukları eyalete de Türkiye’de güvenliği kalmayan yüzü aşkın aile yerleşti. Artık birlikte yapılan iftarlar kılınan teravihler Türkiye’dekileri aratmayacak güzellikte.

İçinde bulunduğumuz bu mübarek günler, kardeşlerimiz için dua edeceğimiz, günahlarımızın affını dileneceğimiz nadide bir kapı. Bu günlerin hakkını vermek, dualarımızla kardeşlerimize destek olmak ve bu kapıdan affedilmiş olarak geçmek gerek.

Kim bilir bu kapının azat kabul etmez kulları olarak dualarımız kabul olursa bayramı da hep birlikte kutlarız, ne dersiniz?

Haber Bültenimize Abone Olun
Haber bülteni aboneliğini istediğiniz zaman iptal edebilirsiniz.
error: Tüm içerik teliflidir. Kopyalanması yasaktır.