Geleceğin umudu gençlik

Bugün öyle bir gençliğe sahibiz ki helaket ve felaket asrında, nefis ve şeytanın bütün tuzaklarına rağmen, iman ve Kur’an hizmetinde Allah ve Resûlullah yolunda, gece gündüz yarışırcasına yangından insan kurtarma, ahiretlerini kazandırma yolunda seferber olmuş koşturmakta ve her türlü sıkıntıya katlanmaktadırlar.
M. Ali Şengül

0 85

Dünya dönüyor, hayat devir daim ediyor. Hayatın çok yönü var. İnsan; bebeklik, çocukluk, gençlik, ihtiyarlık dönemlerini yaşadığı gibi aynı zamanda sağlıklı, hastalıklı, huzurlu, sıkıntılı, velhasıl hayatın acı ve tatlı dönemlerini de yaşamaktadır. Her bir dönemin kendine has değeri, kıymeti, güzellikleri olduğu gibi acı tarafları da bulunmaktadır.

 

Gençlik; bu dönemlerin hem en kıymetlisi, hem de en tehlikelisidir. Eğer gençlik su-i istimal edilmez, iman ve ahlâkıyla, iman ve Kur’an hizmetinde, ahiret hayatı adına iyi değerlendirilirse dünya ve ahiret Allah’ın büyük lütuflarına, ikramlarına mazhariyet olur.

 

 

      Cenâb-ı Hak Meryem sûresi 67. âyetinde, “İnsan hiç düşünmüyor mu ki, o hiçbir şey değilken Biz onu yaratıp var ettik?”, Ankebut sûresinin 69. âyetinde de, “Bizim uğrumuzda gayret gösterip mücâhede edenlere elbette muvaffakiyet yollarımızı gösteririz. Muhakkak ki Allah iyi davrananlarla beraberdir.” buyurur.

 

Dünya lezzetini, zevkini, saâdet ve rahatını isteyen insanlara, hususiyle gençlere, meşrû ve helâl dairedeki keyf kâfidir, yeterlidir. Gayr-i meşrû dairedeki lezzette bin elem olduğu, zehirli bir bal hükmünde bulunduğu husûsuna Hz. Üstad işaret buyurmuşlardır.

Ve yine Hz.Üstad, ‘Geçmiş zamanın hâdisâtını sinema ve televizyonlarla şu an gösterildiği gibi, istikbaldeki ahvali dahi, -mesela; elli sene sonraki halleri gösterilse- ehl-i sefâhat şimdiki güldüklerine, yüzbinlerce nefrin edip ağlayacaklardı’ (Meyve Risalesi) buyurmuştur.

 

Dünya ve ahirette ebedî ve dâimi sürûru isteyen, iman dairesindeki terbiye-i Muhammediye’yi (s.a.s.) kendine rehber etmelidir. Çünkü her insan, hayatını ve gençliğini bir gün mutlaka kaybedecektir. Helâl dairede kalmazsa hem dünyada, hem kabirde, hem de ahirette, dünyada yaşadığı lezzetlerden daha ziyade belalar ve elemler çekecektir.

 

Gençlik de bir emanettir

İnsanın sahip olduğu her şey, Allah’ın emaneti olduğu gibi, gençlik de bir emanettir.
Gençlik akıldan ziyade hissiyatı dinler. His ve heves ise kördür, âkıbeti görmez. Dünya lezzetlerini ahirete tercih eder. Öfkesine hâkim olamaz. Bir dakika intikam yüzünden seksen bin saat hapis elemlerini çeker. Hem hapis, hem de hasımların vereceği zarar korkusuyla hayatını zehir eder. Bu durumda hem kendine, hem aile hayatına zarar vermenin yanında, toplumun huzurunu da alt üst ederler. Yoksa İmamı Rabbani Hazretlerinin ifade ettiği, “Zarara rızâsı ile girene merhamet edilmez” gerçeğinden yakayı kurtaramazlar.

İnsan, Allah’ın sonsuz nimetlerine şükürle mukâbelede bulunup, gençliğini iffet ve namus dairesinde, Allah ve Resulullah’a itaat ederek geçirse, ebedi bir gençlik elde edecektir. Musîbete sebebiyet veren günahlarından tevbe etse, insanlardan özür dilese, hem kendisi vicdanen huzurlu, hem ailelerin ve toplumun saadet ve mutluluğuna hizmet vermiş olur.

Elhamdülillah, bugün öyle bir gençliğe sahibiz ki helâket ve felâket asrında, ins ve cinnin, nefis ve şeytanın bütün tuzaklarına rağmen, iman ve Kur’an hizmetinde Allah ve Rasûlüllah yolunda, gece gündüz yarışırcasına yangından insan kurtarma, ahiretlerini kazandırma yolunda seferber olmuş koşturmakta ve her türlü sıkıntıya katlanmaktadırlar.

Takip edilecek yol da işte budur: Ölümle sona erecek dünyanın fâni ve geçici zevklerine takılmadan, hizmete kaderini adayıp, muhtaç gönüllere hakikatleri duyurabilme yolunda gayret sarf etmek, insanların arayıp da bir türlü bulamadığı dünya barışına katkıda bulunmaktır.

80%
Awesome
  • Design
Haber Bültenimize Abone Olun
Haber bülteni aboneliğini istediğiniz zaman iptal edebilirsiniz.
error: Tüm içerik teliflidir. Kopyalanması yasaktır.