Geleceğin ümidi gençlik

Sorumsuz, mesuliyetsiz, iman ve ahlâktan, ilim ve faziletten mahrum nesiller, hem ailelerine, hem topluma, hem de milletine ve bütün insanlara hayatı zehir ederler. Dolayısıyla en büyük kötülüğü de kendilerine yapmış olurlar.

0 56

 

Üzerinde yaşadığımız dünya, bir emir dairesinde hareket etmektedir. Bu seyyar dünyada yaşamakta olan insanlığın, hususiyle milletlerin en kıymetli sermayesi, geleceğin ümidi çocuklar ve gençlerdir.

Bu nesiller; ilimle, ahlâkla, imanlı ve inançlı, mesuliyet duygusuyla yaratılış gayesine uygun, hizmet şuuru verilerek yetiştirilirse istikbale ümitle bakılabilir.

Dünyevî ve uhrevî bütün değerlerin ortaya çıkması; huzur, güven ve emniyetin oluşması böyle bir neslin ciddi bir şekilde ele alınıp aklıyla beraber, kalp ve ruhu ihmal edilmeden yetiştirilmesine bağlıdır.

Sorumsuz, mesuliyetsiz, iman ve ahlâktan, ilim ve faziletten mahrum nesiller, hem ailelerine, hem topluma, hem de milletine ve bütün insanlığa hayatı zehir ederler. Dolayısıyla en büyük kötülüğü de kendilerine yapmış olurlar.

İnsanın maddî ve manevi sahip olduğu bütün uzuvlar ve duygular, göz, kulak, el ayak, akıl, irade ve şuur gibi sermayelerinin hiçbirisi kendisine ait değildir. Alınıp satılan bir metâ da değildir. Bütün bunların hepsi yaratan Allah’ın bizlere mevhibesi, hediyesidir.

Cenâb-ı Allah bütün bu uzuvları, vücudumuzun en uygun yerlerine montaj yaparak, yaratılan varlıkların en mükemmeli en şereflisi haline getirip bizlere emanet etmiştir. Aynı zamanda akla kapıyı açıp iradeyi elden almadan, insanı bu dünyada imtihana tâbi tutmaktadır.

Hususiyle gençliğimiz Allah’tan korkarak akıbeti düşünüp ölümü unutmayarak, hesapların sorulacağı Büyük Mahkeme’ye burada hazırlanma şuuruyla hareket etmelidir.

Gençliğimizin de bizlere bir emânet olduğu şuuruyla o emanete sahip çıkmak, haram ve günahlarla onu zâyi etmemek, emanet edenin yolunda ve rızası istikametinde değerlendirmek en önemli vazifemiz olmalıdır.

Gençler; bilhassa anne baba başta olmak kaydıyla büyüklere hürmet ve saygı, küçüklere şefkat, merhamet ve sevgi ile sahip çıkmayı vazife bilmelidir.

Ve yine iman ve ahlâkımızı korumak kaydıyla, gelişen dünyanın her türlü yeniliklerine, ilim ve teknik imkanlara sahip çıkarak insanlığın saadeti, huzuru ve sulh-u umûmiyeye, yani; dünya barışına katkıda bulunma gayreti içinde olma gençlerin esas gayeleri olmalıdır.

Ey geleceğin kahraman ümit nesli gençler!

Kuşlar gibi kanat çırparak uçun cennet bahçelerine doğru… Yakalanmayın şehvet, şöhret ve ölümle sonuçlanacak dünyanın fâni lezzetlerine, şeytan ve nefsin esaretine…

Allah’ın helâl dairede ikram ettiği, saymakla bitiremeyeceğimiz nimetlerin keyfe kâfi olduğu unutulmayarak harama günaha girmeye tevessül ve tenezzül edilmemelidir.

Nur varken zulmette boğulmamalı, hürken zincire vurulmamalı, kısa ömürde ebedi cennet kaybedilmemeli, tutulması ve yakalanması mümkün olmayan şeylerin peşine düşüp ömrü heder etmemeli, solmayan rengin sönmeyen ışığın beklediği zirvelere tırmanmaya çalışılmalıdır. Zira kaybedilen ömür, kıymeti bilinemeyen, iyi değerlendirilemeyen gençlik bir daha geri gelmeyecektir.

Sevgili Gençler!

Muhasebemizi iyi yapmanın, amel defterimizi iyi tutmanın yanında, ölmüş ruhları diriltme, kararmış dünyaları aydınlatma, tebliğ ve temsil yoluyla arkadaşlarımızı ve çevremizi uyarma gâye-i hayalimiz olmalıdır.

Haber Bültenimize Abone Olun
Haber bülteni aboneliğini istediğiniz zaman iptal edebilirsiniz.
error: Tüm içerik teliflidir. Kopyalanması yasaktır.