Çok kararsızım, ne yapmalıyım?

Hedefe konsantre olun. İnanç, sabır ve azimle motive olun. Bir tohum, bir tomurcuk gibi güneşle yüz yüze gelinceye dek mücadelenizi sürdürün. Defalarca düşünün, doğrulun, düşün, tekrar doğrulun, ama olaylar karşısında asla eğilmeyin…

0 24

“Benim sorunum; aldığım güzel kararları uzun zaman tatbik edemeden bırakmak. Mesela kitap oku- mak, sabah namazından sonra uyumamak gibi güzel kararlar alıyorum. Uygularken de çok mutlu oluyo- rum. Ama sonra vazgeçiyorum. Başarılı olmam için bana ne tavsiye edersiniz?” (N.G.)

Uygulamana, bir fazlasıyla tekrar, eğer yine vazgeçersen tekrar, tekrar ve ilanihaye devam etmeni tav- siye ederim sevgili N.G…

Zaten aldığımız kararları sürekli, ara vermeden hep uygulayabilseydik, bu dünya güllük-gülistanlık ve yaşanılası olurdu. O yüzden ki doğru sözlü insan; “İbadetlerin efdalinin az da olsa sürekli devam eden olduğu”nun altını çizmiş…

Eğer yanlış yapıyor ve çok çalışıyorsak; o da yanlış. Çünkü o zaman da çok koşar, yorulur ve çok yanlış yaparız. Önemli olan az da olsa limitimize göre, doğru şeyler yapmaktır. Bunda da “hedef”li yaşamak çok önemlidir. Hedef, inanç ve azim varsa, gerisi gelir.

Elbette insan; ömrü boyunca hayatin karşısında kimi zaman güçlü, kimi zaman yorgun, kimi zaman da umutsuz olabilir. Bu hususlar hayatın içindeki kaçamayacağımız durumlardır. Eğer hedeflerimiz yoksa böyle zamanlarda hayattan vazgeçmemiz ve koşmayı bırakmamız işten bile değildir.

Hayatımızı, hedefler koyarak yaşarsak, her sabah güne uyandığımızda yaşama sarılmak ve mücadele etmek için bir sebebimiz olacaktır. Küçük, limitinizi aşmayan hedefler belirleyin. Yine küçük adımlarla yavaş yavaş ilerleyin.

Hedefe konsantre olun. İnanç, sabır ve azimle motive olun. Bir tohum, bir tomurcuk gibi güneşle yüz yüze gelinceye dek mücadelenizi sürdürün. Defalarca düşünün, doğrulun, düşün, tekrar doğrulun, ama olaylar karşısında asla eğilmeyin…

Başaracağınıza inanarak size başarılar diliyorum.

 

*** *** ***

 

Duygularımızı mı kaybettik?

 

“45 yaşında ev hanımıyım. Eşimle 20 yaşımdayken birbirimize tutkuyla bağlı olarak evlendik. Bir kı– zımız oldu. Şimdi de bir torunumuz. Karşıdan bakıldığında örnek ve mutlu bir aileyiz. Ancak içte durum farklı. Eşim ve ben, yıllar süren beraberliğin ardından artık duygularımızı kaybettik. Sevgi yok oldu. İlk ayların heyecanını duymuyor ve yaşamıyoruz. Geri getireceğimiz bir şeyler olmalı değil mi? Çok üzülüyo- rum…” (C.Ö.)

 

Değerli okurum,

Mektubunuzu defalarca inceledim. Aslında sevgi ve duyguların kaybolması düşüncesi, mantıklı değil. Tıpkı yeni doğan bir bebek gibi sevgi, aşk ve duygular da kaybolmaz; ancak, aylar ve yıllar içinde bunlar değişim ve dönüşüme uğrarlar.

 

Ve inanın, her safhasında da ayrı bir tat, renk ve koku verirler, gelişirler, otururlar. Bu noktada önemli olan, bu duygu dönüşümünün yaşanmasıdır. Eldeki imkânlar dahilinde insan hayatinin fiziksel yönleri nasıl değişiyorsa bir süre sonra duygularımız da değişim ve gelişim gösterirler.

Bunların nasıl ve ne şekilde yaşandığı konusunda çiftler, üzerinde düşünerek tecrübelerini gözden geçirecek olurlarsa, yaşadıkları dönüşümlerin farkına vararak ilişkilerini daha olumlu ve farklı ufuklara taşıyabilirler.

Sevgi ve sıcak duygular tıpkı torununuza verdiğiniz isim (Güneş) gibi, daima ısıtırlar ve ışıtırlar. Bazen bulut olsa da sabah güneşiyle, öğlen ya da akşam güneşi, çok farklı sıcaklık ve renklerdedir. Ama hatırla- yın, hepsi de birbirinden güzeldir.

Güneşe bakın. Siz ondan uzakta gibisiniz; ama o, şekli, rengi ve sıcaklığıyla gözlerinizde aksediyor. Mutluluklar…

Haber Bültenimize Abone Olun
Haber bülteni aboneliğini istediğiniz zaman iptal edebilirsiniz.
error: Tüm içerik teliflidir. Kopyalanması yasaktır.