Çocukları terbiye etmede geç kalmamalı

Talim, terbiye mevkiinde bulunan kimselerin alacağı müspet vaziyet, dünya ve ahirette hem kendilerinin hem de evlatlarının saadetine; bunun aksine sorumluluklarını ihmal eden kimselerin bu yan- lış tutumları da sadece onların değil aynı zamanda ihmal edilenlerin de dünya ve ahiret felâketlerini netice verecektir.

0 141

Günümüze ait problemlerden biri olan, anne-baba, oğul-kız ya da diğer bir deyişle eski nesil-yeni nesil arasında vâki kültürel farklılık ve bu farklılığın doğurabileceği menfi sonuçlar, “terbiye” ile ilgili tedbirlerle giderilecek hususlardandır ve zamanı da “rüşd” çağına kadardır. Geç kalınırsa, müessir olunamayabilir.

Mesela babası talim ve terbiye görmemiş birinin çocukları eğer bir üniversitede okuyorsa bu çocuklardan bazıları kendilerini ebeveynlerinin üstünde göreceklerinden, hiçbir zaman tenezzül edip an- ne-babalarının fikirlerini almayabilirler.

Evet, bugün nice mütedeyyin kimseler vardır ki çocukları lisede, hatta bazıları da ilköğretimde iken, bir kısım yıkıcı fikirleri, ahlâksızlığı benimsemiş, hatta devlete, millete, hükümete, okul idaresine karşı isyan vaziyetini almışlardır.

Geçmişte ve şu andaki bütün öğrenci eylemlerinin neden ve nasıl bu safhaya geldiği tahlil edildiğinde, en büyük yanlışlardan birinin, çocuğun hareketlerinin takip edilmemesi ve ona verilmesi gereken terbi- yenin verilmemiş olduğu görülecektir.

Terbiye adına bizim kusurlarımızın neticesi olarak meydana gelen menfi sonuçlar için âh u vâh etmek, ellerimizi dizlerimize vurmak beyhude bir çırpınıştır. İçimizde duyacağımız vicdan azabı da sevabı olma- yan bir ızdıraptır.

Kur’an-ı Kerim, bir yerde, idlâl edilenleri, bakımı-görümü yapılmayıp da taklitle başkalarını takip eden- leri şöyle anlatır: “Ey Rabbimiz! Biz, reislerimize ve büyüklerimize uyduk da onlar bizi yoldan saptırdılar, derler.” (Ahzâb, 33/67)

 

Kur’an açıkça uyarıyor!

Kur’an-ı Kerim’in, gönüllerimizde bir inilti hâlinde duyulan bu ürpertici beyanında, perişan ve namaz- sız-niyazsız nesillerin, azab-ı ilâhinin dehşeti karşısında, babalara, annelere, amcalara, dayılara, akrabala- ra, hocalara, mürşitlere, mektepteki muallimlere acı ve açık bir uyarısı söz konusudur.

Evet bu beyan-ı ilâhide hafizanallah sû-i akıbete uğrayanları, kendileri ile alakalı sorumlular için, “Allah’ım, bizi yoldan saptıranların, bizi baştan çıkaranların, bize vaziyet etmeyenlerin azaplarını kat kat artır ve böylelerini perişan et ve onları lanetine müstahak kılarak, huzur-ı ilâhinden, dergah-ı nezd-i ulûhiyetinden uzaklaştır.” gibi bir sitem, bir serzeniş hatta bir beddua söz konusudur.

Bu itibarla talim, terbiye mevkiinde bulunan kimselerin alacağı müspet vaziyet, dünya ve ahirette hem kendilerinin hem de evlatlarının saadetine; bunun aksine, sorumluluklarını ihmal eden kimselerin bu yanlış tutumları da sadece onların değil aynı zamanda ihmal edilenlerin de dünya ve ahiret felâketlerini netice verecektir.

 

Haber Bültenimize Abone Olun
Haber bülteni aboneliğini istediğiniz zaman iptal edebilirsiniz.
error: Tüm içerik teliflidir. Kopyalanması yasaktır.