Çocuklara din sevdirerek anlatılmalı

Yaş ve birikimine uygun olmayan bilgi ve uygulama çocuktan istenmemeli. Altı aylık bir bebeğe nasıl ki yetişkinlere ait yiyecekler verilmiyorsa, dini konularda da çocuğun yaşının üstünde bir tutum sergilemesi beklenmemeli…

0 137

 

  1. Fethullah Gülen

Yakın tarihimiz itibarıyla bizde ve diğer İslâm ülkelerinde yetişen nesiller, dinin kolaylaştırıcı ve müjdeleyici mesajlarına yeterince ulaşamamış, hatta uzak kalmışlardır. Hâdise, selim bir kalb, sahih bir akılla incelendiğinde bunun sebebinin “mânâ” konusundaki bilinçsizlik ve gayretsizlik olduğu görülür.

Bu dönemde mü’minler, “Allah’a iman ettik” demekle beraber bu kelimenin ifade ettiği mânânın şuurunda olamamış, dış âlemle iç dünya arasındaki koordineyi sağlayamamış ve dine, diyanete ait olguları vicdanî enginlikleriyle anlayamamışlardı.

Ne acıdır ki, mekteplere din dersi konduğu zaman dahi, böyle bir fırsata rağmen bazı din ve ahlâk dersi muallimleri sadece Kur’ân-ı Kerim’i ezberletmekle iktifa etmiş ve dine sempatisi olmayan çocuğa yanlış eğitim metodları uygulayarak onlardaki o çok az olan “dine hürmet” hissini dahi yıkmışlardı.

Bunu yaparken elbette ki çocuklar dinden soğusun diye yapmıyorlardı; ancak asırlardan beri devam edegelen birkaç büyük yanlışımızdan biri son bir kez daha tekerrür ediyordu.

Din konusu sadece bir kısım formalitelerden ibaretmiş gibi, çocuğa bazı şeyler ezberletmelerle iktifa edersek, çocuk -Allah muhafaza buyursun- dinden nefret edebilir; bir derse girmişse, başka bir derse girmek istemeyebilir.

Altı aylık bir çocuğa nasıl yetişkinlere ait yiyecekleri vermiyorsak, öyle de belli bir yaşa kadar ezberleme meselesini de zorlamamak icap edecektir. İhtimal o, iman şuurunu elde ettikten sonra kendisi ezberlemeye çalışacaktır.

Konu, sevdirmek, düşündürmek, benimsetmek ve belletmek çerçevesinde ele alınmalıdır. Böyle bir yolda yürümeyip de o masum dimağları rakamlara boğarak on iki, otuz iki, elli iki farz deyip bazı âdetleri ezberletme metodlarına başvurursak, çocuğun kafasını, bilerek veya bilmeyerek dine, dinî duygulara karşı nefret ettirmiş oluruz ki, bu da dine hizmet yolunda ona karşı apaçık kötülük demektir.

Mü’minler bu hususta müteyakkız olmalı ve mutlaka dini her yönüyle sevdirmelidirler. Çocuğun kemmiyet ve riyazî şeylerle, kafasını doldurma yerine kalb ve kafasını mânâya açmalıdırlar.

Onlar öyle Kur’an’a aşık olmalıdırlar ki, onu öğrenme, makâsıd-ı ilâhîyi kavrama, idealleri hâline gelmeli ve “Allahım, bana dini anlamayı ihsan et, böylece makâsıd-ı sübbaniyeni öğreneyim, Kur’ân-ı Kerim’le dolayım.” diye düşünmeli ve hayatlarını bu mefkûreye bağlamalıdırlar…

Haber Bültenimize Abone Olun
Haber bülteni aboneliğini istediğiniz zaman iptal edebilirsiniz.
error: Tüm içerik teliflidir. Kopyalanması yasaktır.