Cennet ikliminde bir yuva

Efendiler Efendisi’nin (s.a.s.) ailesi sevginin, saygının, muhabbetin mayaladığı bir aile idi. Problemlerin konuşularak çözüldüğü, ahiret yamaçlarına kurulmuş sakinlerinin cennetnumun bir hayat sürdüğü cennet köşesi bir yuva…

0 141

Kainatın İftihar Tablosu’nun nurdan bir cemre gibi çöle düşeceği yıllar… Mekke üç beş ailenin yönetiminde; mazlumaların iniltisi ney gibi dinlenmekte

fakirler, köleler zulmün paletleri altında inim inim… Muktedirlerin putlar üzerinden kurdukları tiranlık çöl sıcaklarının yakıp kavurduğu gibi mazlum insanları perişan etmekte.

Kız çocukları adeta zulmün sembolü gibi yok sayılmakta. Babaların suratlarının “bir kızın oldu” haberi verildiğinde mos mor kesildiği utanç yılları..

Kız çocuklarının çölün kızgın kumlarına terk edildiği, tam sevilecek yaşlarında annelerinin kucaklarından koparılıp canlı canlı mezara gömüldükleri, baba şefkatinin yerini canavar bir yüreğe terk ettiği karanlık kapkaranlık bir çağ.

Bebek vicdanlarıyla yavruların, kanayan yürekleri ile annelerin, mahzun duruşları ile fakir ve kölelerin, toplum baskısından bunalan ve kız çocuklarını sırtlanlara yem etmek istemeyen babaların… beklediği muştuydu Efendimiz’in (s.a.s.) mesajlarının Cebel-i Nur’dan doğuşu…

O (s.a.s.), insanlığa kıyamete kadar yetecek nurdan mesajları ile gelince önce kız çocuklarının dudaklarına bir tebessüm düştü. Sonra kız çocuğu doğuran annelerin yüreklerine sekine indi… Kızı olan babalar gözlerini yerden aldılar.. Kız çocuğun oldu deyince yüzlerine artık o küfrün boyası siyahlık yerine bir huzur konuverdi.

Her şeyi ile insanlık için mükteda-i küll olan ve Kur’an’da: “Ey inananlar! And olsun ki, sizin için, Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah’ı çok anan kimseler için Resulullah en güzel örnektir.“ (Ahzab, 21) diye anlatılan Kainatın İftihar Tablosu (s.a.s.) bir baba olarak da en güzel örnek olarak düşmüştü insanlığın bahtına.

O (s.a.s.), kızlarını çok severdi. Hele Fatımasını (ranha). Bir seyehate çıkacağı zaman herkesle vedalaşır, en son Fâtımasına uğrardı. Seyehat bitip geriye dönerken Medine’yi görünce bineğini hızlandırır ve ilk uğradığı yer Hz. Fâtıma annemizin hânesi olurdu. Adeta hasretin süresini kısaltırdı.

Şu hatıra ise dertli Nebi’nin (s.a.s.) çocuklarının ve ümmetinin ahiretleri ne kadar düşündüğü ile ilgili enfes bir misaldir:

Hz Ali (r.a.) naklediyor:

“Fâtıma, babasına ailesinin en sevgili olanı idi. Değirmen çevirdiği için elinde, kırba ile su taşıdığı için boynunda yaralar oluşur, evi süpürdüğü için de üstü başı toz toprak içinde kalırdı. Bir ara Allah Resûlü’ne bâzı köleler getirilmişti. Fâtıma’ya:

– Babana gidip bir köle istesen! dedim.

Fâtıma gitti ve Resûlullah’ın, yanındaki bazı kimselerle konuşmakta olduğunu gördü ve geri döndü. Ertesi gün Resûlullah Fâtıma’ya gelerek:

– Kızım ne için gelmiştin bir ihtiyâcın mı vardı? diye sordu. Fâtıma sükût edip cevap vermedi. Ben araya girip:

– Ben anlatayım ey Allâh’ın Resûlü!’ dedim ve meseleyi anlattım. Bunun üzerine Allah Resûlü:

– Ey Fâtıma! Allâh’tan kork! Allâh’ın farzlarını edâ et! Âilenin işlerini yap! Yatağına girince otuz üç kere sübhânallâh, otuz üç kere elhamdülillâh, otuz dört kere Allâhu ekber, de! Böylece hepsi yüz yapar. Bu senin için hizmetçiden daha hayırlıdır. (Ebû Dâvûd, Harac, 19-20/2988)

Başka rivatte ise şunları da söylemişti:

– Vallahi Ehl-i Suffe açlıktan midelerine taş bağlar ve ben de onlara sarf edecek bir şey bulamazken size hizmetçi veremem. Esirlerin karşılığında fidye alacağım ve bu geliri Ashâb-ı Suffe için harcayacağım. (Ahmed, I, 106)

Efendiler Efendisi (s.a.s.) bir baba olarak yavrularının ahireti için çırpınıyor ve “hakiki yurt ahiret yurdudur” diyerek onların ona göre yaşamasını istiyordu.

 

Merhamet ve sevgi karşılıklı idi

Elbette bu merhamet ve bu sevgi karşılıklı idi. Yavruları, Babalarını (s.a.s.) o kadar severledi ki O’nun (s.a.s.) az bir üzülmesi gönüllerinde fırtınaların kopmasına yeterdi.

Yavrularının içinde O’na en çok benzeyen ise Hz Fâatıma annemizin olduğu rivayet edilir.

Efendimiz’in (s.a.s.) tüm çocukları kendisinden önce vefât etmiştir…

Sadece Hz Fâtıma (r.a.) annemiz Efendimizden (s.a.s.) 6 ay sonra vefât etti. Babasının ayrılığına dayanamadığı, vefatından sonra bir daha yüzünün gülmediği rivâyet edilir.

Vefatından sonra yazdığı mersiyeler içli bir hıçkırıktır adeta…

“…Varsın dünyanın doğu ve batısında bulunanlar senin vefâtım işitince ağlasınlar; neye yarar. Ben senin ayrılığının verdiği üzüntüyle yüzüme gözyaşlarından resim yaparak geliyorum. Gündüzlerim ise gecemden farksız. Gönlümde kocaman yaralar hâkim ve canım yanıyor, ruhum sızlıyor…”

Efendiler Efendisi’nin (s.a.s.) ailesi sevginin, saygının, muhabbetin mayaladığı bir aile idi. Problemlerin konuşularak çözüldüğü, ahiret yamaçlarına kurulmuş sakinlerinin cennetnumun bir hayat sürdüğü cennet köşesi bir yuva..

Bugün aile içi problemleri azaltmanın ve çıkan sıkıntıları suhuletle çözmenin yolu O’nun (s.a.s.) ailesinin örnek alınması ile mümkün olabilir.

Çöle düşen bu rahmet cemresinin getirdiği cennet iklimi ailelerin hatta tüm insanlığın aradığı hakiki huzurun mayası olacak inşallah…

 

 

Haber Bültenimize Abone Olun
Haber bülteni aboneliğini istediğiniz zaman iptal edebilirsiniz.
error: Tüm içerik teliflidir. Kopyalanması yasaktır.