Bize de hüzünlü veda düştü

Anamın duası bir an önce zulüm bitsin, hasret bitsin, ağlayanlar gülsün, yavrular annesiz babasız kalmasın, anneler babalar yavru hasreti çekmesin…. Sen de dua ediyor musun Anadolum, bu bota koyup el yurtlarına gönderdiğim yiğit yavrularımı bir gün bana geri ver Allah’ım diye…

0 19

 

HAKAN BALLI

En sevdiklerine, yıllarca alıştıklarına, annene, kardeşlerine, eşine ve yavrularına veda etmek. Hem de nasıl bir veda sen her şeyinle iliklerine kadar hissediyorsun ama tedbir olsun diye kimsenin bilmediği tek taraflı veda.

Her şeye bu belki de son görüşme diye yapılan veda. Bir daha dönmek gelip görmek nasip olur mu diye ciğerlerin kavrulduğu bir veda. Son sarılmalar, son koklamalar, son dönüp dönüp bakmalar ama karşı tarafın bilmediği hüzünlü veda. Doyasıya ağlamak isteyip de kimse anlamasın diye gözyaşını içine akıttığın veda.

Hülasa hüzünlü veda.

Veda zamanı geldiğinde vakitsiz annemi ziyarete gittiğimde önce irkildi sonra bayağı sevindi garibim. Biraz oturup muhabbetten sonra ayrılık vakti geldiğinde öptüm, kokladım ve arkama bakamadan ayrılırken annem “Çok sevindim arada gelin beni böyle ziyaret edin bana yeter” dediğinde zor tuttum kendimi az kaldı sesli ağlayacaktım. Koşa koşa uzaklaştım ve gözyaşlarımı arabada gizli gizli akıttım.

Şimdi sıra evde hanım ve çocuklardan ayrılmaya gelmişti. Bu ne ağır bir imtihan! Hanıma karşıya geçeceğim geç gelebilirim diye evden ayrıldım. Garibim karşı derken Meriç’in karşısı olduğunu nerden bilecekti. Daha önce hazırladığım bir sırt çantasını bürodan alıp çıkarken kapıdan dönüp bir daha baktım yıllarımın geçtiği odaya çalışma masama. İnsan nesnelere de veda ederken baya hüzünleniyormuş meğer.

Adeta ölüm gibi her şeyi yavaş yavaş geride bırakıyordum. Hep geçtiğim caddeler sokaklar mahalle camisi ve evime son bir bakış. Aman Allah’ım bu ne ağır bir yük. Ve insanlar gittiğimi öğrenince verecekleri tepki hep hayalimde. Bindiğim son metrobüs. Ah metrobüs seni de özleyeceğim dediğimi hatırlarım.

Ve binilen bir araba hızıyla hayatımın aşkı dediğim İstanbul’umdan ve tüm sevdiklerimden uzaklaştırıyordu beni. Geriye dönüp bakmaya korka korka arada kaçamak yaptığım oldu. Nasip olur da bir daha ne zaman göreceğim seni İstanbul diye içim yanıyordu.

Havzaya geldiğimizde akşam ezani okunuyordu. Ezan bu kadar iliklerime kadar hiç inmemişti. Bu memleketimde dinlediğim son ezan mıydı acaba diye içim acıdı. Ve Ülkemde kıldığım son namaz akşam namazı. Sanki hayatta kılınan son namaz gibi tatlı ve hüzün vericiydi.

Çünkü sen anamın diğer yarısısın!

Artık son veda geldi ve en acıklısı. Anaya veda, eşe evlada kardeşe ezana ve en son can damarı hükmünde Vatana veda. Bota binerken Firavun’un bebeği Hz. Musa’yı öldürmesinden korkarak Nil nehrine bırakan annesi aklıma geldi. Tüm anneler yavrularını zalimlerden korumak için her türlü fedakârlığı yaparlar. Anam yerine koyduğum Anadolu da yavrularını korumak için adeta botlara bindirip Meriç nehrine bırakıyor.

Acaba arkamızdan annemin ağladığı gibi ağladın mı Anadolum?

Arkamızdan, “Hele siz zalimden kurtulun ben sizin hasretinize dayanırım” diye gözyaşı akıttın mı Anadolum?

“Benim has evlatlarım gidin Allah’a emanet” diye salıkladın mı Anadolum?

Ne kadar da güzel isim verdiler sana anam ve Anadolu. İkiniz de cennet kokuyorsunuz. İkiniz de hasret yüklüsünüz. İkiniz de ağlarsınız için için. Ama biliyorum hep içinizden hele siz sağ olun da biz hasretle özlemle kavrulmaya razıyız diyorsunuz. Ağlasanız da yavrular bizi görmesin üzülmesin diye gizli gizli ağlarsınız.

Anamın duası bir an önce zulüm bitsin, hasret bitsin, ağlayanlar gülsün, yavrular annesiz babasız kalmasın, anneler babalar yavru hasreti çekmesin… Sen de dua ediyor musun Anadolum, bu bota koyup el yurtlarına gönderdiğim yiğit yavrularımı bir gün bana geri ver Allah’ım diye.

Eminim ki dua ediyorsun. Çünkü sen anamın diğer yarısısın; anam ve Anadolum…

Haber Bültenimize Abone Olun
Haber bülteni aboneliğini istediğiniz zaman iptal edebilirsiniz.
error: Tüm içerik teliflidir. Kopyalanması yasaktır.