Bir iffet âbidesi: Hz Cüleybib (ra)

0 1.725

Peygamber Efendimiz (sas), can dostları sahabe efendilerimizle sohbet ediyordu. Bu sırada bir genç gelerek, “Yâ Resûlallah, bana zina yapmak için izin ver.” dedi. İffet ve ahlâk kahramanlığında zirveleri tutmuş İki Cihan Serveri’ne nasıl böyle bir söz söylenebilirdi?

Güzel ahlâkı tamamlamak için gönderilen Resûlullah’a (sas) böylesi edep dışı bir teklifte bulunulması sahabe efendilerimizi rahatsız etmişti. Gencin üzerine yürüyerek onu ayıpladılar ve men ettiler. Ancak getirdiği iman nuruyla insanları iffet ve edebin en güzel örnekleriyle süsleyen Peygamber Efendimiz (sas), gencin kendisine getirilmesini istedi. Delikanlı yaklaşınca şöyle sordu:

“Bu fiilin annene yapılmasını ister misin?”Genç:

“Hayır, vallahi istemem” diye cevap verdi.
Peygamberimiz:

“Başka insanlar da anneleri için bunu istemezler” dedi.

Daha sonra, “Kızın için kabul eder misin?”, “Kız kardeşin için…”, “Halan için…”, “Teyzen için bunu ister misin?” diye sordu ve her defasında, “Vallahi hayır” cevabını alınca, Hz. Peygamber de, “Diğer insanlar da buna razı olmazlar” buyurdu.

Sonra elini gencin üzerine koyup, “Yâ Rabbi, günahlarını affet, kalbini pak et, fercini muhafaza et” diye dua etti.

Genç ondan sonra hiçbir olumsuz eğilim göstermedi. (Müsned, 5: 256)

“BEKÂRLARI EVLENDİRİN”

Peygamberimizin (sas) tatlı ve yumuşak üslubu, anlayışlı ve empatiye davet eden yöntemi gencin beyninde şimşekler çakmasına sebep olmuştu. Az önceki duygularıyla şimdiki tavırları arasında büyük bir fark vardı.

Bu gencin Cüleybib isminde 15-16 yaşında birisi olduğu ve kadınlara sözle sarkıntılık yaptığı söylenir.

O hadise ve duadan sonra Cüleybib, Medine’nin en iffetli ve ahlaklı insanlarından biri haline gelmiştir. Ancak kötülükten alıkoymak yetmemektedir. Çünkü insanın içindeki duyguların meşru bir şekilde tatmin edilmesi gerekir ki, kendilerini haramdan koruyabilsinler. Nitekim Peygamber Efendimiz (sas) bir gün gençlere şöyle demişti:

“Sizden kimin evlenmeye gücü yeterse evlensin. Çünkü evlilik gözü haramdan alıkoyar; iffet ve namusu muhafaza eder. Evlenmeye gücü yetmeyen ise oruç tutsun. Çünkü (oruç), cinsî arzuyu azaltır.” (Müslim, Nikâh: 1)

Zaten Rabbimizin emri de aynı doğrultudaydı:

“İçinizden bekârları, köle ve cariyelerinizden dindar olanları evlendirin. Onlar fakir iseler Allah onları lütfuyla zenginleştirir. Allah’ın lütfu geniştir ve O her şeyi hakkıyla bilir.” (Nur Sûresi: 32)

EVLENİR EVLENMEZ SAVAŞA KATILDI

Bu yüzden Cüleybib’e köklü bir çözüm bulmak isteyen Allah Resûlü, onu evlenecek kızları olan bir aileye gönderir. Aile soylu ve iffetlidir. Her an kızları için bir evlenme teklifi beklemektedirler.

Cüleybib kapıyı çalıp içeriye girer ve onlara Allah Resûlü’nün selamını söyler. Aile heyecanlanmış ve arkasından gelecek haberi merakla beklemektedir. Cüleybib, Peygamberimizin dediklerini aynen onlara aktarır. Kâinatın Efendisi, “Benim selamımı söyle, kızlarını sana versinler” buyurmuştur.

Ana ve baba birbirleriyle bakışırlar. “Cüleybib’e mi?” diye düşünürler ve tereddüt ederler. Ancak emri veren İki Cihan Serveri’dir ve ortada tereddüt edecek bir mesele yoktur. Onlar kızları adına tereddüt geçirirken, perde arkasından bütün konuşulanları dinlemiş olan evin kızı seslenir:

“Allah Resûlü’nün emrini yerine getiren birisi karşısında niçin tereddüt gösteriyorsunuz?” (Müsned, 4: 422)

Anne ve baba kızlarının bu uyarısı karşısında evliliğe razı olurlar. Cüleybib artık evlenmiştir. Birkaç hafta sonra da Resûlullah ile birlikte bir cihada katılır ve orada şehit düşer. Bazıları şehitlerini araştırırken, “Kayıplarınız var mı?” diye sorar Allah Resulü. “Yok!” diye cevap verirler. “Ama benim kaybım var!” der Allah Resûlü.

Arkasından da sanki çocuğunu yitirmiş mahzun ve yüreği yaralı bir baba gibi Cüleybib’i arar ve nihayet bir yerde bulur. Yedi kâfirin yanında, üstü başı kanlı, bir sürü yara içinde ve kılıcı hâlâ elindedir.

Allah Resûlü ferman eder: “Yedi kişiyi öldürdü gazi oldu ve sonra da şehit düştü.”
Başını dizine koyar ve şöyle buyurur: “Allah’ım, bu bendendir, ben de ondanım.” (Müslim, Fedâilü’s-Sahabe: 131; Müsned, 2:136, 4: 422-425)

HANIMI PEYGAMBER DUASI ALDI

Hz. Cüleybib’in (ra) hanımı ise, kocasının yolunu gözlüyordu. Şehit olduğunu öğrenince, “şehit hanımı” olduğu için Cenâb-ı Hakk’a şükretti. Hele Resûlullah’ın kendisi için, “Allah’ım, onun üzerine hayırlar yağdır. Hayatı boyunca sıkıntı yüzü gösterme.” şeklindeki duasına mazhar olunca dünyalar kendinin oldu. Bu dua sebebiyle herkes bu kadına gıptayla bakardı, yardımlarını, alakalarını esirgemezlerdi. (Müsned, 4: 421; Üsdü’l-Gàbe, 1: 292.)

Evet, Peygamberimize (sas) itaat eden ve duasını alanlar ahlâk ve iffet kahramanı oldular. Allah bizleri de Kendisine ve Resûlüne itaatle ahlakta ve iffette zirveyi tutanlardan eylesin.

Haber Bültenimize Abone Olun
Haber bülteni aboneliğini istediğiniz zaman iptal edebilirsiniz.
error: Tüm içerik teliflidir. Kopyalanması yasaktır.