Bahtiyar Şair’dan Gülen’e mektup

Rahatsızlığı sırasında Hocaefendi’nin kendisine gösterdiği vefayı gözyaflları içinde anlatırdı. Dünyadaki ve hususan ülkesindeki okulların fikir mimarı Hocaefendi’ye yönelik yazılıp çizilen menfi fleylerden son derece rahatsız oluyor ve üzülüyordu.
Enes Cansever-Sydney

0 167

Bahtiyar Şair’dan Gülen’e mektup : Nevem sizin okulda okuyir, size derin teşekkürlerimi bildirirem

Azerbaycan’ın Mehmet Akif’i Bahtiyar Vahapzade, 13 Şubat 2009’da aramızdan ayrıldı. Aradan 11 yıl geçmiş. Bakü Devlet Üniversitesi’ndeki uğurlama merasimine iştirak etmiş tabuta omuz verme ‘bahtiyar’lığına erişmiştim.

Rahmetliyle, çok farklı bir hukukumuz vardı. Vefatı gerçekten beni de sarsmıştı. Vefatından üç gün önce evindeydim. Bu durum ayrı bir etki oluşturmuştu bende. Tam 10 yıl Azerbaycan’da görev yaptım. Kurban ve Ramazan bayramlarına ayrı bir ihtimam gösterir, yetinmez, tüm bayramlarda ve özel günlerde Koca Şairi ziyaret ederdim.

Türkiye ile ilgili müspet veya menfi tüm gelişmeleri ilk bizimle paylaşırdı Bahtiyar Şair. Bu nedenle, yorumlarını kendi ağızdan dinleme imkânı bulurdum.

 

Telefon numarası hala bende hatıra

Telefon numarası kendisinden güzel hatıra gibi hâlâ kayıtlıdır bende. Öte yolculuğuna çıkmadan, ülkemize olan sevgisini tekraren yineleyerek; “Şu andaki tek arzum, ölümden önce son bir kez daha Türkiye’yi görmek.” diye mırıldanmıştı.

Çok eminim ki, bugün yaşasaydı, değil bugünkü Türkiye’ye gitmek, ülkenin bugünkü hali için karalar bağlardı.

Türkiye’nin her beceriksizce savruluşunda üzülür, hoşa gitmeyen aksi seyirler onu çokça üzerdi. Bu tür durumlarda akan gözyaşlarına şahit olmuşumdur.

 

“Terörist” muamelesi gören eğitimciler

Üzüntüsünü de kederini de ilk bizimle paylaşırdı.

Mesela, o dönemde Bakü’de, Türk haber kanallarına getirilen yasaklama Vahapzade’yi bir hayli üzmüştü. Tepkisini; “İki kardeş ülke arasında hiçbir hususta yasak olmamalı” diyerek dışa vurmuştu. Ya Vahapzade, yıllarca Azeriler’e hizmet eden eğitimcilerin, işadamlarını son yıllarda yaşadıklarını görseydi. Bakü adliyelerinden MİT marifetiyle kaçırılan masum insanlara duyarlı yüreği tahammül edebilir miydi?

Rahmetli olaylara tepki gösterdiğinde şu meşhur ifadesini sıkça kullanırdı: Üzünü (yüzüne) tüpüreceğim. ‘Tek Millet ve iki devlet’in mekanizelerinin, bu masum insanlara karşı hoyratça tavrı nedeniyle, birilerinin yüzüne ‘tüpürmek’ için bir takım planları olurdu muhakkak.

Türkiye’ye ilk ziyareti

Bahtiyar Şair, bugünlerde bahtı kara bir coğrafyaya dönüşen Anadolu’ya ilk gidişini şöyle anlatmıştı, evindeki çay sofrasında: “Türkiye’ye ilk defa 1961 yılında gemiyle gitmiştim. Para bozdurmak için bankaya gittim. Parayla birlikte, ilk kez Türkçe ve üzerinde de ‘Bahtiyar Vahapzade’ yazan bir makbuzu elime almıştım. O makbuzu hayatım boyunca muhafaza ettim.”

Şiirin, şairlerin duygusal anıtı’ olduğunu söyler şairler.

Millet olarak duygusal yönümüz ağır basıyor.

Hayata ninniyle başlar, ağıtla veda ederiz.

Anadolu ve Anadolu insanına dair bahisler açılınca, Vahapzade’yle söyleşmemizi yoğun bir duygusallık işgal eder, sözlerimize gözyaşlarımız eşlik ederdi. O ağlar, bizi de ağlatırdı.

 

Allahu Ekber ve ezan

‘Allah’u Ekber’ şiirinin serencamesini ise şöyle anlatmıştı: “1979’da, Türkiye ziyaretim ayrı bir öneme sahip. Dedeman Oteli’nde kalıyordum. Ramazan ayıydı. Sabah ezanıyla uyanmıştım. İstanbul’un semalarında sabahın sessizliğini bozan, göklerde yankılanan bir ses…

O sesi en son, 4 yaşında işitmiştim. Aradan yıllar ve yıllar geçtikten sonra bu sesi, özlemini iliklerimde hissettiğim güzel Türkiyem’de dinlemek nasip olmuştu. Ezanların biri başlıyor, biri bitiyordu. Bir taraftan ağlamış, bir taraftan da “Allahu Ekber” şiirini İstanbul’da yazmıştım.”

Vefa’ya ve vefasızlığa çok vurgu yapardı. Rahatsızlığı sırasında Hocaefendi’nin kendisine gösterdiği vefayı gözyaşları içinde anlatırdı. Dünyadaki ve hususan ülkesindeki okulların fikir mimarı Hocaefendi’ye yönelik yazılıp çizilen menfi şeylerden son derece rahatsız oluyor ve üzülüyordu.

Eğitim kurumlarına karşı karalamalar o dönemlerde de yer yer yapılmıyor değildi. Kara propagandaya varan bugünkü karalamaların provaları şeklinde düşünelim, o günlerde yapılanları. Şimdilerde, kapağı açılmamış karalamaların adresi haline geldi, hizmet hareketi ve bu hareketin gönüllüleri.

O günlerde yapılan karalamalar için Bahtiyar Şair, tam 11 yıl önce, yani son görüşmemizde hasta yatağında şunları söylemişti: “Bu güzel eğitim hizmetlerinin meyvelerini biz görmesek de tüm insanlık şahit olacak. Saldıranlar, bir gün yaptıklarından utanç duyacaklar.”

 

Gülen’den vefa örneği!

Vahapzade o dönemin Türk hükumetine sitemde bulunarak; “Felç geçirdiğimde İran kendi büyükelçisi vasıtasıyla, ülkesinde tedavi edilmem üzere özel uçak gönderme teklifinde bulundu. Ama Türk hükumeti, geçmiş olsun bile demedi. Hiç olmazsa arayıp, ‘geçmiş olsun’ diyebilirlerdi. 80 yıllık yaşamım boyunca Farsları hiç sevmedim. Eserlerimde de bunu gösterdiğim halde bana sahip çıktılar. Türkiye’nin hasretiyle, sevgisiyle yaşamama rağmen umduğumu göremedim.”

Türkiye Zaman’da çıkan bu röportajdan hemen sonra, Fethullah Gülen Hocaefendi, şairi Türkiye’de tedavi ettirme düşüncesiyle, özel bir heyeti Azerbaycan’a yollamıştı. Heyet Hocaefendi’nin bu arzusunu şaire iletmişti. Daha sonra, o dönemin Kültür Bakanlığı Müsteşarı Prof. Dr. Mustafa İsen bizlerle temas kurmak suretiyle, Vahapzade ile iletişime geçmişti.

Gülen’e mektubu!

Türkiye’de yine art niyetli bazı kesimlerin o zaman yürüttüğü karalamalar (bugünün provaları) sürecinde, Bahtiyar Vahapzade’nin bundan yıllar önce Hocaefendi’ye yazmış olduğu ama asıl “terör” zırvasında bulunanlara cevap niteliğini taşıyan hem de orijinal Azeri lehçesiyle yazılan mektubu arz ederek, birkaç kelamla bitirelim yazımızı:

“Can, kan, din kardaşım, eziz ve möhterem Fethullah Gülen efendi!

Sizin teşebbüs ve yardımınızla dünyanın bir çox (çok) ülkesinde, o cümleden Azerbaycan da açdığınız mektebler böyük hürmet ve nüfuz qazanmıştır. Bu mektebleri eks-etdiren (tanıtan) filme baxdım. Qelbim feğrle doldu. Bu meselede Sizin hidmetleriniz çox böyükdür.Allah Sizden razı olsun. Bu böyük hadiseye mende, çox sevinirem. Siz çox böyük iş görürsünüz. Bu mekteblerde tehsilden evvel terbiye ve exlaqa (ahlaka) çox diqqet yetirilir (önem verilir).

Bu ise cavanların doğru yola düşmesinde çox önemlidir. Çünki, eğlaqsız (ahlaksız),terbiyesiz adama elm (ilim) öyretsen, o, öyrendiyi (öğrendiği) elmi (ilmi) eğlaqsızlağa yönelder. Bu ise terbiyesiz adamın eline silah vermeye benzeyir. Menim nevem ( torunum) da Bakü’de, sizin tövsiyesiyle açılan okulda okuyir. Bu mekteblere göre Size derin teşekkürlerimi bildirirem. Çox sağ olun! (14.11.2008-Bahtiyar Vahapzade.)

Bu mektubu; hürmet ve nüfuzu hiçe sayanlar, büyük hizmetleri göremeyenler, sevinçli büyük hadiseye kör kesilenler,

ahlakla örülmüş faaliyetlere sağırlaşanlar, gençleri girdikleri güzel yollardan alıkoyanlar, iyice okusun derim.

Okusunlar,hoyratlıklarına yansın, akılsız başlarını hangi taşlara çalacaklarını, şimdiden düşünsünler, derim.

Dertli coğrafyanın, dertlerle dillenen, şiirinden dert akan şairimizi rahmet ve minnetle anıyorum. Kabri pür nur, mekanı cennet olsun…

 

80%
Awesome
  • Design
Haber Bültenimize Abone Olun
Haber bülteni aboneliğini istediğiniz zaman iptal edebilirsiniz.
error: Tüm içerik teliflidir. Kopyalanması yasaktır.