Allah, evlenene yardım eder

Allah, evlenene yardım eder

Evlilik için asla ümitsiz olmayın. Çünkü halkımız arasında meşhur olan, “Evlenene ve ev alana Allah yardım eder.” sözü gerçektir ve milyonlarca tecrübeyle sabittir.

0 270

 

Cemil Tokpınar

Yıllar önce, bir iftar sonrası, Sultanahmet meydanında kurulan küçük kitapçı dükkânlarının birinin önünde imza ve sohbet programım vardı. Çok şiddetli bir kış gecesiydi ve her taraf karlarla örtülmüştü. Çok iyi giyinmiştik ama elimiz ayağımız buz kesiyordu. Karşıdan kol kola girmiş, tebessüm eden iki genç yanıma geldi.

– Hocam, kitabınızı okuduk ve evlendik, dediler.

Aile hakkındaki “Ömür Boyu Aşk” kitabını okuyup evliliğini güzelleştiren, sorunlarını çözüp daha mutlu bir hayat yaşayanları duymuştum. Ancak kitabı evliliğe teşvik olarak algılayan okuyucularım çok değildi.

– Nasıl oldu bu, diye sordum.

– Tanışıyorduk ve evlenmek istiyorduk. Fakat çevremizdeki evlilerin geçimsizliği bizi ürkütüyordu. Biz de başarısız bir evlilik yapmaktan korkuyorduk. Kitabı okuyunca gördük ki, mutlu bir evlilik yapmak pekâlâ mümkünmüş.

Üç ay önce evlendiklerini ve çok mutlu olduklarını söylemişlerdi.

Okuyuculardan aldığım bazı mektup ve mailleri hatırladım. Gençlerin bir kısmı, anne babasının veya akrabalarının geçimsizliğinden söz ediyor ve evlenmekten çekiniyorlardı.

Bir kısım evlilikler ise maddî imkânsızlıktan kurulamıyordu. Aileler razı, nişanlılar evlenmek için can atarken sırf ev eşyaları ve düğün masrafları yüzünden evlilik gecikiyordu. Hatta düğün merasimini, davetli akrabaların yıllık izinlerine denk getirmek için aylarca erteleyenler vardı.

Her şey yolunda giderken evliliği engelleyen önemli bir sebep de, önceki ilişkilerdi. Gençlerin evlenmeden önceki arkadaşlıkları, evliliğin “olmazsa olmaz”ı olan sadakat ve güveni sarsıyor, soru işaretleri oluşturuyordu. Eğer bu dönemde büyük hatalar işlenmişse, evlilik büyük ölçüde güçleşiyordu.

Günümüzde eğitim ve iş süreci, askerlik, ideal adayı bulamama, ailelerin razı olmaması da evliliği geciktirebiliyor.

Gençlerin evlenme cesaretini kıran ya da evlilik dönemini geciktiren problemlerin çözümünde hem gençlere, hem de ailelere, topluma ve devlet kurumlarına büyük görevler düşüyor.

Maalesef bu sorunları yaşayan genç sayısı milyonlu rakamlara çoktan dayanmış durumda. Vakti geldiği halde evlenemeyen gençlerin oluşturduğu büyük bir kitle var.

Ne yazık ki, her geçen gün evlenenler azalıyor, boşanmalar artıyor. İşte TÜİK’in (Türkiye İstatistik Kurumunun) açıkladığı son rakamlar:

Buna göre, Türkiye’de 2018’de evlenen çift sayısı 553 bin 202, boşanan çift sayısı ise 142 bin 448 oldu. Evlenen çiftlerin sayısı 2018’de bir önceki yıla göre yüzde 2,9 azaldı, boşanan çiftlerin sayısı ise yüzde 10,9 arttı. Oysa 2007’de evlenen çift sayısı 638 bin 311, boşanan çift sayısı ise 94 bin 219 idi.

 

Son 11 yıldaki korkunç neticeyi görüyor musunuz?

Evlenen çiftler 85 bin 109 azalırken, yıkılan yuvalar 48 bin 229 artmış.

Bu acı sonuç, kişisel çabaların ötesinde kitlesel gayretlerin kaçınılmaz bir zaruret hâlini aldığını ispatlıyor. Milletçe verilecek kapsamlı bir mücadele gerekiyor. Yoksa bu sorun birkaç vakıf ve derneğin, birkaç yazar ve psikologun, kimi duyarlı medya kuruluşlarının yaptığı çalışmalarla çözülecek cinsten değil.

Toplumun bütün kesimlerince verilecek mücadeleyi teşvik edecek, yönlendirecek, destekleyecek güçlü ve etkin bir kuruma ihtiyaç var. Bu kurum, “aileyi koruması” anayasal bir görev olan devletten başkası olamaz. Anayasanın 41. maddesi “Aile, Türk toplumunun temelidir” başlığını taşır ve şöyle der:

“Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması ve aile plânlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilâtı kurar.”

Devlet bu maddede sayılan üç görevden sonuncusu olan “aile plânlamasını”, yani bilinçli olarak nüfusu azaltmayı hiç aksatmadan yapmaktadır. Ama ondan daha önemli olan ilk iki görevle ilgili projelerin bir kısmını ihmal etmekte, bir kısmını ise hiç yapmamaktadır.

Her ne kadar şu anda devlet mekanizmasını işleten siyasî iktidar, varlığını sürdürmek için gücünü milleti ayrıştırmak, ötekileştirmek ve her türlü haksızlığı yapmak yolunda kullansa da biz uyarı ve tavsiye vazifemizi yerine getirelim.

 

Peki neler yapılmalı?

Zararın neresinden dönülse kâr olduğuna göre, geçmişin ihmallerini de telâfi edecek yoğun, kapsamlı ve etkin bir çalışmaya girilmelidir. Bu amaçla, şu teklifler proje hâline getirilip hemen uygulanmalıdır:

1- Millî Eğitim, İçişleri ile Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlıklarının ortak projesiyle bütün ülkede aile okulları açılmalıdır. Bunun için belediyeler ve halk eğitim merkezleri yoğun bir şekilde kullanılabilir. Okul binalarından da yararlanılabileceğinden dolayı seminerler için yer problemi olmayacaktır. Bu seminerlerde, evliliğe hazırlık, eş seçimi, aile bütçesi, aile içi iletişim, eş tanıma ve anlama yöntemleri, sorun çözme yolları gibi konular işlenmelidir. Hatta bu konuların yer aldığı bir kitap, tüm gençlere ücretsiz dağıtılmalıdır.

2- Lisenin son ve üniversitenin ilk sınıfına “ikili ilişkiler ve aile” dersi seçmeli olarak konabilir. Maalesef kendi dalında çok iyi eğitim almış nice insan, evlilikte başarısız olabiliyor. Çünkü bu alanda hiçbir eğitim almamış ve sadece çevresinden gördükleriyle amel ediyor. Sonuçta yoğun problemler çıkıyor. Eşini dövenlerin büyük bir bölümünün yüksekokul mezunu olması rastlantı değil.

3- Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Maliye Bakanlığının hazırlayacağı bir projeyle fakir gençler için faizsiz “evlilik kredisi” verilebilir. Buraya ayrılacak kaynak, zaten sağlıksız evliliklerin meydana getirdiği sorunların çözümüne harcanıyor. Gençlerin kolayca evlenip mutlu bir evliliği başarmaları birçok toplumsal sorunu çözecektir.

4- Maalesef bugün siyasî emeller için kullanılan muhtarlıklar, ailenin kurulması ve korunması için aktif bir şekilde görev alabilir. Birçok muhtarlığın kendine ait özel bir binası bulunuyor. Buranın bir odasında istihdam edilecek bir psikolog pekâlâ evlilik danışmanlığı görevini üstlenebilir. Buralardaki eleman açığını kapatmak için üniversite mezunları arasından isteyenlere kurs verilip çalıştırmak mümkündür. Zaten ülkemiz üniversite mezunu işsizlerle dolu.

5- Devletin ilgili bakanlıkları gençleri evlendirme konusunda medya, yayın ve sanat dünyasıyla yakın ilişkide bulunmalı, ailenin kurulması ve korunmasına yönelik çalışmaları teşvik etmeli, ufuk açmalı, hatta ödüllendirmelidir.

Bu ve benzeri tedbirler alınırsa, kısa zamanda büyük bir ilerleme kaydedilecektir. Aksi takdirde önümüzdeki yıllar ailemiz adına çok kötü sonuçlara adaydır.

Saydığımız tekliflerin benzerlerini vakıf ve dernekler üstlenmelidir. Gençlerin evlilik amacıyla birbiriyle tanıştırılması, karşılıksız para ve eşya yardımı yapılması, evliliğe hazırlık seminerleri gerçekleştirilmesi, gençlerimizin bu tür sorunlarını çözmeye yardımcı olacaktır.

Zaten Kur’an’a göre gençlerin evlendirilmesi, toplumsal bir görevdir. Rabbimiz bu hususta mealen şöyle buyurur: “Sizden bekâr olanları, kölelerinizden ve cariyelerinizden durumu uygun olanları evlendirin. Eğer bunlar yoksul iseler Allah onları lütfuyla zenginleştirir. Allah lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir.” (Nur Suresi, 32. ayet)

Buna göre gençlerin çevresinde bulunan akrabaları ve arkadaşları da evlilik konusunda yardımcı olmalıdır. Bir kişi için ağır olan evlilik masrafları, dostlar bir araya gelince çok hafifleşir inşallah.

 

Evlilik için asla ümitsiz olmayın!

Tüm bu yardım yollarından mahrum olan gençlere de bazı tavsiyelerimiz var:

Evlilik için asla ümitsiz olmayın. Çünkü halkımız arasında meşhur olan, “Evlenene ve ev alana Allah yardım eder.” sözü gerçektir ve milyonlarca tecrübeyle sabittir.

Ancak dikkat edilecek birkaç husus var:

Öncelikle aday seçiminde olağanüstü ideal aday düşünmek yerine, denkliğe dikkat edin. Her ne kadar kendi tercihinizin etkisi varsa da İlâhî takdiri de hesaba katın. “Hayır, Allah’ın seçtiği şeydedir” sözünü hatırlayarak, geçim noktasında Allah’a tevekkül edin.

Düğün ve ev eşyası masraflarında ölçülü davranın. Borçlanarak yapılacak nişan ve düğün merasimleri sizi sadece bir gün mutlu eder. Maliyeti yüksek beklentiler ve israf, evlilik üzerinde caydırıcı olduğu gibi, evlendikten sonra da sizi huzursuz eder.

Evliliğe hazırlık için mutlaka birkaç kitap okuyun. Bazen bir kitap, muhtemel sorunlara karşı koruyucu hekimlik etkisi yaptığı gibi, mevcut sorunları da çözmeye yardımcı olur.

Unutmayın: Evlilik Peygamber Efendimizin (s.a.s.) büyük ve önemli bir sünnetidir. O bizi hiçbir konuda mahcup ve pişman etmediği için evlilik konusunda da birçok hayır ve bereket olacağı kesindir.

Haber Bültenimize Abone Olun
Haber bülteni aboneliğini istediğiniz zaman iptal edebilirsiniz.
error: Tüm içerik teliflidir. Kopyalanması yasaktır.