Açlık çekmeden oruç tutmuş gibi olma: İftar

0 872

 

OSMAN KARYAĞDI

İftar, daha önce de üzerinde durulduğu üzere, oruç tutan bir insanın güneşin batmasıyla, duası, besmelesi, önce hurma, yoksa su ile iftar edilmesi gibi belli hususiyetler içinde orucunu açması manasına geliyor.

İftar, tek başına, aile fertleriyle beraber yapılabileceği gibi, etrafımızdaki komşular, iş arkadaşlarımız, akrabalarımız gibi belli özelliklere sahip insanlarla da yapılabilir. İftarda ya eve misafir alınması veya başka birine iftara gidilmesi İslam toplumlarının tarihi geleneği içinde önemli bir yere sahiptir. Allah Resûlü’nün (aleyhissalâtu vesselam) uygulama ve tavsiyeleri bu konuda da örnek, rehber ve yol gösterici olmuştur.

BAŞKASININ YAPTIĞINI EKSİLTMEDEN ONA ORTAK OLMAK

Efendimiz (s.a.s.), değişik zamanlarda insanlara ikramda bulunmayı, oruçlulara iftar yaptırmayı, mükâfatını da vurguluyarak tavsiye etmiştir. İftar yemeği verecek kimse farklı sebeplerle kendisi bizzat oruç tutamamış olabilir. Kendisi oruç tutamamış bir insanın oruçlu kimselere iftar yaptırarak, onların orucuna, orucun mükâfatına ortak olması mümkündür.

Şaban ayının son günü ashabını Ramazan orucuna hazırladığı bir sohbetlerinde, başkalarına iftar yaptırmaya dikkatleri çeker Allah Resûlü (s.a.s.):

عَنْ سَلْمَانَ
رَضِيَ اللهُ عَنْهُ، قَالَ: خَطَبَنَا رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ
وَسَلَّمَ فِي آخِرِ يَوْمٍ مِنْ شَعْبَانَ فَقَالَ:
 …مَنْ فَطَّرَ فِيهِ صَائِمًا كَانَ مَغْفِرَةً لِذُنُوبِهِ،
وَعِتْقَ رَقَبَتِهِ مِنَ النَّارِ، وَكَانَ لَهُ مِثْلُ أَجْرِهِ مِنْ غَيْرِ
أَنْ يَنْتَقِصَ مِنْ أَجْرِهِ شَيْءٌ.
قَالُوا: لَيْسَ كُلُّنَا نَجِدُ مَا يُفَطِّرُ الصَّائِمَ.
فَقَالَ: يُعْطِي اللهُ هَذَا الثَّوَابَ مَنْ فَطَّرَ صَائِمًا عَلَى تَمْرَةٍ،
أَوْ شَرْبَةِ مَاءٍ، أَوْ مَذْقَةِ لَبَنٍ

Selman-ı Farisî’den (radıyallahu anh) rivayet edildiğine göre, Allah Resûlü (aleyhissalâtu vesselam):

Kim Ramazan ayında bir oruçluya iftar yaptırırsa, bu, onun günahlarının bağışlanmasına ve cehennemden kurtulmasına vesile olur. Ayrıca iftar yaptırdığı Müslümanın aldığı sevaptan bir şey eksilmeksizin, onun kazandığı kadar da sevap kazanır, buyurdu. İftar yaptırmanın büyük mükâfatını duyan sahabîlerden bazıları:

– Bizim hepimiz bir oruçluyu iftar yaptıracak imkâna sahip değiliz… deyince, Efendimiz:
– Allah teala bu sevabı, oruçlu bir kimseye; “bir hurma” veya “bir yudum su” ya da “bir içim süt” ile iftar yaptırana da lütfeder, şeklinde durumlarını açıkladı. (İbn Huzeyme, Sahih 3/191)

عَنْ زَيْدِ بْنِ خَالِدٍ الْجُهَنِيِّ قَالَ قَالَ رَسُولُ
اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
:
 مَنْ فَطَّرَ
صَائِمًا كَانَ لَهُ مِثْلُ أَجْرِهِ غَيْرَ أَنَّهُ لَا يَنْقُصُ مِنْ أَجْرِ
الصَّائِمِ شَيْئًا
.

Zeyd b. Halid el-Cühenî’den (r.a.) rivayet edildiğine göre, Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:

“Kim bir oruçluya iftar yaptırırsa, iftar yaptırdığı Müslümanın sevabından bir eksilme olmaksızın, onun kazandığı kadar da ayrıca sevap kazanır.” (Tirmizî, Savm 82; İbni Mâce, Sıyam 45)

Evet, oruçlu kimselere iftar yaptırmakla örneği olmayan müthiş bir ortaklık kuruluyor. Akşama kadar Allah rızası için aç kalarak oruç tutma sevabı kazanan kimseye iftarda ikramda bulunarak tuttuğu oruca ortak olunuyor. Bu ortaklıkta bir fark fark ortak sayısı artsa bile paylaşılan şey hiç azalmıyor. İftar yemeği yapan cömert insanlar da bu vesile ile “oruç tutmuş gibi” sevap kazanıyorlar.

İKRAMDA BULUNANA DUA ETMEK

Enes b. Malik (r.a.) anlatıyor. Allah Resûlü (s.a.s.) bir gün ensardan Sa’d b. Ubade’nin (r.a.) yanına uğramıştı. Cömertlik ve misafirperverliği ile tanınan Hz. Sa’d da hemen Efendimiz’e ikram etmek üzere bir parça ekmek ve zeytin çıkardı. Allah Resûlü (aleyhisselam) bu ikramı geri çevirmedi. Yemeği bittikten sonra Müslümanlara hem duada hem de uygulamada örnek olması adına şu duayı yaptı:


أَفْطَرَ
عِنْدَكُمُ الصَّائِمُونَ، وَأَكَلَ طَعَامَكُمُ الْأَبْرَارُ، وَصَلَّتْ
عَلَيْكُمُ الْمَلَائِكَةُ
.

“Evinizde hep oruçlular iftar etsin, yemeğinizi ebrâr/iyiler yesin, melekler de daimi duacınız olsun.” (Ebû Dâvûd, Et’ıme 55) Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) yaptığı bu yemek duası ile Müslümanları, sofralarını iftar yapacaklara açmaya teşvik etmiştir.

Efendizin bu teşviki iftar sofralarında iyi ve salih insanların olmasına özen göstermeyi Müslümanlara tavsiye etmektedir. İftar davetlerine gelen, ister fakir ister zengin olsun farklı sınıflardan insanlar Müslümanlar arasında kardeşlik ve dayanışmanın fiili uygulamasına iyi bir örnektir. Sadece zenginlerin çağrıldığı, ihtiyaç sahiplerinin hiç dikkate alınmadığı yemek davetlerini kınar Allah Resûlü (as).

Ramazan’da fakir ve muhtaçlar iftar için evlere davet edilebileceği gibi, kendi evlerinde aile fertleriyle daha güzel iftar yapmaları da sağlanabilir. Bu da değinilen hadislerdeki “iftar yaptırma” kapsamına dâhildir.

Ramazanda, özellikle fakirler ve ihtiyacı olanlar için hazırlanan kumanya paketleri bu konuda güzel bir uygulamadır. Yerine göre muhtaç kimselere kendi evlerinde iftar sağlama, onları “iftara davet etme”nin önüne geçebilir.

Ramazanda iftar vermekle alakalı geleneğimizde çok güzel ve dikkat çekici uygulamalar yaşanmıştır. Fakat bunları, geçmişimizi yüceltmek için yazıp anlatmak yerine, “bugün biz ne yapıyoruz, ne yapabiliriz?” diye kafa yormamız, yeni projeler geliştirmemiz daha hayatî öneme sahiptir.

İftar, sadece yemek değil; dinî bir faaliyettir

Haber Bültenimize Abone Olun
Haber bülteni aboneliğini istediğiniz zaman iptal edebilirsiniz.
error: Tüm içerik teliflidir. Kopyalanması yasaktır.